SPOR’A İHANETİN DÜNÜ-BUGÜNÜ (1)

SPOR’A İHANETİN DÜNÜ-BUGÜNÜ (1)
2

BEĞENDİM

ABONE OL

Mustafa Kemal Atatürk, ‘’Ben sporcunun akıllı, çevik ve ahlaklısını severim!’’ Demişti.
SPOR: SİSTEM-PRENSİP-0RGANİZASYON-REKOR sözcüklerin baş harflerinden oluşmuştur.
Sistem: Düzenli, planlanmış bir işleyiş. Prensip: Bir oluşumun temelini oluşturan kurallar
Organizasyon: yapılacak yarışmanın hazırlanması, planlanması ve yönetilmesi. Rekor: Netice
Görüldüğü gibi spor; sistemi, prensibi ve organizasyonu öne almış neticeyi en sona bırakmış.
Yenme-Yenilme bazı spor yarışmalarında berabere kalma kuralı geçerli kılınırdı.

Bazı spor yarışmaları teke tek, bazı spor yarışmalarında eşit sayıda takım olarak sporcularla yapılır.

SPOR kazanan, kaybeden ayırımı yapmadan kavganın, öfkenin değil, barış ve dostluk içinde bir yarış (rekabet) olarak kurallaştırılmıştı.

Yarışma sonunda yenilen yenen kişi veya takımı tebrik eder, dostça tokalaşır kucaklaşırlardı.

Diktatörler demokrasiyi ‘’dinsizlik’’ diye dayatarak sapkın tarikatlar ve sözde din adamlarınca uydurdukları adetlerle halkı köle gibi kullanırken, Sporu da halkın bir yarış ve eğlence konumundan kopartarak bir yarış değil bir kavga aracı olarak kullandılar.

Portekizli diktatör Salazar’a ülkeyi 41 yıl tek başına nasıl yönettiğini sormuşlar:
Hafif bir gülümseme ile “3 F ile” demiş! (Fado-müzik), (Fatima- din) (Football (futbol).

Osmanlıda Futbol, Müslüman tebaaya yasaktı.

Meşrutiyetle 1903 yılında Beşiktaş Jimnastik Kulübü Şamil Şhaplı Başkanlığında kuruldu.

1905 Yılında Galatasaray Ali Sami Yen Başkanlığında kuruldu

1907 yılında Fenerbahçe Nurizade Ziya Songülen Başkanlığında kuruldu
Ülke ’de dostça rekabet ederken, dışarıda hangi takımın maçı varsa her takımın taraftarı o takımı desteklerlerdi.

İstanbul İşgal altındayken işgal güçleri ile FB maçını hem BJK hem de GS desteklemişlerdi.
FB İngiltere’den oyuncu takviyesine rağmen iki maçı da FB 2-0 kazanmıştı.

Bu galibiyet Kuvayı Milliye’ye moral olmuş, Mustafa Kemal FB’ye kutlama telgrafı göndermişti.

GS’nin Gol Kralı Taçsız Kral Metin Oktay’ı FB çok istemiş Metin Oktay teşekkür etmiş ‘’GS’yı bırakamam’’ diye reddetmişti.
Metin Oktay’ın Jübilesinde Metin Oktay 10 dakika FB Formasını giyerken FB Kaptanı Can Bartu GS forması giymişti.
Onlar düşman değil ahlak ölçüleri içeresinde yarışan rakiplerdi.
Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk de Fenerbahçeliydi.(* 1)
GS-FB-BJK maçları eskiden Stadyumlarda seyirci karışık otururlarken, siyasetçilerin spora siyaseti araç etmeleriyle spora ve dolayısıyla Futbola ’da siyaseti sokmaları il dostça rekabet yerini kavga ve nefret aldı.

Özellikle AKP-FETÖ iktidarında Yasama-Yürütme-Yargı gibi bütün kurumlar ABD Projesi gereği Laik Türkiye Cumhuriyeti yerine uydurulmuş Siyasal-İslamist bir devlet konumuna getirilecekti.

Sporda bu projenin içindeydi. Demirörenlerle Beşiktaş, Fatih Terimlerle Galatasaray ve taşra kulüplerinin çoğunluğu ile bu projeye teslim olmuştu.

Fenerbahçe’yi ele geçiremedikleri için ŞİKE KUMPASI ile Kulüp başkanı tutuklanmış, FB’nin şampiyonluğu elinden alınmıştı.

Fakat GS da ULTRA ASLAN, BJK de ÇARŞI Grubu bu kumpasların bir parçası olmayarak Laik Cumhuriyetin yanında durdular.(Gezi Direnişi)

GS’da Arda, Emre-Hakan Şükür ve daha niceleri FETÖ müridi olarak o Galatasaray gibi bilim yuvasına ihanet ettiler
FETÖ-AKP ortaklığı bitince AKP saflarında Rıdvan Dilmen’i, de alarak spor için değil de siyasetin bir parçası olmakla kalmadılar, Deniz Bank skandalında rezil oldular.

Futbol Federasyonu başkanı eski bir FETÖ müridi olarak ByLock listesindeyken birçok, yargıda, siyasette ve sporda olduğu gibi ‘’Fetö gitti yaşasın Reis’’ çizgisine gelirken

Birçok Prof., Gazeteci, sözde yazar, solcu Tarafsız olması gereken GS Başkanı Dursun Özbek seçimlerde açıkça Kurumu desteklemesine rağmen
Atatürk safında yer alan Ali Koç’u ‘’yaramaz adam!’’ ilan ettiler…
Bu kadar Fanatizme pes doğrusu!

Yıldız AKALIN

(* 1) Atatürk, 10 Ağustos 1928 günü, 3-3 berabere biten Gazi Kupası maçından sonra üçü Galatasaraylı ve ikisi Fenerbahçeli olan beş kişinin önünde aynen şunları söyledi: “Burada üçe üçüz… Çünkü ben de Fenerbahçeliyim! “Demişti.

Devamını Oku

HALK İNANIRSA!

HALK İNANIRSA!
2

BEĞENDİM

ABONE OL

Yerel yönetim seçimlerinde onlarca yıl sonra Laik Cumhuriyetin kurucu partisi CHP kazandı.

Bu başarı CHP’deki değişimin sonucudur.

2007’ de Cumhuriyet Mitingleri ile R. Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı seçilmesi engellenmişti.

Gezi Direnişi sadece çevreci bir hareketten öte Cumhuriyet değerlerine sahip çıkma hareketiydi.

31Mart 1909 yılında Meşrutiyetin ilanı ile başlatılan yenileşme hareketine karşı Abdülhamit’in desteklediği Derviş Vahdeti öncülüğünde bir yobaz kalkışma başlatılmıştı.
Meşrutiyetten yana vezirler, mektepli subaylar katledilmiş Abdülhamit’in baskıcı (İstibdat) yönetimi uygulamaya konulmuştu.

Mustafa Kemal’in görevli olduğu Harekât Ordusu, isyanı bastırmış, yobazların teslim olmayı reddettiği Taşkışla topçu atışı ile yıkılmış, Abdülhamit tahttan indirilmişti
.Erdoğan’ın isteğiyle Taşkışla yeniden yaptırılarak Gezi Parkına cami yaptırma bahanesiyle 31 Mart‘ın öcü alınacaktı.

Türkiye’de Bayburt dışında -bütün şehirlerde her inançtan, kökenden önce gençler, sonra halk bu direnişe katılarak AKP iktidarını sarstı.

Bu direnişe öncülük etmesi gereken CHP, Kılıçdaroğlu’nun ‘’çatışma çıkar’’ bahanesiyle sessiz kalırken, Erdoğan’ın şiddet kullanarak, gençleri katlederek direnişi kanlı bir şekilde sonlandırdı.

Kılıçdaroğlu halkla birlikte olmak yerine evinin mutfağında halka ninni söylemekle yetindi.

Eğer CHP, Kurtuluş Savaşında olduğu gibi öncü görevini gezi direnişinde de yerine getirseydi bugün AKP ve Erdoğan olmayacaktı.

Laiklik karşıtı bir Babacan, Siyasal İslamcı bir Davutoğlu ve faili meçhul cinayetlerin destekçisi Meral Akşener’le kurduğu ittifak sayesinde CHP seçmenlerinin oylarıyla Laiklik karşıtı Deva ve Gelecek Partisine grup kurduracak sayıda milletvekili seçtirdi.

Kılıçdaroğlu partinin yetkili kurumlarının haberi olmadan Zafer Partisi’ne İçişleri ve ayrıca iki bakanlık yanında MİT Müsteşarlığını da vereceği gizli anlaşmayı seçimler kaybedildikten sonra Ümit Özdağ tarafından açıklanmıştı.

CHP, demokratik hakkını kullanarak Kurultay’da Kılıçdaroğlu yerine genel başkanlığa Özgür Özel getirildi.

Cumhurbaşkanı namusu ve şerefi üzerine yemin etmesine rağmen Belediye Başkanı adayı gibi, üstelik devletin tüm olanaklarını hakkı olmadığı halde kullanmaktan
17 bakanın- devletin değil-AKP militanı gibi-şehir şehir AKP’ye oy istemek için il il gezdiği
Valilerin, kaymakamların, emniyet müdürlerinin, jandarmanın, TSK üst düzey komutanların
Atatürk’ün askeri olmaktan çark edip, AKP-MHP-HÜDA-PAR-SADAT saflarında yer aldığı
Leyla Zana, Ahmet Türk ve Dem Parti yöneticilerin Şeyh Sait hainini önder saydığı

Koltuk karşılığı Milliyetçiliği Laik Cumhuriyet düşmanı HÜDA-PAR ve SADAT yoldaşlığını seçen Bahçeli’nin MHP’nin tetikçiliği

Çoğunluğu Atatürk ve Laik Cumhuriyet yanlısı olan Alevi vatandaşları arasında bazı gazeteci ve politikacı kimlikli çok az sayıda Alevilerin Özgür Özel’in CHP Genel Başkanı olmasını Kerbela katliamına benzetmelerine rağmen

Laik Cumhuriyet karşıtı sol partilerin CHP’nin oylarını bölmek için çakma adaylar çıkarmalarına rağmen
Halkımız özüne dönen Atatürk’ün partisi Cumhuriyet Halk Partisini birinci parti yaptı.

Bu başarıyı hazmedemeyen AKP-MHP-HÜDA-PAR-SADAT Yandaşı İl-İlçe seçim kurulları CHP’nin başarısını engellemek için İktidar ve ortaklarının her itirazını kabul ederken, muhalefetin itirazını reddederek görevlerini kötüye kullanmaktalar.

Seçim Kurulu Başkanı Hakime galiz küfürleri sakınmayan MHP milletvekili hakimin korkuya kapılarak Pınarbaşı seçimlerini iptal ettirebiliyor.

Demokrasiyi araç olarak kullanan AKP-MHP hangi yasadışı yola başvurursa vursun
AKP-MHP-HÜDA-PAR ve SADAT’a
‘’Gayrik Yeter! ‘’ Dediler!
Yandaşın, tetikçilerin vız gelir tırıs gider!
Halk CHP’ye inandı!
Halk inanırsa sele dönüşür
Önünde ne şer odakları ne de tetikçiler durabilir!

YILDIZ AKALIN

Devamını Oku

DEMOKRASİ-ADALET-AHLAK SINAVI

DEMOKRASİ-ADALET-AHLAK SINAVI
2

BEĞENDİM

ABONE OL

Türkiye’de tarihinin en kritik bir Yerel Yönetimler seçimleri yapılacaktır!

Bu seçim aslında sıradan bir seçim olmanın ötesinde bir Demokrasi-Adalet ve Ahlak sınavı olarak tarihte yerini alacaktır.

Türkiye’de AKP İktidarına kadar-Darbe Dönemlerinde bile–siyasetin iğrenç bir düzeye düştüğü görülmemiştir.

Tarafsız olacağına namusu ve şerefi üzerine yemin etmiş cumhurbaşkanı AKP bırakın devlet olanaklarını çıkarına kullanmasını, muhalefete ağıza alınmayacak hakaretleri yapmakta

Hem de inançlı bir Müslüman kimliğinin arkasına saklanarak.

Recep Tayyip Erdoğan Siyasete atılırken parmağındaki yüzüğü göstererek:

‘’Eğer şu parmağımdaki yüzükten başka servetim olursa; bilinki Recep Tayyip hırsızlık yapmıştır!’’

Şimdi ABD bile, dünyanın en zengin siyasetçisi ilan etmişti.

17-25 Aralık yolsuzluk sürecinde Halk Bankası Genel Müdürünün evinde ayakkabı kutularınca milyonlarca dolarlar, bakan çocuklarında gizli kasalar ve para sayma makinaları, bakanlara çikolata kutuları içinde rüşvet paraları çıktı.

Erdoğan, oğlu Bilal’le evdeki paraları sıfırlama konuşmaları sadece Türkiye’de değil, dünyada izlendi.

Dönemin AKP’li başbakanı Ahmet Davutoğlu bakanların Yüce Divanda aklanmalarını istediğine İyi Ahlak Yasası önerisine Erdoğan: ‘’ bunlar gerçekleşirse ben ilçe başkanı bile bulamam!’’ Diyerek Davutoğlu’nu başbakanlıktan aldı. (* 1)

Tarafsız olacağına namusu ve şerefi üzerine yemin eden Cumhurbaşkanı, atanmış bakan 17 Bakan, Genel Kurmay Başkanı, valiler, kaymakamlar devletin parasıyla, devletin araçlarıyla AKP’nin adaylarına oy toplamak için şehir şehir propaganda yarışına girdiler.

Yetmedi, reklam olsun diye 55 Milyon Dolar ödeyerek uzaya gönderilen asker astronotu da seçim propagandalarına götürmeleri hem o asker için hem de TSK için utanç damgası.

Erdoğan bu paraları sanki Potamya’dan getirmiş gibi!

AKP baktı ki tek başına seçimleri kaybedecek Bahçeli’yi himayesine aldı.

O yetmedi Anayasanın ve dilimizin Arapça olmasını isteyen SADAT’ile anlaştı.

O da yetmedi Emniyet müdürünü katleden, kendi inançlarına aykırı olan insanları katledip odalarına gömen Şafi Kürt Devleti kurmak için cinayet işleyen Hizbullah Terör örgütünün siyasi olgusu HÜDA-PAR ile ittifak yapmaktan çekinmedi.

Zaten Erdoğan, 1926 yılında İngilizler tarafından El Bennan’a Laik, Türkiye Cumhuriyetini her türlü hırsızlığın, acımasızlığın ihanetin mübah olduğu İhvancı Müslüman Biraderlerin İHVANCI uydurulmuş bir dine dönüştürmek için kurulan Türkiye temsilcisi olduğu için seçildi.

Bahçeli’nin bu kumpasın bir parçası olduğunu bilmeyenler onun, Erdoğan’ın Sarayında Harem Ağası olmasına inanamıyorlar.

Bahçeli’nin konumuna ortak olmak, onun yerine geçmek için merkez sağdan, aşırı milliyetçilere oradan CHP ortaklığına soyunan Meral Akşener çıktı.

O nedenle çok zaman önce, onun bir Truva Atı olduğunu bile yazmıştım.

Kılıçdaroğlu’nun, cumhurbaşkanı olmasını engellerken Erdoğan’ın kurtarıcısı oldu.

Kılıçdaroğlu’da Akşener’in bu ikili oynamasına karşı panikleyerek, partisinden habersiz tehlikeli ilişkilere girerek kendi sonunu hazırladı.

O nedenle gerçekten; hangi inançtan, hangi kökenden olursanız olun demokrasiden, barıştan, adaletten güzel ahlaktan yana olan yurttaşlar parti liderlerinin kaprisleri nedeniyle bilerek, bilmeyerek Erdoğan’ı kurtarmak isteyen partilere değil bu kez CHP’ye oy verin.

Sadece kendinizin değil çocuklarınızın geleceğini düşünün!

Her şey tükenmeden 31 Martta sandığa gidip oyunuzu verin…

Bir oy!

YILDIZ AKALIN

(* 1)Bütün belgeli görüntülere rağmen soruşturma açılmasına izin verilmedi. Ayakkabı kutularındaki dolarlar için önce ‘’cami yaptırmak için toplandı’’ dendi. Sonra ‘’FETÖCÜLER Kumpas kurdu dediler. Sonra o paralar faiziyle birilerine geri ödendi.

Devamını Oku

KELEBEKLER ÖLMEDİ!

KELEBEKLER ÖLMEDİ!
3

BEĞENDİM

ABONE OL

23 Mart 2015 tarihinde Türkiye Sosyaldemokratları Derneği (TSD)‘nin GEZİ DİRENİŞİNDE KATLEDİLEN GENÇLERİN ANISINA Frankfurt Belediyesinin katkısıyla dikilen Anı Ağacının yıl dönümünde dayanışmada bulunan Dernek-Kurum-Tarafsız Medya’ya teşekkür ederiz!

Kuşların kanat çırpmaktan yorulduğu, kuş seslerinin kesildiği
Böceklerin toprak altından çıkamaz olduğu
Ağaçların kökünden söküldüğü
Ayakta kalanların yaprakları sararıp öbek öbek döküldüğü
Suların zehirle bulandığı, balıkların kaçmak için çırpındıkça yok olduğu,
Çocuklara oynayacak yer kalmadığı
Sokakların, tarlaların, parkların talan edildiği bir dönemden geçerken
Bir çocuk kucağında top, bıkmadan cam arkasından sokağı gözleyerek
Ne top oynayacak çocuğun ne de top oynayacak arsa kalmadığına kahrolduğu sırada
Kafalarında yeşil takkeli cellatlar, ellerinde baltalar yeşil dallara, ellerinde paslı tırpanlarla doğaya saldırdığı
Çocukların okullarda ”bugün bayram” diye el ele tutamaz olduğu
Kızlara kaç çocuk yapacakları, erkek çocuklara kindarlık öğretilmeye başlandığı
Annelerin eteğinden ahlaksızlık arayan ahlaksızların hükmettiği
Adalet sustuğu, ışıklar söndüğü, ülkeyi aştan başa zifiri karanlıkların kapladığı
Yılanların, çıyanların, akreplerin kış uykusundan uyanıp köşe başlarını tuttuğu
Gündüzsüz karanlıklarda yarasaların kan emmeye çıktığı
Alların, yeşillerin, mor menekşelerin bir baykuşun gölgesine zincirlendiği
Ve o baykuşun yılanlara, çıyanlara, yarasalara hükmetmeye başladığı
Koca koca, kelli felli insanların talana, çalana halkın meclisinde nutukla
Dokunulmazlık zırhına sığınarak
Ağustos böcekleri gibi çalıp söylerken kendi kendilerine
Halkın umudunun tükendiği
Hani ne derler; aynıyla vaki
Her şey bitti derken;
Kelebekler çıktılar meydanlara.
Şarkılarıyla, türküleriyle, sevecen, rengarenk kanatlarıyla.
Şaşakaldı engerekler, çıyanlar, akrepler
Dura kaldı yarasalar.
Baykuş, sığınacak yer aradı tepelerde
Yığın yığın parklara, sokaklara, tarlalara kondular
Sokmadılar parklara yılanları, çıyanları, akrepleri.
Kelebeklerin kanatlarındaki pırıltıdan, gözlerindeki ışıktan panikledi yarasalar
Ülkenin her yanında uçmaya başladı kelebekler
Kararlıydılar, vermediler parklarını baykuşa ve ortaklarına.
Baykuş; yılanları, çayanları, yarasaları saldı sevgiden, barıştan başka silahı olmayan kelebeklerin üzerine.
Temizi, ışığı, doğayı ve insan sevgisini, doğruluğu, adaleti savunmaya kararlı olanlara
Acımasızca saldırdılar, vurdular, ezdiler, kanatlarını kırdılar, öldürdüler.
Ama korkutamadılar
Göz verdiler, kol verdiler, can verdiler ama geri çekilmediler
Yığın yığın dallara, yeşillere uçtular
Ve de dünya-aleme duyurdular:
”BU DAHA BAŞLANGIÇ, MÜCADELEYE DEVAM!”
Şimdi Türkiye’de parklarda, sokaklarda, ağaçlarda adlarıyla, ilkeleriyle, onurlarıyla yaşarken
Baykuş saray mahzenlerine kaçacak dehlizler kazmakta
Yılanlar, çıyanlar, akrepler, yarasalar birbirlerine düştüler.
Can Kelebekler, ülkeleri aştılar, ünlerine ün kattılar, özgürlük için her yere ulaştılar.

23 Mart’ta Frankfurt’taydılar;
Türkiye Sosyal demokratları Derneği TSD ve Frankfurt Alman Sosyal demokrat Partisi SPD onları anıtlaştırdı.
O özgürlük ve doğa kahramanlarının anasına bir abide ağaç dikildi.
Frankfurt Belediye Başkanı Peter Feldmann, TSD Başkanı Figen Brand, SPD Hessen Milletvekili TSD üyesi Turgut Yüksel, SPD Frankfurt Başkanı Mike Josef, birer konuşma yaparak dayanışmanın önemini vurguladılar.

TSD gençlerinin görev aldığı bu törende duygulu anlar yaşandı.
Türk Toplumu yöneticileri Erhan Songün ve Atilla Karabörklü, Türk Film Festivali koordinatörü Hüseyin Sıtkı, Türk Gazeteciler Derneği Başkanı Gürsel Köksal, Türk ve Alman Sosyal Demokratlar, Sol Partiden Eyüp Yılmaz, SPD Frankfurt Başkan Yardımcısı Eugen Emmerling, Dr. Evlampios Betakis ve vatandaşlar törende hazır bulundular.
Belediye Başkanı Peter Feldmann yaptığı uzun konuşmasını şöyle bitirdi.
“Türk sosyal demokratları Türkiye’ye önemli bir bağ oluşturuyor. O nedenle bu ağaç ve protestolara yönelik anma için teşekkürler. Ağaçlar umudun sembolüdür.”
TSD Başkanı ve Frankfurt SPD üyesi Figen BRANDT, katılanlara ve katkılara teşekkür ettiği konuşmasını:
“Türk Sosyal Demokratlar Derneği ve Frankfurt SPD örgütü olarak bu korkusuz protestoculara saygı duyuyoruz. Bu nedenle Frankfurt’ta, Alman demokrasisinin beşiği olan bu şehirde demokrasi adına bu protesto kurbanlarını diktiğimiz bu ağaçla sembolik olarak anmak, onurlandırmak istiyoruz.” Diye tamamladı.
Main nehrinin en gözde parkına dikilen bu anıt ağaç yeşerecek, dal budak salacaklar gökyüzüne.
Mehmet Ayvalıtaş, Berkin Elvan, Abdullah Cömert, Ahmet Atakan, Ethem Sarısülük, İrfan Tuna, Ali İsmail Korkmaz o ağacın dallarında, yapraklarında canlanacaklar.
Onlar barışın, cesaretin, doğanın kelebekleridir. Onlar Ölümsüzdürler.
Baharla uyanacak bu anıt ağacın dallarında, yapraklarında canlanacaklar.
O ağacın yanına bir kitabede;
Bu ağaç, 23 Mart 2015 tarihinde Türk Sosyal Demokratlar Derneği tarafından, 2013 yılında İstanbul’daki Gezi Parkı protestolarını anmak amacıyla dikildi.
Diye yazıldı.
O ağaç bir çınar gibi büyüyor

Her 23 Martta yeşermiş dallarında:
‘’Mücadeleye devam!’’
Diye kanat çırpacaklar!

Yıldız AKALIN

Devamını Oku

NEREDEN NEREYE! (II)

NEREDEN NEREYE! (II)
2

BEĞENDİM

ABONE OL

Türkiye siyasetinin unutulmaz ismi Osman Bölükbaşı, partisinden milletvekili adaylarından Noter onaylı bir senet alırdı.
Partisinden bir milletvekili istifa ederek başka bir partiye geçmişti.

Bölükbaşı TBMM’de kürsüye çıkar, partisinden ayrılan milletvekilini göstererek:
‘’Bu milletvekili namussuz, şerefsiz biridir!’’ Deyince ortalık karışır.

Oturumu yöneten Meclis Başkanı, Bölükbaşı’nın özür dilemesini isteyince Bölükbaşı:
‘’Bu milletvekiline ben hakaret etmiyorum, kendisi namussuz ve şerefsiz olduğunu söylüyor!’’ Diyerek milletvekilinin kendisinin imzalı Noter onaylı belgeyi meclis görevlisine okutur:
‘’MP’den milletvekili seçilirsem, MP’den istifa ettiğimde hiçbir partiye katılmayıp milletvekilliğinden de istifa edeceğime NAMUSUM VE ŞEREFİM ÜZERİNE YEMİN EDERİM!’’
Bu olay Parlamenter demokrasinin geçerli olduğu bir dönemde yaşanmıştı.
Daha sonraki yıllarda MP, Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi CKMP adını almış, Alparslan Türkeş bu partiye girdikten sonra partiyi ele geçirmiş, partinin adı Milliyetçi Hareket Partisi MHP adını almıştı.
2002 de ABD Projesi olarak Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde kurdurulan AKP Merkez sağ ve sol partilerin bölünmesinden yararlanarak seçim tarihimizin en düşük oyu (%35) ile milletvekili sayısının (%65) ini alarak tek başına iktidar olmuştu.
Recep Tayyip Erdoğan siyasi yasaklı olması nedeniyle milletvekili seçilememiş ve Abdullah Gül Başbakan olmuştu.
Daha sonra, Baykal’ın ABD’de verdiği söz ile partililerin itirazına rağmen, verdiği destekle şaibeli bir şekilde Siirt Seçimleri iptal edilip, Anayasa değişikliği ile Erdoğan’ın cezası kaldırılarak Siirt’ten milletvekili seçilerek Başbakan olması sağlanmıştı.
Gülen Cemaati ortaklığı ile başlatılan Laik Cumhuriyeti, İngilizlerce Mısır’da kurdurulan uydurulmuş İslamcı İHVANCI ihanet rejimine dönüştürme hareketi başlatılmıştı.
Ergenekon kumpaslarıyla TSK, Aydınlar, Yargı, Medya FETÖ-ERDOĞAN yanlısı yargı ile tutuklanarak, Silivri kamplarında etkisiz duruma getirilerek karşı devrim hareketi uygulamaya konuldu.

2014 Yılında özel misyonlu Devlet Bahçeli’nin katkısıyla Diploması bile şaibeli Erdoğan Cumhurbaşkanı seçtirildi.
Cumhurbaşkanı, TBMM’de Anayasanın 103. Maddesi gereği yemini eder.(* 1)

Recep Tayyip Erdoğan 2014’te 2018 ve 2023 te Cumhurbaşkanı seçilince bu yemini etti!
Hatta Anayasa’da ‘’Cumhurbaşkanı sadece iki dönem seçime girebilir ‘’ hükmü olmasına rağmen bağımsız olması gereken YSK’nın çoğunluktaki Yargı kurumları parti yargısına dönüştürüldüğü için, Anayasa hükmüne rağmen Erdoğan üçüncü kez Cumhurbaşkanı seçildi.

Erdoğan Anayasa gereği ettiği yemine hiç bağlı kalmadı.
Eleştiren gazeteciler tutuklandı, işsiz bırakıldı, Anayasa ayaklar altına alındı. ** 2

Dün FETÖ müridi valiler, kaymakamlar TSK, üst düzey bürokratlar, yargının Yargıtay ve-Danıştay da görevli FETÖ yanlısı yargıç ve savcılar FETÖ ile yollar ayrılınca Erdoğan’a biat ettiler.

Laik Cumhuriyet’in Türkçe Anayasası yerine hem iktidar ortağı SADAT ile Arapça, hem de Hizbullah’ın siyasi olgusu HÜDA-PAR ile Kürtçe Anayasa mutabakatı birleştirilerek
Allah’ın ve Peygamberin kelamı anlamına gelen NASS mihverinde bir uygulama başlatıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ettiği yemine rağmen tarafsızlık şöyle dursun, Türkiye Cumhuriyetinin tüm devlet olanaklarını hem partisi hem de kendi ailesi ve yandaşları çıkarına kullandı.

Genel seçimlerde olsun, yerel seçimlerde olsun devletin tüm olanaklarını partisi için kullanarak muhalefete oy veren vatandaşların vergileriyle elde edilen paralarla satın alınmış uçakları, arabaları ve tüm devlet malını kendi yararına kullandı.

Bu yasadışı yaptırımları eleştiren Muhalefet liderlerine, tarafsız gazetecilere, vatandaşlara şimdiye kadar hiçbir başbakanın, cumhurbaşkanının, siyasi parti başkanının söylemediği aşağıdaki utanarak yazdığım bu sözleri milyonların gözünün içine bakarak söylemişti.

BE ADİ-EŞKİYALAR-SEFİL-ALÇAK AHLAKSIZ-SÜRTÜK-O SEFİL-BUNLAR TERÖRİST-BUNLAR HAİN-BUNLAR ÇÜRÜK-BUNLAR HAİN-NAMUSSUZLAR-HAYSİYETSİZ-KAN EMİCİ-GERİ ZEKALI-NEMBAŞ-CİBİLİYETSİZ-KAN EMİCİ- İSRAİL DÖLÜ…

Her geçen gün bu utanılacak hakaretleri tekrarlayarak söylemekten çekinmiyor.

Bu hakaretleri düşündükleri ve halka benimsetmek istedikleri dinin özünü yansıtıyor.
Yıldız AKALIN

(* 1) ‘’Cumhurbaşkanı sıfatıyla, Devletin varlığını ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma Anayasaya, hukukun üstünlüğüne demokrasiye, Atatürk ilke ve inkılaplarına ve Laik Cumhuriyet ilkesine bağlı kalacağıma, milletin huzur ve refahı, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin haklarından ve temel hürriyetlerinden yararlanması ülküsünden ayrılmayacağıma, Türkiye Cumhuriyetinin şan ve şerefini korumak, yüceltmek ve üzerime aldığım görevi TARAFSIZLIKLA yerine getirmek için bütün gücümle çalışacağıma Büyük Türk Milleti ve tarih huzurunda NAMUSUM ve ŞEREFİM ÜZEİNE ANDİÇERİM.’’

(** 2) Geçmişte ANAP’lı Turgut Özal: ‘’Anayasayı bir kez çiğnemekle bir şey olmaz’’ demişti.

Devamını Oku