8.3 C
Berlin
08:18 - 09/04/2020
Almanya Haber – Berlin Haberler – Son Dakika Avrupa Haberleri

Prof. Dr. Levent Seçer

Prof. Dr. Levent Seçer arşivindeki tüm yazılar ha-ber.com'da.

Diğer Yazarlar

AKLIN YOKEDİLDİĞİ BİR ÜLKE…

17:48 - 18/04/2011

Aklın yok edildiği bir ülkede. Çağdaş değişimden, aydınlıktan, uygarlıktan, özde ve dolaysız bir demokrasiden, Atatürk devrimlerinden onun çağdaş düşünce anlayışından söz etmek mümkün müdür?
Düşüncesini fikirlerini toplumla paylaştığı için yargılanan, yazdığı kitabı toplatılan, aydınlıktan çağdaş devrimlerden söz edenlerin, gazetecilerin aydınların hala yargılandığı hapsedildiği bir ülke de. Siz bu aklı yok etmeye çalışıyorsanız, o zaman hala adını koyamadığınız demokrasiye bu zarar vermek değil midir?”Adını İleri Demokrasi” koyduğunuz anlayışın, şu ana kadar ülkeye verdiği değişimsellik nerede? Siz akıl ve bilimi yok ederek kendi düşünce anlayışınızdan yana etkileşim alanı yaratacak olursanız, bu ülkeye zarar verir, sonrasında da tehlikenin içinden çıkamazsınız. Aklım verdiği çağdaş değerlerin yansıtıldığı düşünceyi yakarsanız, burada bir sorun var demektir. Bu sorunu da yaratan siz olursunuz yanıtını veremezsiniz.

DÜŞÜNCENİN SUSTURULMASI

Berlin Üniversitesi’nin önünde 10 Mayıs 1933 günü Naziler, eserleri Nazi ideolojisiyle bağdaşmayan yüzlerce yazarın kitabını, marşlar söyleyerek yaktılar. Daha sonra Almanya’da 34 üniversite kentinde devam etti kitap yakma olayı, bunu da Nazi marşları söyleyerek kutladılar. Yaklaşık 30 bin kitap yakıldı. Bertolt Brecht, Charles Darwin, İlya Ehrenburg, Albert Einstein, Friedrich Engels, Sigmund Freud, Andre Gide, Maksim Gorki, Ernest Hemingway, Franz Kafka, Jack London, Karl Marx, Erich Maria Remarque, Stefan Zweig. Kitapları yakılan yazarların bazılarıydı bunlar. Bazıları Yahudi asıllı, bazıları hümanist, sosyalist düşünceyi savundukları için kitapları toplatılarak yakıldı. Halkın bilgilenmesi ve bağımsız düşünmesinden korkan dönemim hükümeti, bu tür düşünceyi yansıtan her kitabı yakmaktan çekinmemiştir. Peki, şimdi Hitler döneminin mantığındaki düşünceden ne farkı var benim ülkemde yaşananların.
Geçmişe baktığımızda bunun örneklerini de ülkemizde yaşadık. Türkiye’de yasaklanmış ve bir bölümü yakılmış kitaplardan bazı örnekler vermek isterim. Nazım Hikmet’in tüm şiirleri, Rıfat Ilgaz’ın Sınıf’ı, Sabahattin Ali’nin Sırça Köşk’ü, Andre Malrauz’un Umut’u, Nihat Behram’ın Darağacında Üç Fidan’ı, Henry Miller’in Oğlak Dönencesi, Adolf Hitler’in Kavram’ı, Lewis Cervantes’in Don Kişot’u, Charles Darwin’in Türklerin Kökeni 1001 gece Masalları, George Orwell’in 1984’ü, buraya kadar açıklayabildiğim önemli kitaplardı toplatılan yasaklanan ve yakılan. Ve geçtiğimiz günlerde de ülkemizde bir yazarın kitabı, daha basılmadan toplatıldı yok edildi. Kendi ideolojilerine göre demokrasiye isim koyanlar, şimdi aklın yolunu kapatarak hedeflerine ulaşmaya çalışıyorlar. Atatürk Türkiye’sinde akıl ve bilimi yok etmeye çalışmak, aklın yolunu kapatmak, hala adını koyamadığımız demokrasiye kilit vurmak değil midir? Eğer ki düşünen bir yazarın düşüncelerini yansıtmasına siz dur derseniz, yâda toplumu gerçeklerle buluşturabilmek adına fikirlerini paylaşmasından korkarsanız bunun adı demokrasi olamaz. Sadece dolaysız özde bir demokrasi de bunu görebilirsiniz.

TÜRKİYE NEREYE GİDİYOR?

Türkiye şimdi çok zor bir dönemden geçiyor, belki de tarihinde en zor seçimlerden birini yapacak, iki dönemdir iktidarda olan AKP, yeniden iktidarı ele geçirecek, peki sonra ne olacak dersiniz? İşte bunu bende yazmak yâda düşünmek bile istemiyorum, hırsından öfkesinden ihtirasından korktuğum bir Başbakan seyretmek bana belki huzur vermiyor, ama bu sonuca katlanmak ve kabul etmekten başka yapacak bir şey var mı? CHP ve diğer partilerden de beklediğim bir çözüm gelmeyeceğini biliyorum. Ama beni asıl üzen. Başbakanın hala bunca yıl politikayı siyaseti öğrenememiş olması, Türkiye’nin kazanmak için çabaladığımız uluslararası saygınlığının, ne kadar yanlış resimler verilerek yok edilmesi gerçeği.
Tüm dünya sizi seyredecek ve siz çıkıp yakışık olmayan sözler sarf ederek hırsınıza öfkenize yenileceksiniz. Fransa’da Başbakanı seyrederken bir Türk vatandaşı olarak üzüldüm, şiir okuduğu için hapsedildiğini söylerken, kendi ülkesini Batı’ya şikâyet eden bir Başbakan daha var mı acaba? Kendi ülkemdeki gazetelere baktım, kendi medyasını kurmuş bir iktidara yandaşlık yapmak adına, üzülmemiz düşünmemiz gerekirken, Başbakanın yaptığı gösteriye alkış tutuyorlardı. Şimdi bunlara baktığımda, Türkiye’nin nereye sürüklendiğini düşündüm. Yazımın başında anlatmaya çalıştığım gibi, aklı yok etmeye çalışmak dedim. Biz aklı ve bilimi nerde kullanacağımızı bilmiyoruz, yeniden bu düşüncelerle iktidara gelecek bir AKP, nasıl ki insanları korkutmak, sindirmek ve dolayısıyla aklı yok etmek adına kitapları basılmadan topluyorsa, inadına akıl ve bilimi, çağdaş düşünceyi, Atatürk devrimlerini, cumhuriyeti aydınlığı düşünenlerin de buna karşı direnmesi gerekmektedir.
Korkmak ve kaçış bir çözüm yolu olmayacaktır. Sonunda akıl ve bilim galip gelecektir.
Ne Mutlu Türküm Diyene.

Prof. Dr. Levent Seçer

Çerezler (cookie), ha-ber.com web sitesini daha etkin bir şekilde kullanmanızı sağlamaktadır. Anladım daha fazla