9.4 C
Berlin
15:26 - 02/04/2020
Almanya Haber – Berlin Haberler – Son Dakika Avrupa Haberleri

Prof. Dr. Levent Seçer

Prof. Dr. Levent Seçer arşivindeki tüm yazılar ha-ber.com'da.

Diğer Yazarlar

İNSAN HAK VE ÖZGÜRLÜKLERİNİ KONUŞAMAYAN TOPLUM

18:42 - 26/11/2014

İNSAN HAK VE ÖZGÜRLÜKLERİNİ KONUŞAMAYAN TOPLUM

Demokrasinin var sayıldığı bir ülkede, düşünceyi açıklama yayma hürriyeti madde 26, herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma yazma haklarına sahiptir. Her zaman İnsan hak ve özgürlüklerinden söz eden bir anlayışın, şimdi nasıl oluyor da hala konuşan bir ülke resminden söz ediyor anlamış değilim. Anayasa herkesin her türlü fikir ve düşüncesini toplumla paylaşması noktasında özgür olduğunu anlatır, ama birileri hala farklı sisteme tıkamaya çalıştığı bu toplumda, gerçek demokrasiyi anlatmaya çalışan, çağdaş düşünceden insan hak ve özgürlüklerinden söz edenlere sesini çıkarma sus diyor. 

Şimdi ülkede çağ açtıklarını ve özgür bir Türkiye yarattıklarını söyleyenler, Gezi olaylarına daha sağduyulu yaklaşa bilselerdi, şimdi ölenler belki de yaşıyor olacaklardı. Senin düşünceni fikrini bir başkası kabul etmeyebilir, sen bugün sisteme hakim güç sen, mademki insan hak ve özgürlüklerinden söz ediyorsun zaman seni eleştirene ve karşı olana kin ve öfkeyle şiddetle karşılık vermek yerine daha sağduyulu olmak zorundasın. Demokrasilerde tek bir düşünce savı yoktur, çok seslilik demokrasinin temel kavramlarından biridir. Haklarını savunmak adına bunu sokakta aramak zorunda kalansa, korkudan bunu da yapamayacak durumda yaşadığı bir ülkede nasıl hak ve özgürlüklerden söz edebilirsiniz.

KONUŞAN BİR TOPLUM OLMAK…
Dolaysız demokrasilerde cahil bırakılmış bir toplum, kendisini yönetenleri sorgulama hakkına sahip değildir. Sorgulayamayan halk cahil, sorgulatmayan ZALİMDİR. Hitler Almanya’sında ona en yakın olan kişi JOSEPH GOOBBELS ” kendi demokrasi anlayışını korumak istiyorsan arada bir yalan söyleyeceksin, mutlaka size inananlar biat edenler çıkacaktır” der. Türkiye şimdi bu modelin içinde kaldı, cahil okumamış bir toplum ve çaresizliğin içinde yaşam mücadelesine yenik düşen bir halk ve neyin nasıl ve neden yaşandığını sorgulama cesareti olmayanların, her seçim döneminde ülkenin kaderini tayin etmesi işte acı Türkiye gerçeği. Siyasetin yanlışlar içinde sergilendiği bir ülke olmak, her geçen gün korku toplumu haline getirilmek istenen bir ülkede insanın kendi yaşam tarzını bile korkuların dışında bırakacak gücünün elinden alındığını hissetmesi ne kötü.

TÜRKİYE NEREYE GİDİYOR…
Bunun yanıtını sadece sisteme hâkim olan zihniyetin bile bilmediğini sanıyorum, bir ülkede tüm hâkimiyeti tek güç olarak kendinde hissedenlerin yarattığı bir ülke modeli, bunun adına artık ”Ilımlı İslam Modeli, ya da İslam cumhuriyeti” demek daha doğru olacak. Siyasetin saygınlığının bile kalmadığı bir ülkede başka bir modelin yaşanması artık mümkün değil. Tek adam yasalarına mahkûm olan bir ülke de gelecekte ben aydınlık bir değişim yaşanacağını sanmıyorum. Korkularım odur ki, Türkiye inadına tepkilere rağmen hızla bu felaketin içine sürükleniyor.
Yaşananlar yapılanlar ortada, sanat ve sanatçılar, bilim ve bilimsel projeler, düşünen yazan aydın toplum, tiyatro, bale, klasik müzik, opera her bir çağdaş değerler bu ülkede birilerini rahatsız ediyor. Oysa değişen dünya düzeninde bir ülkenin saygın yerini almasında bu değerlerin anlamı büyük olmalı. Toplum daima her dönem bilimsel değişimden eğitim ve kültürel yapılanmadan hep dışarıda bırakıldı, neden? Çünkü okumamış cahil bırakılan bir toplum, bazılarının inanç saygınlığında teslim alınması daha kolay olacak bunu biliyorlar. Burada İnanç saygınlığının siyasete alet edilmesi yanlışı ortaya çıkıyor, ama bu kimsenin umurunda değil. Bölünmeye giden bir ülke, mezhepler savaşının körüklendiği bir ülke, her yaşanan olumsuzluklarda ve açıklamalarda Batı saygınlığını kaybeden bir ülke. En tehlikeli olanda Cumhurun tarafsız olmaması, hala siyasetin içinde bir anlayışla kalan bir cumhurbaşkanı olarak kalmanın yaratacağı siyasi tıkanıklık. Batı ülkelerinde bir devlet başkanı her zaman sistemi kontrol eden bir güç olarak kalır, gereğinde ülke yararına olan her konuda fikirlerini beyan eder. Âmâ hiç bir zaman siyasi bir demeç vererek bir siyasal partinin içinde olduğunu göstermez. AKP zihniyetinden gelen bir anlayış ve şimdi gelecekteki siyasal yatırım adına yapılanların bir gün, bu ülkede üzeri kapanmayacak yaralar oluşturacağını söylemek için kâhin olmaya gerek yok. AKP her geçen gün siyasi gerginliği tırmandırıyor. Hala 30 milyon insanın açlık ve yoksulluk sınırında yaşadığı bir ülkede,1000 odalı bir cumhur sarayının yapılması gerekmiyordu. Siz Batı’ya tüm dünyaya yeni bir Türkiye’yi böylemi sunacaksınız? Benim bu ülkenin bir vatandaşı olarak buna karşı çıkmam suçsa buna razıyım, siz öyle istiyorsunuz diye sizin istediğinizi yaptığınızı onaylamak zorunda olmadığımı söylediğimde bana bakış noktanız değişmemeli, işte burada hala adını bile koyamadığınız gerçek olan demokrasinin varlığından sakın ola ki söz etmeyin. Demokrasi bana her düşündüğümü söyleme yazma eleştirme hakkı veriyorsa bana saygı göstermelisin, bana tahammül göstermelisiniz. Yeni Türkiye bu anlayışla asla dünyaya sunulamaz. Sen bilimden Atatürk’ten sanat ve sanatçıdan çağdaş değerlerden laik düşüncenin aydınlığa yansımasından, akıl ve bilimden tiyatrodan operadan, cumhuriyetten rahatsız olacaksın bu mu yeni Türkiye? Merak ediyorum acaba yeni Türkiye de tüm bu değerler olacak mı dersiniz? Eski Türkiye diyerek siz tarihin değerlerine ihanet etmiyor musunuz? Türk kimliğinin yok sayılmaya çalışıldığı bir ülkede yeni bir Türkiye’den nasıl söz edebilirsiniz? Hala cahil bırakılmış koyun sürüsü misali bir güdülmüş toplum, işte bu anlayışa bilmeden neyi onayladığını bile bilmeden hizmet ediyor bunun farkında değil.

KAYNAYAN ORTA DOĞU…
Kendi ülkesinde 300 bin insanı katleden El Beşire verilen sınırsız para, Daha sonra, Arap Baharı diye Bunun Türkiye’ye faturası 4,5 milyar dolar. Suriyeli sığınmacılara yapılan yardım 800 milyon dolar civarında buna insani yardım diyelim, âmâ el Beşir Libya ve diğer ülkelere yapılan yardımların amacı dışında harcandığı ortada değil mi? Arap Baharı tersine döndüğünde kendisini İslam âleminin Cemal Abdul Nasırı sananlar bu kadar bir harcamanın gerekçelerini kendi halkına açıklamasını yapabildiler mi? Şimdi Türkiye orta doğuda nasıl bir felaketin ortasına çekilmek isteniyor, birilerinin siyasal hırsı yüzünden bir ülkenin Orta Doğunun kabile demokrasisine sunulması felaketin adı değil mi? Orta doğuda yaratılmak istenen yeni bir İsrail modelinde Türkiye’nin hala ne çıkarı olacaktır, Suriye ile sürdürülen çekişmenin zararını gördü bu ülke, yanlış siyasetin içinde olanlar hala burada yaşananları ve yaşanacak olan korkunç gerçekleri bilmiyorlar mı acaba? Uluslararası siyaset deneyiminden uzak olanlar hala ne zaman gerçeklerin farkında olacaklar? Osmanlı ruhunu canlandırmak için ülkeyi bir maceraya sürüklemek isteyenler, umarım kısa zamanda asıl gerçeğin farkına varırlar. Doğu ile Batı arasında sıkışıp kalan bir Türkiye, bu tıkanıklığı aşamadığı takdirde, deneyimsiz politikacılar yüzünden gerçeği göremeyenler, safahat içinde olmanın ve Osmanlı ruhunun hayalini yaşamaya devam ederlerse, elbette kaybeden Türkiye olacaktır. Bugün kaynayan Orta Doğuda yürütülen siyasetin içinde, ülke çıkarları gerçeğinin yaşanmasından yana sorumluluk içinde olunmalı, sağduyunun hâkim kıldığı bir strateji ve küresel güçlerin kendi çıkarları yüzünden sergiledikleri oyunun içinde olmamak. Türkiye böyle bir maceraya sürüklenmemeli. Âmâ korkularım odur ki gelecek Türkiye için hiçte aydınlık görünmemekte. Yaşadığımız bir başka Türkiye olmayacağına göre, dilerim yanılan ben olurum.
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE…

Prof. Dr. Levent Seçer

Çerezler (cookie), ha-ber.com web sitesini daha etkin bir şekilde kullanmanızı sağlamaktadır. Anladım daha fazla