20.4 C
Berlin
13:26 - 04/06/2020
Almanya Haber – Berlin Haberler – Son Dakika Avrupa Haberleri
ABD ASYA Çin DÜNYA İngiltere POLİTİKA

Çin’in Hong Kong Adımı Ne Anlama Geliyor? 

Çin’in Hong Kong Adımı Ne Anlama Geliyor? 

Çin özerk statüye sahip olan Hong Kong’da yeni bir ulusal güvenlik yasasını uygulamaya hazırlanıyor. Yasa teklifinin içeriği Çin Ulusal Halk Kongresi’nde açıklandı. Bu girişim, geçtiğimiz yıl yaşanan gösterilerle 1997 yılında Çin’in yönetimine geçtiğinden bu yanaki en ağır çalkantıyı yaşayan Hong Kong’un özerk statüsünü tehlikeye atabilecek bir adım olarak yorumlanıyor. Peki Çin bu adımla ne amaçlıyor? Hong Kong’un özerk statüsü ABD için neden önem taşıyor?

Pekin’in gittikçe artan ulusal güvenlik riskleri olduğu gerekçesiyle sunduğu yeni yasa teklifi, Çin Komünist Partisi liderlerinin finans merkezi konumunda olan ve bağımsız bir yargı sistemine sahip Hong Kong üzerindeki denetimi sıkılaştırma çabası olarak algılandığı için bir dönüm noktası olarak niteleniyor.

Çin ne yapmak istiyor?

Çinli yetkililer özerk statüye sahip olan Hong Kong’da zayıf bir ulusal güvenlik rejimi olduğunu savunarak uzun süredir bu durumdan rahatsız olduklarının mesajını veriyor. Hong Kong’da geçtiğimiz yıl zaman zaman şiddet olaylarının da yaşandığı hükümet karşıtı protestolar Çin’in bu tepkisini daha da keskinleştirdi. Çinli yetkililer bu gösterilerin ardından “terör, bağımsızlık, devletin gücü ve yabancı güçlerin müdahalesine yönelik tehdit” olarak nitelediği olayları bastırmaya kararlı oldukları yönünde açıklamalar yapmıştı.

Çin Ulusal Halk Kongresi’nde sunulan yeni ulusal güvenlik yasası teklifi Çin meclisinin yıllık oturumunda görüşülecek. Daha sonra da yasaya ilişkin yerel bir inceleme ve istişare sürecinden geçmeden Hong Kong’un mini anayasasına dahil edilecek.

Hazırlanan yasa teklifinin taslak metninde, Hong Kong ile ilgili olarak “gittikçe görünür hale gelen ulusal güvenlik riskleri” olduğundan söz ediliyor. Hong Kong’un ulusal güvenlik yasalarını, 1997 yılında yönetimin İngiltere’den Çin’e devredildiği dönem sağlanan anlaşma koşulları uyarınca anayasada yer aldığı şekliyle kendi başına uygulayamadığı iddia ediliyor.

Çin ulusal güvenliğini korumak amacıyla istihbarat birimlerinin Hong Kong’da ofis kurma hakkına sahip olacağını savunuyor. Ancak bu istihbarat ofislerinin kanun uygulama faaliyetlerinde bulunup bulunmayacağı en kritik endişelerden biri.

“Tek ülke iki sistem”

Yeni yasa teklifine ilişkin tartışma, Hong Kong İngiltere’den Çin’e devredilirken üzerinde anlaşma sağlanan “tek ülke, iki sistem” formülünün merkezinde yer alıyor. Çin bu formül kapsamında Hong Kong’da özgürlükleri, hakları, bölgenin otonomisini ve bağımsız yargı sistemini koruyacağının güvencesini vermişti.

Bu özgürlükler, Hong Kong ve Pekin arasındaki ilişkinin çerçevesini belirleyen ve Temel Kanun olarak bilinen belgenin güvencesi altında. Bu belgenin 23. maddesi, Hong Kong’un vatan hainliği, devlet sırlarının çalınması, ayrılma, ayaklanma, yönetimi devirme gibi faaliyetler konusunda kanunları kendisinin uygulamasını öngörüyor. Bu madde aynı zamanda yerel ve yabancı siyasi gruplar arasındaki ilişkileri de yasaklamayı amaçlıyor.

Hong Kong yönetimi 2003 yılında buna benzer bir yerel yasa teklifi sunmuş ancak büyük bir muhalefetle karşılaşmıştı. O dönem bu yasa teklifine tepki göstermek amacıyla 500 binden fazla kişi barışçıl gösteri düzenlemişti.

Ancak Temel Kanun adı verilen bu belge, Pekin’e ulusal yasaları Hong Kong’un mini anayasasına ekleme yetkisi de veriyor. Yerel yönetim de bunu yürütme yetkisiyle uygulamak zorunda.

Hong Konglu hukukçular ve siyasetçiler bu durum için “nükleer seçenek” diyor. Ancak bazı bilim adamları bu kanun yayınlama yetkisinin 23. maddeyi kapsayıp kapsamadığını sorguluyor.

Hong Kong adımı neden tartışmaya yol açtı?

Hong Kong’daki protesto hareketleri ve kutuplaşmış siyaset göz önünde bulundurulduğunda, yerel düzeyde bile yeni yasa teklifi getirilmesi zor.

Çin’in yeni ulusal güvenlik yasası teklifi aracılığıyla kendi kanunlarını uygulama yönünde atacağı her adımın kaosu ve paniği beraberinde getirmesi olasılığı bulunuyor.

Çok sayıda gözlemci ve analist, böyle bir durumun bölgeden hem parasal sermaye hem de insan sermayesinin kaçışına yol açabileceğini ve Hong Kong’un uluslararası finans merkezi olarak sahip olduğu konuma zarar vereceğini düşünüyor. Reuters’a konuşan bankacılar ve insan kaynakları şirketleri, Hong Kong’da varlıklı kesimden bazı kişilerin başka yatırım seçeneklerini değerlendirmeye başladıklarını söylüyor.

Hong Konglu öğrenciler ve genç aktivistler, yeni yasa teklifinin özel bir statüye sahip olan Hong Kong’un sonunu getireceği görüşünde.

Hong Kong’un statüsü ABD için neden önemli?

ABD de Çin’den Hong Kong konusunda gelen adımları dikkatle takip ediyor. Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Pekin’den henüz bu adım gelmemişken Nisan ayı sonlarında yaptığı açıklamada, “Hong Kong üzerinde sert ulusal güvenlik yasalarını dayatmaya yönelik her çaba Pekin’in daha önce verdiği sözlerle uyuşmayacak ve bu yönde atılan her adım ABD’nin bölgedeki çıkarlarını etkileyecektir” demişti.

Pompeo, Çin’in Ulusal Halk Kongresi’nde yasa teklifinin içeriğinin açıklanmasının ardından yaptığı açıklamada da Pekin’in bu adımını Hong Kong’un statüsünün sonunu getirecek bir adım olarak niteledi.

Hong Kong’un özel statüsünü kaybetmesi, bölgede faaliyet gösteren 1.300 Amerikan şirketi için sorunlara yol açabilir. Bu şirketler arasında ABD’nin önde gelen finans şirketleri de bulunuyor. Dışişleri Bakanlığı’nın 2018 verilerine göre 85 bin ABD vatandaşı, Hong Kong’da yaşıyor. Hong Kong’un özel statüsü sayesinde Amerika Çin ve Güneydoğu Asya piyasalarına erişim elde ediyor.

Böyle bir durumda Hong Kong’a vizesiz seyahatin Çin’in sert vize kurallarına tabi olabileceği, bununsa bölgeye iş seyahatlerini ve çalışma vizesi onayını zorlaştırabileceği belirtiliyor.

ABD Başkanı Donald Trump’ın geçtiğimiz yıl onayladığı Hong Kong İnsan Hakları ve Demokrasi Yasası, Dışişleri Bakanlığı’nın Hong Kong’un ABD ile sahip olduğu ve dünyanın finans merkezi konumunu korumasını sağlayan özel ticaret koşullarının devamı için yeterli düzeyde özerkliğe sahip olduğunu onaylaması ve bunu bildirmesi gerekiyor.

Dışişleri Bakanı Pompeo, “Hong Kong’un özerkliğine ve Ortak Deklarasyon’da güvence altına alınan özgürlüklere gölge düşürecek her karar ‘tek ülke, iki sistem’ değerlendirmemizi ve bölgenin statüsünü kaçınılmaz olarak etkileyecektir” ifadelerini kullandı.

Hong Kong’un özerk statüye sahip olması, sivil hak ve özgürlükler, hukukun üstünlüğü ilkelerine saygı ve Çin’e de erişiminin olması burayı uluslararası şirketler için cazip kılıyor.

Hong Kong’un bu statüsünü kaybetmesi, ABD ile yıllık 67 milyar dolarlık ticaret hacmini de tehlikeye atabilir. Zira ABD, Hong Kong’un ithal ettiği mallarda sıfır gümrük vergisi uyguluyor.

VOA tarafından geçilen tüm haberlerde ha-ber.com editörlerinin hiçbir editoryal müdahalesi yoktur. Haberler web sayfamızda otomatik olarak ajans kanallarından geldiği şekliyle yer almaktadır. Bu alanda yer alan haberlerin hepsinin hukuki muhatabı haberi geçen web siteleri ve ajanslardır.

İlgili haberler

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?

Çerezler (cookie), ha-ber.com web sitesini daha etkin bir şekilde kullanmanızı sağlamaktadır. Anladım daha fazla