6 C
Berlin
04:13 - 10/04/2020
Almanya Haber – Berlin Haberler – Son Dakika Avrupa Haberleri

Prof. Dr. Levent Seçer

Prof. Dr. Levent Seçer arşivindeki tüm yazılar ha-ber.com'da.

Diğer Yazarlar

ATATÜRK VE CUMHURİYET BİR BİLİMDİR

14:22 - 27/05/2013

Cumhuriyetimiz, kuruluşundan bu yana en kritik günlerini yaşamaktadır. Siyasal iktidar, bu güne kadar aldığı kararlarla çağdaş bir sistemin yok edilmesini istemektedir. Atatürk devrimleri, cumhuriyet, laik anlayış, bilim ve sanat, dolaysız ve özde bir demokrasi anlayışı, âdeta hafızalardan silinmek istenmektedir. Türk kimliği silinmekte, T.C. değerleri birilerine rahatsızlık vermektedir. Toplumun demokratik söylem anlayışı elinden alınmakta, Cumhuriyet ve Atatürk değerlerinin karşılıklı paylaşılmasına izin verilmemektedir.

Hâlâ uyuduğu uykudan aldığı narkozla bir türlü uyanamayan halk, neyin ne olduğunun farkında bile değil. Millî değerler bayramlar eski coşkusundan alınarak Osmanlı ruhunun gerekleri neyse yapılmaktadır. Tarih yok edilmekte, ve din bilim karşı karşıya getirilerek bir çatışma ortamı yaratılmaktadır. Terörün bitirilmesi barışın getirilmesi noktasındaki ANALAR AĞLAMASIN senaryosundan Lafonten`in masalları çıkacağını bile bile ülke bir kaosun ortasına sürüklenmektedir. Barışa hayır diyecek bir Türk asla yoktur, ancak ülkeye barış gelsin düşüncesiyle kendi siyasal çıkarlarının gelecek hesapları yapanların bir değil bin kez düşünmesi gerekiyor. Akil adam resmine bürünenlerin nasıl bir senaryonun yansımasında rol aldıklarının farkına vardıklarında, acaba barış nerede kalacaktır sormak isterim. Bana göre akil olmak, yalakalık ve dalkavukluk getirisinin bir yansımasıdır. Akil olmak ve akil olmanın getirdiği sorumluluğu siyasete alet edenlerin asıl kendilerini sorgulamaları gerekir derim. Bir ülkede tarihe isim koymuş Atatürk bile şimdi etkisizleştirilip bir köşeye atılmak isteniyorsa, işte bu koca bir ülkenin şanlı geçmişinden cumhuriyetten rahatsızlık duyanların bıraktıkları adı bile konulamayan eserin adıdır.
ANAYASA HAYALLERİ…
AKP inadına yeni bir anayasa çıkarma gayreti içinde, aslında bunun adı ülkenin bölünmesi ve RTE’na başkanlık getirmekten başka bir şey değil.2014 yılında bu ülke üç seçimi kaldıracak güçte değil, bir referanduma gitmek demek, vatandaşın vergilerinden kesilen birikimin sorumsuzca harcanması demektir, RTE’nın istediği bu çünkü koca bir ülkede sadece bir tek adamın sisteme bu kadar tek başına hâkim olmasının adı otoriter bir rejimin yansımaları değil midir? Batı ülkelerinde Türkiye’de yaşanan bu korkunç rejimin dışında yaşanan bir başka rejim var mıdır acaba? Kendisine hala BOP eş başkanı gözüyle bakılmasını isteyen bir Başbakan, ABD’nin hala noterliğinde kalan bir Başbakan, Medyaya baskı kurarak toplumun haber alma özgürlüğünü kısıtlayan bir Başbakan, peki böyle bir toplumun hala demokrasinin ne olduğunu nasıl ve nereden öğrenecek bunu da biliyorlar mı dersiniz? Otoriter bir rejimde nasıl demokrasiden bahsedebilirsiniz? Atatürk devrimlerinde cumhuriyetten çağdaş demokrasiden rahatsız olanların, adını koydukları ileri demokrasi nedir bunu bile topluma anlatamıyorlarsa, hala demokrasiden bahsetmek bir yalan bana göre. Türkiye her geçen gün kendi değerlerinden hızla uzaklaşmaktadır. Ilımlı İslam ya da adı her neyse istedikleri sistem, bu ülkeye bundan sonra bağnaz tutucu inançların gölgesinde kalmış bir ülke modelinin yerleşmesini sağlayacaktır. İşte böyle bir sistemin içinde asla özde dolaysız çağdaş bir demokrasiyi göremeyeceğiz. RTE yani AKP sadece kendi sistem anlayışında bir anayasa istiyor, zaten barış sürecinde yaşananlar, özellikle AKİL adamlar şimdi gittikleri her yerde bunu yapıyorlar, aslında bunların yaptıkları bana geçmişte anı olarak kalan çadır tiyatrolarını anımsatıyor. Victor Hugo gerçeğinde olduğu gibi, yalakalık dalkavukluk getirisinde kalan bir ülkede asla demokrasi olmaz ve o ülke eninde sonunda batar tükenir. Yaldızlı gösterilerle vaatlerle göz boyamalarla süslenmiş resmin, sonunda yaşanacak olanlar felaketler bugünden belli değil mi. Hiç bir zaman eleştirilmekten hoşlanmayan bir anlayış, kendi medya ordusunu kurarak toplumun haber alma özgürlüğünü kısıtlamak, bilim den rahatsızlık duyarak inançların içinde yerleşmiş bir toplum yaratmak, işte asıl çağdaş demokrasinin, cumhuriyetin, Atatürk devrimlerinin önünü tıkamak değil midir? Üniversiteler açmak yerine, asıl bu üniversiteler de çağdaş eğitimin önünü açarak. Batı bilimselliğiyle bir arada olmanın önemini kavramak gerekmiyor mu? Türkiye’de üniversiteler ne kadar bilimsel özgürlük içinde acaba? Şimdi AKP anlayışı kendi anayasasını kurma gayreti içinde, âmâ yeni bir anayasada ne kadar bilimsel değişim yer alıyor belli değil.
SANATA DÜŞMAN ANLAYIŞ…
Başbakan RTE, ”Yıkın bu ucubeyi” diyerek sanat ve sanatçıdan ne kadar rahatsız olduğunu göstermişti, çünkü bir ülkede sanat ve eseri yaratan sanatçılar, ülkede geleceği tayin eder. İçim acıyor şu anda bu yazıyı yazdığın sırada aldığım haberle. Günlerdir toplumun tüm aydın düşünen işte asıl akil diyebileceğim insanlar, yıkılmasın tarihi değerleriyle kalsın diye sokaklara döküldüğü EMEK sineması, bu sabah yerle bir edildi. Üstelik hala yıkım konusunda yargı kararı beklenmeden yapıldı, AKP yargı kararına bile aldırmadan bunu yapıyorsa, ben bu ülkede yargıya nasıl inanmalıyım. Devlet opera ve balesi, tiyatrolar hala korku içinde. Dünyada bugün yılda 160 konser veren bir sanatçı Fazıl Say ve sen bu sanatçını dinlemeden yargılıyor ve sonrada” istediğin ülkeye git, nereye gidersen git sen kimsin” diyebiliyorsun. Âmâ diğer yandan Vahdettin’e iade itibar sağlamak için Atatürk ve devrimlerini yargılamaya ve onu yok etmeye çalışıyorsun. Sanatçısına değer vermeyen bir zihniyetin yansıtmaya çalıştığı düşünce anlayışından ben korkarım bu ülkede yaşadığım sürece. Bilmiyorum ama geleceğin pek ferah olmayacağını düşünüyorum, belkide AKP’nin senaryolaştırdığı 2023 yılını göremeyeceğim kim bilir.
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE…

Prof. Dr. Levent Seçer

Çerezler (cookie), ha-ber.com web sitesini daha etkin bir şekilde kullanmanızı sağlamaktadır. Anladım daha fazla