LVM Fikret Odağ

HATIRALAR GÖRKEMLİ DE 

26.09.2020 18:24

Serhan Asker’i tanıyan ve ulaşabilecek olan varsa, rica edeceğim bu görüşümden bahsetsin kendisine lütfen… Üstelik bu görüşte olan sadece ben de değilim……

Serhan Asker’i tanıyan ve ulaşabilecek olan varsa, rica edeceğim bu görüşümden bahsetsin kendisine lütfen… Üstelik bu görüşte olan sadece ben de değilim… Görkemli Hatıralar gibi güzel bir programı izlerken bütün güzelliği ve büyüyü bozup bir hayli geriyor insanı…

Serhan Askerin bu programı kadar, zorlanarak ve sinirlenerek izlediğim bir program yok. Tüm gerilmeme rağmen, sırf konukları hatırına izliyorum…

Herkesin lafını kesmesi, her lafın arasına bilmiş bilmiş girmesi, konuğun zaten anlatmakta olduğunu kesip, ben daha iyi biliyorum ya da daha çok biliyorum edasıyla, anlatmaya başlaması çok itici. Sürekli ne kadar çok kitap okuduğuna vurgu yapması, hiç kimse, bir şey bilmez de, her şeyi kendisi bilirmiş gibi hafif tertip adeta müstehzi gülümsemeyle, sanki dalga geçiyor gibi söz etmesi de hiç yakışık almıyor doğrusu.

Geçen hafta, konunun Orhan Kemal oluşu ve konukları için izlerken, bir de, “izleyicilere öğretiyorum” ifadesini kullanışı üzerine, içimden bir ses, kapat şu programı diye seslendi ama dediğim gibi konu ve konuklar açısından kıyamadım yine de kapatmaya…

Öğretmek ve öğrenmek bambaşka bir şey, sen bazı bilinmeyenler konusunda, bilgilendiriyorsun bilmeyenleri; öğrenip öğrenmediğini bilemezsin. Ne izleyici öğrencin, ne de sen öğretmensin!.. Ayrıca, seni izleyenlerin pek çoğu, senin öğretiyorum dediklerinin pek çoğunu zaten biliyor… O halde neden izliyorsun diyeceksin… Konuklarının söz konusu kişiyle ilgili anılarını, bilmediğimiz bazı yönlerini öğrenmek için izliyorum. Senin kaç kitap okuduğunu, hangi konuda ne kadar çok bilgi sahibi olduğunu öğrenmek ve defalarca dinlemek için değil. Hele de zaten okuduğumuz kitapları, defalarca gözümüze sokarak, çocuğa tembih eder gibi, mutlaka okuyun demeni izlemek için değil.

Nebil Özgentürk’ün ise, Orhan Kemal’in oğlunun kravat takışını eleştirmesi ve “Çıkart artık, takma şu kravatı” demesi, iyice tuz biber ekti. Üstelik bir de Serhan Asker demesin mi, “Ben papyon takarak gelmesini rica ettim ama “Papyonum yok” dedi, o nedenle kravatla geldi”

Arka fonda, zaman zaman papyonlu ama her daim kravatlı olan Atatürk’ün resmi ama Özgentürk’te de, Asker’de de kravat yok. Özel hayatınızda takmayabilirsiniz doğal olarak ama ekrana çıkıyorsunuz ve kravat izleyiciye saygının gereğidir.

Sürekli Atatürk’ün şıklığından söz eden ve arkasında da sözünü ettiği şıklıkta fotoğrafı olan Atatürk’ün önünde ve izleyicinin karşısında, mahalle imamı görünümünü kendisine yakıştırıp yakıştırmadığını sormak isterdim kendisine. Doğrusu ben hiç yakıştıramıyorum…

Mahalle imamı dedim, zaten fizik olarak da benzerliğiyle, her izlediğimde, bizim mahalledeki caminin imamını izliyorum gibi geliyor.  Bizim imam da o yaşlarda, benziyor da yüzü, o da kravat takmıyor, gömleğinin yakası açık ve aynı boyda da sakalı var…

Bir de pek çok sözcüğü yanlış telaffuz etmesi ve Cemal Süreya’ya sıklıkla Cemal Süreyya demesi yanı sıra, şu sürü sözcüğünü insanlar için de kullanması rahatsız ediyor beni. Gerçi pek çok sunucu da yapıyor bu hatayı. Sürü sözcüğü hayvan, bitki ve cansız varlıkların çokluğunu ifade için kullanılır. İnsan çokluğundan söz ederken, “Pek çok – Birçok – Epeyce – Bir hayli” gibi sözcükler kullanılır. Onca kitap okumuş bir kişinin bunu bilmemesi ya da biliyorsa da doğrusunu kullanmayışı hiç affedilir değil doğrusu!..

Pek çok sunucu deyişim de sadece Halk Tv’yi kasıtla değil, tüm kanallardaki sunucularda da var bu nevi yanlış kullanımlar, alt yazılarda da… İçlerinde hiç mi Türkçeyi ve dil kurallarını bilen yok acaba diye merak ediyor insan. Hadi bazı kanallar rast gele ve ahbap çavuş ilişkisiyle, yetkin ya da değil umursamaksızın hatıra binaen eleman alıyor ama Halk Tv’ye ve sunucularına hiç yakışmıyor bu durum.

Perihan Reyhan Alkan

#

Yazarın Diğer Yazıları

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlgili Haberler