BİNMİŞİZ BİR ALAMETE ...

22.01.2022 15:52

“Binmişiz bir alâmate

Gidiyoruz kıyamete

Selam söyleyin o cahil

Havva ile Adem’e”

 

Bu şiirde Âdem ile Havva’yı çıkarın, yerine Atatürk ve Zübeyde’yi yazın ondan sonra da ne olacak birlikte seyredelim.  Yine aynı tepki mi gösterilirdi birlikte bakalım? Bu bir şarkı sözüdür, fikir özgürlüğüne girer, üstelik yıllar önce yazılmış bir şiirdir, büyütmeye gerek yoktur mu denirdi? Okuyalım bakalım:

 

Binmişiz bir alâmate

Gidiyoruz kıyamete

Selam söyleyin o cahil

Atatürk ve Zübeyde ‘ye

 

Nasıl oldu, nevriniz döndü değil mi?

Müslümanların değerleri vardır, kendilerine kimlik kazandıran değerlerdir bunlar. İnançlarından kaynaklanan değerlerdir bunlar. Türk olmalarından kaynaklanan değerlendir bunlar. Allah’tır, peygamberdir, kitaptır, bayraktır, vatandır, millettir, mezarlardır, ülkenin tapu senetleridir, bunların dokunulmazlığı vardır. Uluorta bu değerlere hakaret edilemez, aşağılanamaz, yok farz edilemez. Bu değerler yok farz edilirse yok oluruz.

Sezen Aksu bir şiir yazmış ve sonra da onu bestelemiş. Günümüzün siyasi iklimini biraz değiştirmek isteyenler, bu şarkıyı arşivden çıkarmış tedavüle koymuş. Kim yaptıysa yanlış yapmıştır. İyi niyetle yapmamıştır. Fitneye sebep olan bir iş yapmıştır. Fitne katleden(öldürmekten) eşeddir.

Sonrasında bu yanlışa, yanlıştır demek gerekirken, yanlış yapan koruma altına alınmış, kendilerine yanlış yapılanlar ise hedefe konmuştur. Onlara sabır tavsiye edilmiştir. Yer yerinden oynamıştır.

Neymiş efendim; âdem insan demekmiş, burada Hz. Âdem kastedilmiyormuş, hem o olsa ne fark edermiş, zaten Allah’ın buyruğunu dinlemediği için cahillerden olmamışıymış..., aman Allah’ım akıl tutulması mıdır, yoksa hainlik midir, nedir bu?

O kadar ki, Sezen Aksu’yu savunacağız diye 9 takla atanlar bile var. Sezen Aksu üzerinden kanaat önderliğine soyunan kalemşörlere ne demeli.

Tekrar ediyorum, bu şiirin sözleri yukarıda yazdığım şekliyle olsaydı. Yani Adem’i kaldırıp yerine Atatürk konulsaydı, Sezen Aksu yine de koruma altına alınır mıydı, masumdur denir miydi?  Denir miydi gerçekten merak ediyorum?

Böyle bir şiirin yazılması tesadüflerle izah edilemez. Mutlaka bir hesaba dayanarak yazılmış olmalıdır. Nüfusunun %90 ı Müslüman olan bir ülkede o milletin fabrika ayarlarıyla oynanıyorsa orada bir hinlik vardır, masumluk yoktur.  Biz bu filmi çok gördük.

Burada açıkça, Hz. Âdem ve Hz. Havva üzerinden dine saldırı vardır. Din itibarsızlaştırılmak istenmiştir. Günümüzün siyasi iklimine uydun bir balans ayarı yapılmak istenmiştir. "Sezen’in, ‘dini’ bir iddia taşımayan şarkısı" şeklindeki açıklamalar niyet okumadır.

Sezen Aksu bu ifadesi bilinçsiz olarak kullanmış değildir. Eğer öyle olsaydı çıkar ve derdi; “benim bu yazdıklarım maksadını aşmıştır, halkımdan özür diliyorum.”

Sezen Aksu böyle bir ifade kullanmaya ihtiyaç duymadığı halde, onun şakşakçıları Sezen Aksu adına açıklama yapıyorlar:” İşte öyle demek istememiştir... Bizim literatürümüzde daha kötü ifadelere yer verilmiştir, hadis diye yer verilmiştir, şu ayet bu manaya gelir, öbür ayette de böyle bir şey vardır, Süleyman Çelebi’nin mevlidinde daha kötü şeyler vardır, üstelik Sezen’in tevhid şarkısı bile vardır…”

"İslâm'da, 'Bir sevap bir günahı' götürür diye bir kural mı vardır, vardır da biz mi bilmiyoruz? Yazık hem de çok yazık.

Gelenekte yanlışlar vardır, yapılmıştır, bundan sonra da yapılacaktır. İnsanın olduğu her yerde yanlış olur. Temcid pilavı gibi ikide bir bu yanlışlar üzerinden İslâm'a ve Müslümanlara saldırmanın anlamı yoktur.

Müslümanların değerlerine; söz yazarları hakaret ediyor, tiyatrocusu hakaret ediyor, siyasetçisi hakaret ediyor, karikatüristi hakaret ediyor vb. ama sabır nedense hep hakarete uğrayanlara tavsiye ediliyor, hakaret edenler ise 'ifade hürriyetinden dolayı yapmıştır' denilerek koruma altına alınıyor. Hem de bu işi Müslüman ilim adamları yapıyor.

Yapmayın, etmeyin, Müslümanların yumuşak karınlarına fazla dokunmayın, dokunanlarla da aynı tasa kaşık sallamayın.

Saygıdeğer ilim adamları, din‚ âlimleri, yazarlar-çizerler;

Hürmette kusur etmediğim, ilim adamı kimliğinizin önünde şapka çıkardığım üstadlar; bilhassa 20. yy. da Müslümanlar hedef tahtasına fazlaca konulur oldular. Bunların içinde sizler de varsınız. Salman Rüştü’sünden karikatüristine, şarkı sözü yazarlarından sinema filmlerine, dizilere ve tiyatro sahnelerine kadar, her yerde ve herkes tarafından Müslümanlar hicvediliyor. Hicvedenler, fikir hürriyetinden dolayı yapmıştır denilerek koruma altına alınıyor, hicvedilenler veya değerleri üzerinden dinlerine saldırılanlara ise sabır tavsiye ediliyor.

İnsanları ayakta tutan kimlikleridir, kimlikleriyle varlıklarını sürdürürler veya geleceklerini inşa ederler. Bunları bize sizler öğrettiniz. Bizler Adem'i peygamber ve Havva'yı da peygamber hanımı biliriz ve öyle tanırız, bunu da sizler öğrettiniz. Bu konuda değişik görüşler olsa da halk böyle inanır, böyle bilir. Yani Âdem vahiy almıştır. Sezen aksu da bu sözleri bilinçli olarak yazmış olmalıdır. Eğer öyle olmasaydı çıkıp, "Ey halkım, ben maksadını aşan bir ifade kullanmışım, özür diliyorum” derdi ve konu kapanırdı.

Halkımız hakarete maruz kalmıştır. Kırmızı çizgileri ihlal edilmiştir. Savunma hakları vardır, haklarını kullanmalıdırlar. Bu haklarını kullanıyorlar diye onlar aşağılanamaz, onlara hakaret edilemez, itibarsızlaştırılmaları için çalışılamaz.

Onlara da derim ki; nerede duracağınızı biliniz ve söylemlerinizi hukuk çerçevesi dışına çıkarmayınız. Herkes haddini bilmelidir.

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları