KILIÇDAROĞLU VE BAHÇELİ YANILTMADI

ABONE OL
18:21 - 01/10/2020 18:21
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Kaplan
Best

KILIÇDAROĞLU VE BAHÇELİ YANILTMADI

Kılıçdaroğlu ve Bahçeli, türlü kesimlerle görüş alışverişi (!) yaptıktan sonra nihayet çatı adayını açıkladılar. Birçok kişinin açıklanan aday konusunda yanılmadığının farkındayım. Her iki liderin yaptıkları görüşmelerin göstermelik olduğu da ortada.
Görüşmeler neden mi göstermelik?
Kılıçdaroğlu TBMM’de bulunan yüz otuz, Bahçeli de elli iki milletvekilinin önüne birer kâğıt kalem koyup cumhurbaşkanı adaylarınız yazın deseydi; İhsanoğlu’nu genel başkanlar ve sırdaşları dışında kimse yazmazdı. Her iki parti örgütü, üyeleri arasında bir sormaca düzenleseydi Ekmelleddin İhsanoğlu adını yazacak birine rastlanmazdı. Halkın ezici çoğunluğunun işitmediği ve tanımadığı birini aday yapmak, AKP’nin ekmeğine yağ sürmektir.
Ekmeleddin İhsanoğlu adı yeni ortaya çıkmadı. Bahçeli, çatı önerisini yaptığında her iki liderin de aklında vardı. Anlaşılacağı üzere çatı, İhsanoğlu için oluşturuldu. Bu arada görüşülen siyasal parti liderleri, meslek odası ve demokratik kitle örgütü yöneticileri kullanıldılar bu iş için. Önceden belirlenen biri için kamuoyu oluşturuldu.
Kılıçdaroğlu ve Bahçeli AKP’yi kurtaran kişiler olarak tarihteki yerlerini alacaklar.
Habur rezaletiyle erimekte olan AKP’yi halk oylamasında Kılıçdaroğlu’nun yanlış söylemleri kurtardı. 2011 genel seçimlerinde yanlış aday tercihleri ve AKP’yi taklit ederek CHP’ye seçim kaybettiren kişidir Kılıçdaroğlu. 2014 yerel seçimlerini acemilikler dizisiyle AKP’ye sunan da Kemal Bey’dir.
Bahçeli’ye gelince… AKP’nin her sıkıştığı kavşakta onu kurtaran kişidir. 2002’de erken seçim isteyerek AKP’yi iktidara oturtan Bahçeli’dir. Gül’ü Çankaya’ya oturtan da Bahçeli.
Hem Kılıçdaroğlu hem de Bahçeli, Haziran direnişinde AKP’yi kurtaran kişilerdir.
            
CHP’nin Eskişehir’de yaptığı belediye başkanları toplantısında Kılıçdaroğlu, seçilecek cumhurbaşkanının niteliklerini sıralamakta. Her şey var. Bir tek Laik Cumhuriyet değerlerine uyumlu olmak yok. Laikliği savunmak unutulmuş. Laiklik olmadan Türkiye’de demokrasi olur mu? Kılıçdaroğlu, belediye başkanlarıyla kafa buluyor o konuşmada. Oradaki belediye başkanlarına sorsanız cumhurbaşkanı adayı kim olsun? Bir kişi çıkıp da İhsanoğlu, demezdi. 
Ne CHP ne de MHP tabanının tanıdığı kişidir Ekmelleddin İhsanoğlu. Her iki parti tabanı da bu ismi heyecanla savunamayacak. Benimsenmeyen, yürekte ve bilinçte kabul görmeyen biri için parti tabanlarının seferber olması beklenemez. Bu da AKP adayının kolayca seçimi kazanmasına neden olur. 
CHP ve MHP çatı adayını açıkladıktan sonra Bakırköy’de bir sokakta yürüyordum. Otuz yaşlarında AKP’li olduğu belli olan bir genç, telefonda konuşuyordu kahkahalar atarak. Benim de işitebileceğim bir sesle: “Bizim adayımız Tayyip Erdoğan, CHP’ninki ise Recep Erdoğan. Adamlar bir aday bile çıkaramıyorlar karşımıza.” diyordu. Tanımadığım bu kişinin anlatımı, adayın toplumda nasıl algılandığının özeti.
            
Ey Kılıçdaroğlu! Atatürk’ün iki büyük eserim dediği Cumhuriyet ve CHP’ye verdiğin zararlar yeter. Genel başkanlık senin işin değil. Parti yönetimine geldiğinden beri AKP’ye koltuk değneği olmaktasın. Ne Cumhuriyet değerlerini ne de CHP ilkelerini özümseyip benimsemiş birisin. Cumhuriyet’e de CHP’ye de zarar vermektesin. Yakışmıyorsun oturduğun koltuğa. Doksan beş yıllık bir partiyi oyuncak ettin kendine. Bırak, git!
 
Ey CHP’li kardeşim, arkadaşım, yoldaşım!
Parti disiplinidir diye gözbebeğin CHP’ye, Cumhuriyet düşmanları yerleşirken sesini çıkarmadın. Milletvekilliklerine, belediye başkanlıklarına ismini cismini tanımadığın kişiler atandığında sustun.
Parti yönetimin; bilgisiz, kişisel ikbal arayıcıların, liberal soyguncuların, Atatürk düşmanlarının, ABD ajanlarının, bölücü sevicilerin işgaline uğradığında sabrettin, bekledin.
Cumhuriyet’imiz bir sabun gibi elimizden kayıp giderken ip cambazlarının aldatıcı sözlerine inandın.
Vatan bir işbirlikçi çeteyle talan edilirken susan parti yöneticine katlandın, destek verdin.
Millet parçalara ayrılırken gaflet içindeki parti sözcülerinin duyarsızlığıyla kahroldun.
Her seçimde yenilen partinin bu durumu yazgıymış gibi sunuldu sana. Yenilgiye alıştırıldın sessizce…
Deniz Baykal’a kaset operasyonu yapılırken RTE’nin yanındakilere “Kemal Bey için çalışma başlatın!” sözünü duymazdan geldin. “Kim bu Kemal Bey?” diye sormadın kendi kendine.
Atatürk sevgisi ve inancıyla siyasal savaşım veren yoldaşlarının yapıcı eleştirilerini yadırgadın çoğu zaman. “Partimizi eleştirmeyelim.” diyerek karşı çıktın her şeye.
Şimdi geldiğimiz noktada Genel Başkan Kılıçdaroğlu, sana sormadan senin kurultayda seçtiğin Parti Meclisi’ni hiçe sayarak aday açıklamakta. Unutma ki CHP’liler kapıkulu değildir. CHP, kapıkulluğunu yok eden partidir.
Sivas Kongresi’nde kurulan CHP’de Tıbbiyeli Hikmet gibi cesaret gösterecek yurtseverlerin, Cumhuriyet neferlerinin çıkacağına yürekten inanıyorum. Zaman Tıbbiyeli Hikmet olma zamanıdır. Atatürk’ün kılavuzluğunda bu topraklara aydınlığın ışığını getirdi CHP’miz. CHP’nin ışığı, Ortaçağ karanlığını dağıttı tükenmez şafaklarda. Şimdi, Ortaçağ karanlığına telsi mi olacağız, “parti disiplini” diyerek?
Ey CHP’li kardeşim, Bursa Nutku’nu anlamanın zamanı değil mi bu gün? Bugün, karanlığa karşı ışıklar yakmanın günü değil mi?
CHP’li özverili arkadaşım, dağ tepe demedin partinin adını yücelttin. Evinin başköşesine Atatürk’ün fotoğrafını astın. Sabah onunla uyandın, gece onunla uyudun. Türkiye kötüye gittiği zaman mavi gözlerinde aradın umarı.
Ey CHP’li yoldaşım; Kurtuluş Savaşı’nı yapan, Cumhuriyet’i kuran partinin müstevlilerin yönetiminde bulunmasına ne kadar daha katlanacaksın? Artık, partiye sahip çıkma zamanı gelmedi mi? Vatan parçalandığında, millet bölündüğünde parti de kalmayacak, farkında mısın?
                                                                       
Adil Hacıömeroğlu

Inal

    Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.