“ÖĞRETMEK, BİR SAĞALTIMDIR”

26.11.2022 11:50

 

Dr. Odhan Yüksel, eğitimle ilgili bir yazıma yaptığı yorumda: “Eğitim bir sağaltımdır.” diye yazdı. Bu söz, çok anlamlı. Bu yorum, yazı konum oldu şimdi. Bu sözü: “Eğitip öğretmek, bir sağaltımdır.” biçimine dönüştürdüm.

“Sağaltmak” sözcüğü, “Sağlığa kavuşturmak, iyileştirmek, iyi etmek, tedavi etmek” anlamında.

Doğaldır ki “öğretmedeki sağaltım” hem tinsel hem de bedensel alanda. Öğrenen kişi, bilgilenip olumlu yönde davranış değişikliği göstererek gittikçe tinsel olarak iyileşme içindedir. Özgüven, sevgi, saygı duyguları güçlenir bu sayede. Akranları, büyükleri, küçükleriyle iletişimi güçlenir kişinin. Bireyler arasındaki ilişkide belli bir düzeye erişilir. Bu düzey, sağlıklı ilişkilerin olması gereken düzeydir.

Tinsel alanda oluşan iyileşme, bedensel alana da yansır. Kişi, bedenini daha sağlıklı duruma getirmenin yollarını öğrenir. Tinsel ve bedensel eğitim, günlük yaşama bir disiplin getirir. Bu disiplin, zamanı doğru kullanmayı sağlar. Eğitimle sağaltılmış birey, günlük yaşamını rastgele değil, bir izlence doğrultusunda yaşar. Çünkü bu kişinin boşa geçirilecek zamanı, çöpe atılacak emeği, harcanacak bir çalışması yoktur. Onun için zaman ve emek çok değerlidir. Bunları doğru ve yararlı kullanmak, eğitim-öğretimin sağaltımıyla kazanılan bir davranış olmakta.

Kişi, eğitim ve öğretimin gücüyle önce kendi tinini, bedenini disiplin altına alır. İlkel güdüler, bu eğitim sayesinde kontrol edilir. Güdülerin ilkelliğinin ortadan kalkmasıyla her alanda eşit ilişkiler kurulur insanlar arasında. Kişiler sosyal, siyasal, ekonomik, ekinsel konumu ne olursa olsun eşit ilişki içindedirler.

Kadın ve erkek, cinsellikleriyle değil; ussal üretimleri, birey kimlikleriyle değer kazanır. Cinsellik, çiftleşme dürtüsünün ilkelliğinden kurtularak sevişme aşamasına geçer. Sevişmenin olması için gerekli koşul, sevidir. Zorlama, parasal çıkar, tek yanlı doyum sevinin olduğu yerde söz konusu bile olmaz. Sevişme, eşit bireylerle eşit ilişki durumuna gelir.

Eğitip öğretmenin sağaltımı, asıl olarak bilimsel alanda görülür. İnsanda merak duygusu gelişir. Bu meraktır ki bireyin öğrenmesini hızlandırır. Kişinin öğrendikçe öğrenesi gelir. Bu da bilim alanında gelişimin tetikleyicisi olur. Her bilimsel buluş, bir merakın sonucu. Eğitip öğretmek, insanlara yeni ufakları görmek için geniş pencereler açar. Bu pencerelerde yeni bakış açıları oluşur. Bu bakış açıları; kişiyi bilinmeyeni bulmaya, öğrenilmeyeni öğrenmeye, tanınmayanı tanımaya yöneltir. Ulaşılmayana ulaşma isteği, önemli bir amaç olur.

Doğadaki varlıklar arasındaki ilişki öğrenilir. Bu ilişkideki kurallar, çoğu zaman büyük derslerle doludur. Bu dersler, kişiyi eğitir. Ona tansık sayılabilecek bilgileri öğretir. Doğanın sırrına erişmek, kişinin çevresindeki saygısını ve onlarla uyumunu güçlendirir. Aslında demokrasi eğitiminin önemli bir alanıdır doğa. Doğanın güzelliklerini, varsıllıkları, değerini kavramak eğitip öğretmekle olmakta.

Eğitip öğretmekle kişi, kendi gücünü ve güçsüzlüğünü fark eder. Gücünü doğru kullanmayı öğrenir. Diğer kişilerin gücüyle kendi gücünü örgütlü bir biçimde birleştirmenin önemi kavranır. Güçsüzlüğünü gidermek için toplumun diğer bireyleriyle işbirliği yapmayı düşünüp uygular. Güçten de güçsüzlükten de güç almayı öğrenmek, eğitim ve öğretimle olur. Bilginin gücü, kişinin kendisini ve yaşadığı dünyayı değiştirmesinin önünü açar. Dünyayı değiştirme gücü, eğitilip öğrenmenin gücüdür.

Eğitilen kişi, kendini kötü alışkanlıklardan korur. Kötü alışkanlıkların toplumu saran bir virüs durumuna gelmesini önleyen güç de budur. Sapkın ilişkilerin önüne geçer eğitim.

İnsanın tinsel ve bedensel sağaltımıyla içinde sakladığı erişilmez güç ortaya çıkar. Bu güç, başıboşluğu kaldırmaz. Bunda disiplinsizliğin yeri yoktur. Gücün doğru, tutumlu, dizginlenerek kullanımı söz konusu.

Eğitmek ve öğretmek, bireyi ve toplumu sağaltır. Onu, onulmaz sayrılıklardan kurtarır. Eğitim ve öğretimin olduğu yerde salgın sayrılıklar olmaz. Ancak eğitim öğretim ulusal, çağcıl ve bilimsel olmalı.

Sağaltımcılar toplumu ve bireyleri sayrılıklardan sağlatarak kurtarırlar. Öğretmenler de toplumu kör karanlıklardan, geriliklerden, yozluktan, güçlü devletlerin sömürüsünden kurtarmak için sağaltırlar. Bu nedenle onların yetiştirilmesi, geliştirilmeleri savsaklanamaz. Öğretmenleri önemsemeyen toplumların gelişmesi olanaksız.

Adil Hacıömeroğlu

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları