KAZ DAĞLARINDAN ESEN RÜZGAR: ERKUT ONART

24.07.2021 13:44

Asıl adı İDA olan kaz dağlarından körfeze doğru sıcak bir rüzgâr esiyor.

Birkaç haftadır öylesine sıcak ki, Allah; insanları cezalandıracağını hissettirmek için acaba güneşi hatırlatıcı olarak mı kullanıyor diye düşünmeden edemiyorsunuz.

İnanılır gibi değil ama; körfezin buz gibi olan deniz suyu bile adeta kaynama noktasında…

Yollardaki arabalar; gıdım gıdım ilerliyor. Kıyılar insan seli. İğne atsan yere düşmüyor. Deniz kenarında sıcaktan ve kalabalıktan bunalıp dağa kaçanlar dağ yollarını ve ünlenmiş köyleri, piknik alanlarını doldurmuş. Her halde Kaz dağları hiçbir dönemde böylesine kalabalık görmemiştir.

Zeytin ormanına gizlenmiş cırcır böcekleri, sabahın erken saatlerinde motor sesini andıran çığlıkları ile serenada başlamışlar bile… Bu ses, bir zamanlar İzmir Buca Hasanağa bahçesinde bugün yerinde yeller esen İzcilik eğitim merkezini anımsatmaya yetiyor…

Bütün bu hengamenin arasında dört kişilik bir deniz izci ekibi, emeklilik sonrası deniz izciliği ile ilgili güzel şeyler konuştukları ve planlar yaptıkları ancak ölüm haberi ile şok oldukları Erkut liderlerine, son görevlerini yerine getirmek için Ayvalık’taki tarihi Saatli Camii’ye gitmek üzere farklı yerlerden yola çıkıyorlar.

***

Biliriz ki, ölüm hepimiz için vardır. Kaçınılmaz sondur. Pandemi sürecinde pek çok dostumuzu, akrabamızı zamanlı-zamansız bizden koparıp Dünya topağına harç etti.  İnsanlar neden yaratıldıklarını unutmuş, sadece maddiyata önem vererek yaşadıkları, iyiliğe güzelliğe, mutluluğa ve sevgiye dair kavramlardan uzaklaştıkları için bazı güzel insanların ölmesi, bazı güzel işlerin yarım kalmasına neden oluyor. Çünkü kaba güç her yere egemen olmuş durumda.  Her gün mutsuz bir haberle sarsılıyor, bir güzel insanın yokluğuna kendimizi alıştırmaya çalışıyoruz.

Tek tesellimiz; yaratılışlarının kıymetini bilmeyen, vefasız dünya insanlarından kurtulup onların daha güzel olduğuna inandığımız bir başka aleme göçmüş olmaları…

Üzüntümüz ise birbirinin dilinden anlayan, ayni duyguları paylaşan beraberliklerimizin sona ermesi…

***

Ayvalık’ta deniz hırçın… Kaz dağlarından kopup gelen deli rüzgar, körfezde anafor yapıp, köpük köpük dalgaları ile kıyıları dövüyor. Eskisi ve yenisi ile, plansız bir şekilde, birbiri üstüne yığılmış binalarının arabesk görüntüsüne rağmen yine de güzeldir Ayvalık kıyıları… Bir tepeye çıkıp baktığınızda bu antik kent böyle mi değerlendirilir? Diye sorgulamadan edemiyorsunuz.

Tarihi Saatli Camii’ etrafındaki binalar ve daracık sokakların arasında kaybolmuş.

Yas kıyafetleri ile kapısından giren dört farklı İzcilik teşkilatının dört deniz izcisi; musalla taşında ki tabuta doğru ilerlediler. Erkut ONART’ın manevi huzurunda onu izci selamı ile selamlayıp saygı duruşunda bulunurken 10-15 kadar cemaat, polis ve  dış işleri görevlisi, sıralanmış tev çelenklerindeki izcilik teşkilatlarının isimlerini okuyup, onun unutulmuş bir dönemini hatırladılar.

Tabutuna Türk Bayrağı serilmemişti. Vali, Belediye başkanı, Milletvekili, Konsolos gibi ünvanı olan bir protokolde yoktu. Oysa sağlığında devleti için önemli işler yapmış bir insandı… Cenazesi büyük bir sadelik içinde kaldırıldı. İhmal mi idi? Pandemi korkusu muydu? Vasiyeti miydi bilemiyoruz. Ama, Çocukları da kendisi gibi dünyanın bir ucunda görevli oldukları için cenazeye yetişememişlerdi. Görevi son yıllarda onu yalnız bırakmayanlar tamamlamıştı.

***

Bugün yazımıza konu olan Erkurt ONART; 1937 yılında Dünyaya gelmiş, Galatasaray lisesinden sonra Siyasal bilgiler fakültesini bitirmiş, Dış işleri bakanlığında, Tebriz, Lüksemburg, Bahreyn, Cenevre, Rotterdam başkonsolosluklarında konsolos olarak görev yapmıştı. Doğa ve fotoğrafçılık tutkunu, tüm insanları kucaklayacak bir yüreğe sahip insandı. Türkiye’de deniz izciliğinin ve sivil izciliğin öncüsü olan Türkiye İzciler Birliğinin kurulması için çaba sarf etmiş, görev yaptığı yerlerde Türkiye’nin tanıtımına katkıda bulunmuş, çektiği fotoğraflar ile sergiler açmıştı.

Hollanda’da ki görevi esnasında gurbetçilerin “Baba” diyecek kadar yakınlaştıkları Erkurt ONART, onların kalbini kazanmış, unutulmaz izler bırakmıştı.

İnsanların merak edip akın akın geldikleri bir Ayvalık aşığı idi.  Hayat ona “Burada yaşayamazsın” deyip, tüm denizcilerin kaderinde olduğu gibi ülke, ülke gezmesine, başka bir kentte yüreğine yenik düşmesine izin vermişti ama, o Ayvalık’a gömülmesini vasiyet etmişti. Allah merhameti ile muamele etsin.

Bugünlük bu kadar… Kaz dağlarından esen rüzgar bugün dindi…

Ona Allahtan rahmet, varlığından uzak düşen ailesine baş sağlığı, düşüncelerini paylaşıp öneriler sunduğu insanlara bunları gerçekleştirecek güç ve kuvvet versin.

 

 

Yorumlar

Sevil YAZGAN PERVANE dedi ki;

2021-07-26 11:04:32

Kalemine ve yüreğine sağlık Taner Liderim 👍👏Hepimizin duygularını dile getirmişsin. Erkut Liderimiz de gökyüzü oymağına kavuştu. Mekânı cennet olsun 🙏

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları