MALIN MAL VARLIĞI

20.10.2019 14:57

Konuyu “mal varlığı”na getireceğim.

Ama; önce, “mal” ne demektir, “mal varlığı” ne demektir onlara bir açıklık getirelim.

Türkçe Sözlük “mal” sözcüğünü şöyle açıklamış:

1- İnek, manda gibi büyükbaş hayvanlara verilen ortak ad, 2- Bir kimsenin iyeliği altında bulunan şey, 3- Değeri olan, bir işe yarayan şey, servet, 4- Ticaret malı, meta

Sözcüğün birinci anlamı konumuzun dışında. İşimiz büyükbaş hayvanlarla değil. Aslında onlarla da, anladınız siz onu!

Sözcüğün 2., 3., 4., anlamlarıyla ilgili yazacaklarımız.

O mallardan çok varsa sizde zengin, az varsa yoksulsunuz.

Bunun orta hallicesi de var, biliyoruz.

Sizin olan bu şeyler hakkında yaptığınız açıklamaya “mal varlığı açıklaması” deniliyor ve bu açıklamayı ya siz yapıyorsunuz ya da sizi köşeye sıkıştırmak amacıyla başka birileri yapıyorlar.

Konuya ilişkin olarak bundan sonra diyeceklerimi ben demiyorum, başkaları diyorlar. Ben; onlardan duyduklarımı söylüyorum. Ne olur ne olmaz! Yanlış anlaşılmasın!

Diyorlar ki; Türkiye'nin Barış Pınarı harekâtı başlamadan ve ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence Türkiye'ye gelmeden önce, Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ve Demokrat Senatör Chris Van Hollen birlikte hazırladıkları yaptırım tasarısını ABD Kongresi'ne sunmuşlarmış.

Bakındı hele şu işe!

ABD'de iki parti var. Cumhuriyetçi Parti ve Demokrat Parti. Bu iki parti bu yaptırım konusunda tam bir iş birliği içindelermiş.

Bu yaptırım tasarısının maddelerinden biri, Cumhur Başkan Recep Tayyip Erdoğan ve ailesinin ABD'deki mal varlıklarının saptanması ve bu konuda ayrıntılı bir rapor hazırlanmasıymış.

Bununla kalmamışlar bu işbirlikçiler.

New York Federal Savcılığı'na “ABD'nin İran'a yönelik yaptırımlarının delinmesine yardımcı olduğu” gerekçesiyle Halkbank hakkında da bir iddianame hazırlatmışlar.

Bunları diyenler aynı zamanda diyorlar ki; “Bu iki sorun çok önemli sorunlardır. Bir Halkbank sorunu var. Bir de bundan daha önemlisi Erdoğan’ın ve ailesinin mal varlıklarının dondurulması tehdidi var.”

Daha da ileri gidiyorlar ve diyorlar ki; “Bu yaptırım tehditlerinden sonra Erdoğan'ın kısa süre içerisinde yaptığı bütün açıklamalarından 180 derece çark ettiğini gördük.”

Bunları diyenler; işin özünde, ABD'nin Türkiye'ye yönelik yaptırım paketinin çok da önemli maddeler içermediğini, bu nedenle Erdoğan'ın başlangıçta büyük bir direnç gösterirken kendisinin ve ailesinin mal varlığı konusu ortaya çıktığında ateşkesten de güvenli bölge için ilerleme komutundan da bir çırpıda döndüğünü ileri sürüyorlar.

Durmuyorlar ki; ağızları çuval değil ki bağlayasın da sesleri çıkmasın. Ver ha konuşuyorlar.

“Ne zaman Erdoğan ve çevresindekilerin şaibeli işlemleriyle ilgili Uluslararası bir tehditle karşılaşsalar, her şeyden vazgeçiyorlar.”

Yenilir, yutulur gibi değil.

Başta da dedim, ben demiyorum, başkaları diyorlar. Ben, onların yalancısıyım.

Bu fırdöndülüğün ülke için bir “millî güvenlik sorunu” durumuna geldiğini de ekliyorlar söylediklerine.

Yaşanan süreç; Türkiye'ye siyasî ve diplomatik yönden büyük bir maliyet yükleyesiymiş.  Bu nedenle bütün dünyada çok yalnız kalmışmışız. İtibarımız sarsılasıymış.

Bir şey daha diyorlar.

Güya bu anlaşma Türkiye ile ABD arasında değil, Türkiye ile YPG (Vay Pi Ci!) arasında yapılmışmış.

Bu; Türkiye'nin YPG'yi resmen tanıması anlamına gelesiymiş.

Anlaşma ABD'yle yapılmış gibi gösterilse de, ortada olmayan YPG ile yapılmışmış ve YPG'nin anlaşma koşullarına uyup uymayacağı muallaktaymış.

Bu anlaşmaya Suriye ve orada bir gerçek olarak bulunan Rusya'nın ne diyecekleri de bilinmiyormuş.

Bu anlaşma bir değnekse eğer; bunu ben diyorum, bu değneğin salt iki ucu boklu değil, tümü boklu.

Malın mal varlığının başımıza açtığı iş çok büyük.

Bakalım nasıl çıkacağız işin içinden?

 

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları