ERMENİ SORUNU

28.05.2022 00:14

Ukrayna ile Rusya arasındaki savaş, barış zamanı iyi ilişkileri olan iki akraba halk grubunun, savaş esnasında nasıl birbirlerine düşman olduklarını gösteriyor.

Yaklaşık bin yıl önce Anadolu’da buluşan Türkler ve Ermeniler Birinci Paylaşım Savaşı’na kadar birlikte yaşama örneği göstermişlerdir. Farklı din ve etnik kimlikleri barış içinde yaşamalarına engel olmamıştı.

Devlet zayıflayınca hak, adalet, hürriyet ve disiplin sağlayamaz. Osmanlı İmparatorluğu parçalanmaya, dağılmaya başlayınca dış ülkelerin kışkırtmasıyla etnik çatışmalar da başlamıştır.

1915 Ermeni tehciri konusu tarihçilerin ele alacağı bir konu. Soykırım kavramı İkinci Paylaşım Savaşı’ndan sonra tespit edilip, adı konduğu halde Ermeni diasporası çıkar güçlerin de etkisiyle siyasi alana taşıyor. Türkiye’ye karşı siyasi durum ve çıkar nedeniyle kullanılıyor.

Kanser ameliyatından sonra tedavi esnasında, klinikte Fransız asıllı bir Ermeni yemekte masama gelip, konuyu açıp Türkleri kötülüyordu. Neyse ki beni korumaya alanlar oldu. Bu olay Ermeni sorunuyla daha yakından ilgilenmeme sebep oldu.

Almanya’da yaşayan Türkler Ermeni sorunu ile ilgilenmek zorunda kalmıştı. Zamanın Federal Almanya Cumhurbaşkanı Joachim Gauck, 1915 olaylarıyla ilgili Berlin Katedrali’nde

23 Nisan 2015 tarihinde yaptığı açıklamada “soykırım” ifadesini kullandı. Böylece tartışmayı alevlendirmiş, siyasilere iletilmiş oldu. 2 Haziran 2016 tarihinde de Federal Almanya Meclisi’nde “Ermeni soykırımı yapılmıştır” kararı alındı. Bu federal meclis oylamasında karar milletvekillerin bireysel vicdanına bırakılmadı. Partiler oybirliği kararı aldı. 700 milletvekili vardı, parti kararına uymayan bir sonraki seçimde seçilemedi.

Karardan önce milletvekillerine yazılan mektuplar dikkate alınmadı. Konuyu siyaset yapanların değil, tarihçilerin açıklaması gerekiyordu.

Tanıtmak istediğim MOCCA Dergisi bu konuyu çok detaylı olarak ele alıyor ve ilgilenenlere derleyerek özel bir araştırma dergisi çıkarıyor.

Dergi 150 sayfa, çok etraflı yazılmış, tarihle ilgilenen herkesin okuması ve kitaplığında kaynak olarak bulundurması şart olan bir dergi.

İçindekiler on bir ana hatta inceleniyor. Ermeniler Osmanlı Devleti’ne karşı ayaklanmıştır. Soykırım iddialarına cevabımız, soykırım değil tehcirdir. Türkler ve Ermeniler tarihine bakış, 1914 Nüfus statiği ve soykırım anlamını tarihçiler ve politikacılar ele alıyor.

Birinci Dünya Paylaşım Savaşı’nda Almanya’nın Ermeni Sorununa Yaklaşımı, biz Almanya’da yaşayanlar için oldukça ilginç. Tarih geleceğe yol gösterir. Yüzleşmek, ders çıkarmak anlamına gelir. Türkiye daha aktif tarihi işlese, gerekli yayınları çeşitli dillerde yayınlasaydı, belki de daha etkili ve inandırıcı olurdu.

Doç. Dr. Bariş Özdal, 18 Ocak 1871 tarihinde Almanya’nın ulusal birliği sağlamasıyla Dünya politikasında aktif bir tarafı olduğunu, yazıyor.

Bismarck döneminde kendi güvenlik kaygıları ön plândaydı. Büyük devletlerin Osmanlı Devleti üzerindeki emellerini desteklemedi, ama karşı da koymadı.

  1. Abdülhamid ve 2. Wilhelm yönetiminde Berlin Antlaşması’nı takiben dengeleme politikasına devam edilir. 1890 yılında Türk-Alman dostluğu gelişir. Bağdat demiryolu imtiyazı gibi çeşitli ekonomik ayrıcalıklar verilir. Alman subay ve generallerine Osmanlı ordusunun eğitiminde görev verilmiştir.
  2. Dünya Paylaşım Savaşı’nda askeri güvenlik gerekçesi ile 27 Mayıs 1915 tarihinde yürürlüğe konulan Sevk ve İskân kanunu sırasında bütün önemli komutanlıklar Alman generallerin elindeydi. Bu nedenle bazı kaynaklarda tüm Türk ordu birliklerin önemli karar makamlarında görevli olmasından dolayı Almanya’nın sorumlu olduğu iddia edilmektedir.

Savaş sonunda Almanya bu iddiaları çürütmek çok çaba göstermiş ve arşivler tam olarak açılmamıştır. Savunmaya geçmiş ve Ermeni yanlısı politikalar izlemeye başlamıştır.

Joachim Gauck’un başlattığı tartışma ve neticesi iki ülkeye de zarar vermiştir. Doğu Almanya kökenli olduğu için Türk işçileri konusunda da doğru bilgilenmediği görülüyor.

 

“Eski Federal Almanya Cumhurbaşkanı Joachim Gauck da dahil olmak üzere, toplum olarak daha ziyada meşgul olmaya tercih ettiğimiz soru şu: Onlarca yıldır Almanya’da yaşayan bu insanların hâlâ Almanca konuşmaması nasıl mümkün olabilir? Cehalet, ilgisizlik ve habersizlik ifade eden bu soru aslında gizlenmiş bir kınama. Sıradan bir vatandaş için bu gaf kabul edilebilir belki, ama bir cumhurbaşkanı için sıkıntılı.”   Serap Güler

Bu alıntıda görüldüğü gibi Doğu Almanya kökenli politikacılar görüşlerinde yanılabiliyorlar. Birinci nesil konuk işçilerin neden Almanca öğrenemedikleri konusu, ayrı bir makale konusudur.

Prof. Dr. Hakkı Keskin Ermeni Sorunu konusunu aydınlatmak için çok gayret göstermiş, makaleler yazmıştır. Bu dergide beş önemli konuyu şöyle sıralıyor:

  1. Malta Sorgulaması-Beraat Kararı ve ABD Bilim İnsanlarının

Açıklaması.

  1. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin 13 Aralık 2014 ve yetkili üst dairesinin 15 Ekim 2015 tarihli Perinçek kararları.
  2. Türkiye-Ermenistan Arasında Soykırım İddialarına İlişkin Uzlaşma Önerileri.
  1. Azerbaycan Topraklarının İşgali ve Hocalı Katliamı.
  1. Türkiye ve yurt dışındaki Türk kökenli insanların sahip olmaları gereken vizyon ve izlemeleri gereken strateji.

 

“Gerçekler her zaman yanlışa yalana üstün gelir. Yeter ki bu gerçekler bir vizyonla, stratejiyle, çağımızın yaygın iletişim araçlarını kullanarak, kendi kamuoyumuza ve dünya kamuoyuna, kararlılıkla ve süreklilik içerisinde özgüvenle anlatılsın.”  Hakkı Keskin

MOCCA Dergisinin Genel Yayın Yönetmeni Rüştü Kam ve iki dilde yazılmasını sağlayan çevirmenler çok önemli bir eser çıkarmışlar.

Sağ olun, başarılarınızın devamını diliyorum.

Tarihle kalın!

 

İlter Gözkaya-Holzhey

 

Serap Güler, alıntı:

Özcan Mutlu, Almanya Nasıl Vatan Oldu? Sayfa 170, Doğan Yayınları, İstanbul Mart 2022

ISBN: 978-625-8090-38-3

Kaynak ve tanıtım dergisi:

Ermeni Tehciri, Eğitim ve Araştırma 2. Özel Sayı, Rüştü Kam,

Genel Yayın Yönetmeni, alıntı Hakkı Keskin, sayfa 88

 

 

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları