Kırsalda üretici kalmalı, yöresel ürünler desteklenmeli

20.10.2021 17:34

Kırsalda üretici kalmalı, yöresel ürünler desteklenmeli Dünya nüfusunun 3’te ikisinin 2050 yılında kentlerde yaşayacağı öngörüldüğü, bu nedenle kırsalda üreticinin kalması ve üretmeye…

Kırsalda üretici kalmalı, yöresel ürünler desteklenmeli

Kırsalda üretici kalmalı, yöresel ürünler desteklenmeli

Dünya nüfusunun 3’te ikisinin 2050 yılında kentlerde yaşayacağı öngörüldüğü, bu nedenle kırsalda üreticinin kalması ve üretmeye devam etmesi gerektiği belirtildi.

Antalya Ticaret Borsası ve Antalya Tarım Konseyi işbirliğiyle “Tarımsal Biyoçeşitlilik, Yerel Çeşitler, Yöresel Ürünler ve Coğrafi İşaretler” paneli düzenlendi. Gazeteci Galip Umut Özdil moderatörlüğünde online düzenlenen toplantıya YÜCİTA Başkanı Prof. Dr. Yavuz Tekelioğlu, BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) Türkiye Temsilci Yardımcısı Dr. Ayşegül Selışık, Aksaray Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Alptekin Karagöz, Biyoçeşitlilik ve Genetik Kaynakları Uzmanı Dr. Kürşad Özbek katıldı.

FAO Türkiye Temsilci Yardımcısı Ayşegül Selışık, yöresel ürünlerin üretiminde küçük aile işletmelerinin önemli olduğunu söyledi. Tarımsal üretimin yüzde 80’ini küçük aile işletmelerinin gerçekleştirdiğini ifade eden Selışık, kırsal kesimdeki üreticinin motivasyonun güçlü olması gerektiğini kaydetti. Selışık, şöyle konuştu.

“Dünya nüfusunun yarısı kentlerde yaşıyor. 2050’de üçte ikisinin kentlerde yaşayacağı öngörülüyor. Kırsalda üreticinin kalması ve üretmeye devam etmesi lazım. Bunun için de motivasyonunun olması lazım. Bu motivasyonunun kaynağı ise ekonomik koşulların güçlendirilmesinden geçiyor. FAO olarak yöresel ve coğrafi işaretli ürünlerle ilgili çalışmalarımız var. Yöresel ürünler desteklenmeli ve coğrafi işaretin artıları üreticiye yansımalı. YÖREX bir anlamda bu ürünlerin pazarlamasında ayrı bir farkındalık yarattı. Tüketici tercihleri değişiyor. Artık doğal, organik ürünleri tercih ediyoruz. Her ürünü bir çiftçi üretiyor ve her ürünün özel bir üretim tekniği var. Bu yöntemler yaşatılmalı. Tüketici de coğrafi işaretin ne olduğunun farkına varmalı. Çiftçinin pazara erişinin güçlenmeli.”

Yöresel ürünler ve Coğrafi İşaretler Türkiye Araştırma Ağı (YÜCİTA) Başkanı Prof. Dr. Yavuz Tekelioğlu da, pandemi sonrasında tarımın, yöresel ürünlerin, coğrafi işaretli ürünlerin ön palana çıktığını ve hem üretim hem de tüketim kalıplarının değiştiğini söyledi.

Doğalgaz ve petrol aranmasına gerek yok, yöresel ürünlerimi çok

Üretimde daha az enerji kullanılan, daha çok çevreye saygılı olan yöntemler kullanıldığını, tüketicinin de daha çok bitkisel ürün tüketmeye ve daha az hayvansal ürün tüketimine yöneldiğine dikkat çeken Prof. Dr. Tekelioğlu, şöyle devam etti.

‘’ İdeal coğrafi işaret sisteminin kurulmasıyla yöresel ürün potansiyeli yüksek olan Türkiye’nin korkunç bir sosyo ekonomik açılım sağlayabilir. Türkiye, topraklarında doğalgaz, petrol aramasın. Yöresel ürün zenginliğimiz dünyanın hiçbir yerinde yok. Bu kadar biyoçeşitliliği olan birçok mikro kliması bulunan, bir çok medeniyete ev sahipliği yapmış böyle bir ülke dünyada yok. Bir an önce Türkiye Coğrafi İşaretler Enstitüsü kurulmalı. Türkiye’nin kalite politikalarıyla meşgul olacak bir enstitü olmalı. Organik tarım da bu enstitünün içerisine sokulabilir.”

Tarımsal Biyoçeşitliliğimize Sahip Çıkalım

Biyoçeşitlilik ve Genetik Kaynakları Uzmanı Dr. Kürşad Özbek, Anadolu’nun 12 bin bitki türüne ev sahipliği yaptığını bunun 4 bininin endemik bitki türleri olduğunu bildirdi.

Tarımsal biyoçeşitlilik açısından Türkiye’nin özel bir konumda olduğunu vurgulayan  Özbek, ‘’Geleneksel tarım yöntemlerinin geliştirmesi gerekli. Tarımsal biyoçeşitliliğimiz ülkemiz ve bizim artımız. Ancak bu çeşitlilik her geçen gün kayboluyor. Tarımsal biyoçeşitliliğini azalmasının nedeni kırsalın boşalması ve yaşlanması. Köylere gittiğimizde yenilebilir türleri bilen insan bulamıyoruz. Korkunç bir göçle karşı karşıyayız. Tarımsal biyoçeşitliliğimize sahip çıkalım” dedi.

Aksaray Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Alptekin Karagöz ise yerel bitki çeşitlerinin küresel ısınmaya karşı ‘sigorta’ olduğunu belirtti. Yerel çeşitlerin değişime uyum sağlayabilen bitkiler olduğunu, bu nedenle üretimlerinin yaygınlaştırılması gerektiğinie dikkat çeken Karagöz, şöyle devam etti.

‘’Yerel çeşitler değişen dünya koşullarına en kolay şekilde uyum sağlayan, sürdürülebilir tarımı en iyi destekleyen türler. Ülkemiz bir çok üretilen bitkinin gen kaynağı, merkezi durumunda. Yerel çeşitler sürdürülebilir tarım stratejisini destekliyor. Yerel çeşitler yeşil mutabakata uygun. Bizim kurtarıcımız yerel çeşitler.”

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Yorum Yap

Diğer Haberler

Kozmetik ve turizmde helal akreditasyon dönemi başlıyor

Kozmetik ve turizmde helal akreditasyo..

Kozmetik ve turizmde helal akreditasyon dönemi başlıyor
Almanya´nın TV yıldızı ailecek yaptığı Antalya tatilini canlı olarak televizyonda gösterecek

Almanyanın TV yıldızı ailecek yaptığı ..

Almanya´nın TV yıldızı ailecek yaptığı Antalya tatilini canlı olarak televizyonda gösterecek
Antalya'ya hava yoluyla gelen turist sayısı 2 milyonu aştı

Antalyaya hava yoluyla gelen turist sa..

Antalya'ya hava yoluyla gelen turist sayısı 2 milyonu aştı
Yenilenen Bodrum Kalesi'ni yılın ilk 5 ayında 50 binden fazla kişi ziyaret etti

Yenilenen Bodrum Kalesini yılın ilk 5 ..

Yenilenen Bodrum Kalesi'ni yılın ilk 5 ayında 50 binden fazla kişi ziyaret etti
Laodikya Antik Tiyatrosu, 1690 yıllık hasretin ardından izleyicilerle buluştu

Laodikya Antik Tiyatrosu 1690 yıllık h..

Laodikya Antik Tiyatrosu, 1690 yıllık hasretin ardından izleyicilerle buluştu
Mısır’da yüzlerce yıldır gizemini koruyan Giza piramitleri ilgi odağı olmayı sürdürüyor

Mısırda yüzlerce yıldır gizemini koruy..

Mısır’da yüzlerce yıldır gizemini koruyan Giza piramitleri ilgi odağı olmayı sürdürüyor