AİLEYİ TERK EDİYORLAR

25.10.2019 12:41

Son yıllarda yetişkin çocukların ailelerini terk ettiği daha sık duyuluyor. Tamamen ilişkiyi kesenler olduğu gibi, bir terör organizesine katılanlar da var.

Tüm Avrupa’dan Suriye’de teröre iştirak edenler var. Almanya’da daha fazla ailesini terk edenlere rastlanıyor.

Bu geri dönüşü olmayan ayrılık birdenbire olmuyor, bir birikimin sonunda cereyan ediyor. Bilhassa savaş yaşamış nesil, çocuklarına gereken sevgiyi gösteremiyor. Gıda, sosyal ihtiyaçlarını giderme, çocuklarının iyi bir tahsil yapmasını, bir meslek sahibi olmalarını sağlamalarını yeterli sayıyorlar. Uzun bir zaman çocukların duygusal gereksinimlerini doyuramıyorlar. Kendileri böyle bir duyguyu öğrenmediler.

Savaş duygusal özellikleri yok etmişti. Günümüzün savaşları, gelecek nesillerde ruhsal sorunlara zemin hazırlıyor.

Aşırı sevgi, çocukları mükemmel olma yolunda yetiştirenler, hata yapmalarına izin vermeyen ebeveynler de aynı şekilde yanlış yapıyorlar. Önüne çıkan her zorluğu ailesi tarafından çözülen çocuklar, problem karşısında direnç kazanamıyorlar.

Teröre kurban olan, katılan gençlerin çoğu çocukluğunda ayrılan, boşanan evliliklerin sonucu olarak aile özlemi çekiyor. Başlangıçta büyük aile kavramı onlara çekici geliyor. Gittikleri yolun yanlış olduğunu anladıklarında vakit geçmiş oluyor, geleceklerini kendileri karartıyorlar.

Kötü arkadaş etkisiyle uyuşturucuya alışan gençler, ailelerinin doktorların desteğinde bile kötü alışkanlıklarından kurtulamıyor. Ailesine daha fazla ıstırap çektirmemek için tamamen terk ediyorlar. Deniz kenarında oğlunun giysilerini kucaklayan bir annenin çığlığı basına yansımıştı. Uyuşturucu müptelâsından kurtulamayan oğlunun ölüsünü getiren polislere şeker vereceğini vaadediyordu.

Sevgi ve ilgi ölçülü verilirse bu duruma gelinmez. Aşırı olan ger şey zararlıdır. Başına böyle bir olay gelen aile tanıdık, dost ve akraba ile konuşamaz. Bu nedenle kederleri daha da fazla derinleşir. Çevre onları suçlamamalıdır.

Çocuklarını geri kazanmak isteyen anne baba, psikolog ve sosyal danışmanlardan yardım almalıdır. Hastalık durumunda affedici olabilirler. Torun dünyaya gelince bir fırsat çıkabilir. Barışma durumunda geçmişle ilgili suçlama yapılmadan ilişkiyi normalleştirmeye çalışmak gerekir.

Çok büyük olmayan sorunlar ailede sır olarak kalmalıdır. Zira durum düzelir, ama dışardan bunu fark etmeyebilirler. Yanıltıcı dedikodu ilişkiyi daha zor duruma düşürür.

Çocuğunu tekrar kazanmak isteyen ailenin anlayış göstermesi, çocukluk devrinde kendisini nasıl hissettiğini anlatmalarını istemeleri bir çare olabilir. İletişim suçlamadan, dinlemeye hazır olarak geçmezse gerginlik daha fazla artar. Yetişkin çocukların aileyi tamamen terk etmesi demek, torunların da büyük anne baba deneyiminden uzak yetişmesi anlamına gelir, ki bu toplumda olumsuzluk yaratır.

Çoğu ailelerde konu tabu yapılır, ailede utanç duygusuna sebep olur. Bilhassa aile bağlarının içiçe olduğu Müslüman ve Türk ailelerinde sorun hakkında konuşmak oldukça zor oluyor. Bu nedenle sorun ve problem hakkında ruh sağlığı ve aile birleştirici uzmanlardan yardım alınmalıdır.

Türkiye’de böyle bir araştırmayı okumayı, duymayı arzu ederim. Fakat Almanya’da ailelerin yardım alacağı devlet daireleri vardır. Önemli olan oralarda kültür farkını anlayacak çalışanların da bulunması.

Çocuklar ailenin değil, kendi gelecekleri için yetiştirilmelidir.

Hoşça kalın!

İlter Gözkaya-Holzhey

 

 

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları