HADDİNİ BİLMEK !

02.10.2022 00:00

Mevlana’ya sormuşlar:

‘’O kadar yazıyorsun, okuyorsun sen daha ne bilirsin?’’ 

‘’Haddimi bilirim!’’ Demiş.

Bilen ile bilmeyen bir olmaz!

Ömründe bilimsel, felsefi, araştırma üzerine tek bir kitap okumamış bazı kişiler, her konuda kulaktan dolma, akla- mantığa sığmayan,  dedikoduları gerçekmiş gibi inanarak paylaşmaları moda oldu.

Genel Kültür, bilim, ahlaklı olmak için bilimsel, siyasal, kitaplardan, bilim insanı olarak benimsenmiş kişilerin belgelere dayanan eserlerinden ve o kuralları yaşamakla, özümsemekle öğrenilir.

Bu bilişim çağında sosyal medya aracılığıyla, o kadar çok montaj sahtekarlıklar yayınlanıyor ki, bilgisiz kişiler bu montajlara inanmakla kalmıyor, bu sahtekârlıkları haddini bilmeyerek savunmaya kalkışıyorlar.

Türkiye Cumhuriyeti tarihinde, yönetime seçimle gelen bakan, başbakanların liyakat, servet birikimi,  diploma sorunu en fazla AKP iktidarında gündeme gelmiştir.

İlk kez bir iktidar partisinin aile bireyleri yolsuzluklarıyla, devlet yönetimine doğrudan katılmaları, Recep Tayyip Erdoğan’ın başbakanlığı, özellikle de cumhurbaşkanlığı döneminde öne çıkmıştır.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılmak için dört yıllık Üniversite diplomasına sahip olması gerekirken

Anayasa kuralı olmasına rağmen,  Recep Tayyip Erdoğan’ın geçerli diploması da yok.

Aslında Recep Tayyip Erdoğan İmam Hatip Okulunda Kuran ve Arapça ‘dan zayıf notlar aldığı için o

dönemin eğitim yasasına göre ‘’belge’’ ile okul hayatı bitecekken, bir öğretmenin teklifi ile öğretmenler kurulu kararıyla İmam Hatip okulunu bitirmişti.

İmam Hatip okulundan sonra Erdoğan’ın eğitim durumu karanlıkta kalmıştır.

Eyüp Lisesi ve Marmara Üniversitesi diploması hep şaibeli ve karanlıktır.

Bir ara, basına gösterilen diplomada, Marmara Üniversitesinden 1981 yılında mezun olduğu belirtiliyor.

Fakat,  Marmara Üniversitesi 1983 yılında kurulmuştu.

Bu kanının yok edilmesinin en kestirme ve soyut yolu, gerçek diplomaların ortaya konmasıdır!

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu önderine, onun en yakın silah arkadaşına haddini aşarak hakaret etme cüretini göstermesine tek bir namuslu cumhuriyet başsavcısı ‘’haddini bil’’ diyemiyor.

Abdülhamit döneminde; Romanya, Karadağ, Sırbistan, Bulgaristan, Bosna Hersek ve Kıbrıs’ı kaybettiği tarihe geçmişken-ortak karakter benzerliği nedeniyle Erdoğan haddini aşarak tarih inkar etmektedir.

‘’Kurtuluş Savaşını keşke Yunan kazansaydı!’’ Diyeni ödüllendirende Erdoğan’dır.

Mustafa Kemal Atatürk’ün, halka inandığı dinin gerçeğini göstersin diye kurduğu Diyanetin Başkanı bu haini kutsamakla kalmamış, Ayasofya’nın açılış senaryosunda Atatürk’e hakaret hadsizliğini göstermişti.

İzmir Belediye Başkanı Tunç Soyer, 9 Eylül İzmir’in Kurtuluşunun 100. Yılı kutlamasında yaptığı konuşmada, Atatürk’ün Nutuk’tan alıntı yapmıştı.

Atatürk’ün Vahdettin’e söylediği ‘’Hain’’ sözüne ‘’Kurtuluş Savaşını Keşke Yunan kazansaydı!’’ ihanetini onaylarcasına Bahçeli’nin ve Erdoğan’ın tavrı yadırganmadı.

Onlar aslında Tunç Soyer’in şahsında Mustafa Kemal Atatürk’e olan kin ve öfkelerini ortaya koymaktadırlar.

Mersin’de Polis evine PKK saldırısında bir polis ölürken, bir PKK’lı militan yakalanırken, iki militan bombalı yeleklerini patlatarak intihar etti.

İçişleri Bakanı Soylu ve Erdoğan, PKK militanının 2010 yılında CHP’nin cezaevinde tutuklu gazeteciler listesinde yayınladığı Dilşah Ercan olduğunu açıklayarak Kılıçdaroğlu’nu ve CHP’yi sorumlu tutmuşlardı.

Yandaş Gazeteler aldıkları talimat üzerine: ‘’CHP’nin Gazetecisi’’ başlığı ile CHP’yi hedef gösterdiler.

Erdoğan ve Soylu, bu terör komplosunu HDP’nin ve Selahattin Demirtaş’ın sahip çıkacağını beklerken onların teröre karşı çıkmaları iktidar ve yandaşlarının beklentisini boşa çıkardı.

Bir ay öncesinden bazı komploların yapılacağı ihbarının doğruluğu ortaya çıkarken, iktidarın ve yeraltı örgüt elemanlarıyla fotoroman koleksiyonun merkezindeki içişleri bakanının CHP’yi peşinen suçlamaları bu planlı komploların devam edeceği kuşkusunu umarız haklı çıkarmaz.

Bebek katili Öcalan’ın Cumhur İttifakını destekler mektubunu okuyan Bahçeliye, Öcalan’ın kardeşinin TRT ekranlarından Erdoğan’a destek istemesine rağmen ne HDP ne Selahattin Demirtaş ne de HDP seçmeni onları dinlemeyerek, terör yerine barıştan yana olan Millet İttifakını destekleyerek barışı ve demokrasiyi tercih ettiler.

PKK pususunda canına kastedilen Kılıçdaroğlu’nu PKK destekçisi göstermeye çalışanlara ilk seçimlerde her inançtan, her kökenden, barıştan yana yurttaşlar Laik Cumhuriyete sahip çıkarak:

Haddinizi bildirecekler! 

Yıldız AKALIN

 

 

 

 

Yorumlar

Ismail dedi ki;

2022-10-02 10:44:11

Kıymetli Yıldız Kalemine sağlık teşekkürler İsmail

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları