NÜFUS VE ÖNEMİ

18.09.2022 02:15

.  Bir ülkede, bir bölgede, bir evde, bir hanede belirli olan bir zaman diliminde yaşayanların oluşturduğu toplam sayı için "NÜFUS" sözcüğü kullanılır. (Popülasyon)

.  Doğanın bir parçasını kendine yurt edinmiş ve bunu kuşaklar boyu sürdürmüş ve günümüze gelmiş olup bundan sonra da sürdürebilecek olan yaşayan insanlar topluluğunu açıklamak için NÜFUS kavramı kullanılır.

.  Bir ülkenin sahip olduğu çeşitli zenginlik kaynakları vardır ve bunların en önemli olanı ve en başta tutulması gerekeni de sahip olduğu insan sermayesidir. (Beşeri zenginlik=Nüfus)

.  Demografik sözcüğü bir ülke ya da bölgedeki "nüfusun tüm özellikleri" anlamına gelir.

.  Nüfus biliminde niceliksel ve niteliksel analizler yapılır.

.  Ülkenin nüfusu geçmiş zamanlarda ne denli önemli ise bugün çok daha bir önem ve değer taşımaktadır.

.  Nüfus, ülkenin "toplumsal gelişmesine ve ekonomik kalkınmasına" en büyük etkiyi yapan ve yön veren güçtür.

.  Ülkenin sahip olduğu nüfusun miktarı önemli görülüyor olsa bile asıl olan bu "nüfusun niteliği, özellikleri ve kalitesidir".

- Nüfusu çok değişik açılardan ele almak gerekir:

  • Okuma yazma ve okullaşma oranı
  • Mesleksel nitelikleri
  • İş gücü olarak var olan kalitesi
  • Girişimcilik oranı ve kalitesi
  • Yerleşim yerindeki yaşam kalitesi
  • Kültürel mirası taşıyabilme düzeyi
  • Tarihsel değerlere verdikleri önem
  • Çağdaşlık ve uygarlık düzeyi
  • Dünya ülkeleri arasındaki refah sıralaması

.  Bu nedenler göstermektedir ki bir ülke kendi nüfusuna ve "nüfusunu oluşturan insanlara" her zaman dikkat etmeli ve özen göstermelidir.

.  Mevcut nüfusun yaşam standardını, kültürel ve eğim düzeyini artırmak için yapılan "demografik yatırımlar "veya "harcamalar artan nüfus karşısında yetersiz kalmaktadır.

.  Ülkemizin nüfusunu oluşturan temel ve "asıl halk gruplarına" sahip çıkmak ve onların refah düzeyini artırmak gerekir.

.  Siyasi hatalar yapıldığını savunan görüşe göre "sığınmacıları kullanarak demografik yapıyı bozacaklar : Oy vermiyorsanız oy vereni buluruz!" arka planı uygulanmakta…

.  Ülke içine çeşitli yollarla gelen mülteciler ülke içerisinde gittikçe daha da artacak sorunlar yaratacaktır.

.  Türkiye, 4 milyona yakın mülteci ve sığınmacının yanında geçici koruma altındaki 3 milyon 700 bin Suriyeli ile 2014 yılından bu yana dünyada en fazla mülteciye ev sahipliği yapan ülke durumundadır. (*5)

.  Bu nüfusun yalnızca %1,36’sı Geçici Barınma Merkezlerinde yaşarken kalan büyük çoğunluk 81 ilde kent içi, kent çevresi ve kırsal alanlarda ev sahibi toplumla birlikte yaşamaktadır. (*5)

.  Türkiye, altı senedir dünyanın en büyük geçici ve uluslararası koruma sağlanan nüfusuna ev sahipliği yapmaktadır. 2020 yılında, geçici koruma sağlanan Suriyelilerin sayısı 3,6 milyonu geçmiştir ve bu nüfusun neredeyse yarısı çocuk, yüzde 46'sı ise kadın ve kız çocuklarından oluşmaktadır. (*6)

.  Ayrıca, Türkiye diğer ülkelerden yaklaşık 320.000 uluslararası koruma başvuru sahibi ve statü sahibine ev sahipliği yapmaktadır. (*6)

.  Günümüzde popüler bir sorun haline gelen Suriyeli göçmenlerin ülkemizde neden, niçin, nasıl ve ne amaçla bulunduğu/bulundurulduğu konusu oldukça derin analiz edilmesi gereken bir konudur.

.  Türkiye’deki Suriyelilerin ve diğer sığınmacıların yerleşimine sınır getirmek ve ayrı mahalleler kurmalarının önlenmesi şarttır.

.  Yeni doğan her 4 bebekten 3’ünün suriyeli olduğunu söyleyen belediye başkanı Lütfü Savaş'ın “önlem alınmaması halinde 12 yıl sonra Hatay suriyeli bir başkana teslim edilecek” diyerek düzensiz suriyeli göçmenler nedeniyle Hatay'ın bozulan demografik yapısına ilişkin öne sürdüğü tespit bir huzursuzluğu yansıtmaktadır.

.  Bazı ilçelerde, bazı okullarda öğrencilerin çoğunluğu aslen Türk yurttaşı olmayanlardan oluşmuştur.

.  Suriyeli, Afgan ya da Afrika kökenliler bazı semtlerde çoğunluğu oluşturmuştur.

.  Mülteci, göçmen, yabancı… olarak tanımlanan düzensiz göçe bağlı gelenler iş dünyasında da karışıklıklar yaratmaktadır.

.  Kayıtsız işçi, ucuz işçi… olarak kabul gören bu genç nüfus zamanla kendileri için iş yerleri açmağa başlamıştır.

.   Basın ve akademik merkezlerinin bildirimlerine göre Türkiye’de kayıtlı çalışan Suriyeli sayısının 10-15 bin civarında olduğu bildirilmektedir.

.  Yine bu kaynakların tahminlerine göre 1,2 milyon ile 1,5 milyon arasında ise kayıtsız Suriyeli çalışan Türkiye’de çeşitli iş yerlerinde ekmek parası kazanmak amacıyla çalışmaya devam etmektedirler.

.  Eğitime katılanların dışında kalan 2.566.142 Suriyelinin bakıma, yardıma, işe, asgari geçim koşullarına muhtaç olduğu anlaşılmaktadır.

.  Eğitimdekilerle beraber, yeterli beslenme, sağlık, güvenlik, sosyal ve kültürel ihtiyaçlar yanında Türkiye’de bulunan Suriyelilerin Türk toplum hayatına ve değerlerine uyumunun sağlanması gerekmektedir.

.  Bu tür gelişmelerle toplum içinde entegrasyon oluşmamakta tam tersine gelenler "kendi içlerinde" birlikte yaşama ve iş yapma sistematiğini geliştirmektedir.

.  Geri gönderilmesi gereken "yabancı"ların bir an önce gitmesi için de daha iyi bir dış siyaset sağlanmalıdır.

.  Sınırlarımızın çok iyi korunması ve güvenli hale getirilmesi gerekir.

.  Göç idaresi kurumunun çok iyi çalışması ve kaçaklığa izin vermemesi şarttır.

.  Mülteci, göçmen, yabancı… görünümü ile genelde kaçak olarak ülkeye giren kişilerin içerisinde her türlü yasa dışı örgütlerin olduğu da kanıtlanmıştır.

.  Suriyeli kaçkınların ülkesel boyutta demografik, kültürel, güvenlik ve sosyo-ekonomik sorunlara yol açtığı ve önümüzdeki yıllarda da artan bir şekilde açmaya devam edecekleri yalın bir gerçeğimizdir.

.  "Düzensiz ve yasa dışı olarak" Türkiye nüfusuna karışan insanlar her zaman bir "sorun ve tehlike" oluşturacaktır; bunların "önlenmesi" gerekir.

.  Çağdaş, demokrat ve yurt sever olmak, ülkenin birliğini ve korunmasını istemek asla bir "ırkçı" yaklaşım değildir.

 .  "İnsani yardım"ın uluslararası koşulları ve yöntemleri bellidir ve onlara çok büyük özen gösterilerek uyulmalıdır.

.  Ülkenin demografik sorunu ciddiyetle ele alınmalı ve sağlıklı çözüm yollarına gidilmelidir.

.  Asıl olan ülkemizin bir ulus devlet olarak, tarihsel ve doğal değerleriyle, kültürü ve insan kaynakları ile, bağımsız, çağdaş demokratik bir yapı içerisinde olabilmesini sağlamaktır.

.  Çok ciddi sorunları beraberinde getiren bu son durumun geleceğe yönelik olarak Türkiye Cumhuriyeti olarak sağlıklı ve kalıcı çözümlere kavuşacağına olan inancımızı yitirmemeliyiz.

.  Ancak böylelikle bir refah ve huzur toplumu olabileceğimize inanan ve bu yolda çaba gösteren dürüst yurttaşlarımız üzerine düşeni yapacaktır.

.    Saygılarımla…

 Öğretmen Gönen Çıbıkcı,

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları