Amsterdam Yunus Emre Enstitüsü’nden Türk Müziği Konseri

Amsterdam Yunus Emre Enstitüsü’nden Türk Müziği Konseri
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Amsterdam Yunus Emre Enstitüsü tarafından düzenlenen ‘Klasikten Caz’a Türk Müziği Motifleri ve Ritimleri’ konseri, Türk ve Hollandalı müzikseverler tarafından ilgiyle dinlendi. Konserde Türk ve yabancı bestecilerin eserleri yer aldı.
Amsterdam Yunus Emre Enstitüsünce (YEE) Hollanda-Türkiye İş Gücü Anlaşması’nın imzalanmasının 60’ıncı yıl dönümü için özel olarak düzenlenen “Klasikten Caz’a Türk Müziği Motifleri ve Ritimleri” konserini çok sayıda Türk ve Hollandalı müziksever dinledi.

Konsere Türkiye’nin Lahey Büyükelçisi Selçuk Ünal, Amsterdam Başkonsolosu Mahmut Burak Ersoy, Almanya’nın Amsterdam Başkonsolosu Frank Urbschat, Türk Hava Yolları Amsterdam Müdürü Şerafettin Ekici’nin yanı sıra Hollanda’daki Türk toplumunun yöneticilerinin yanı sıra çok sayıda Türk ve Hollandalı müziksever katıldı.

Konser öncesi katılımcılara selamlama konuşması yapan Ersoy, Hollanda ve Türkiye arasındaki ilişkilerde bu yılın çok önemli olduğunu ifade ederek, “Bu yılı Hollanda-Türkiye dostluk anlaşmasının 100’üncü ve Hollanda-Türkiye İş Gücü Anlaşması’nın 60’ıncı yıl dönümü olarak kutluyoruz.” dedi.

Ersoy, Hollanda’ya gelen Türklerin burada sağladıkları iş gücünün yanı sıra Türk kültürü, sanatı ve müziğiyle de Hollanda toplumuna katkı sağladığını anlattı.

Konser sonrasında davetlilere hitap eden Büyükelçi Ünal ise ikili ilişkilerin öneminin giderek arttığını belirterek, Hollanda-Türkiye dostluk anlaşmasının 100’üncü ve Hollanda-Türkiye İş Gücü Anlaşması’nın 60’ıncı yılların özel anlamı olduğunu ifade etti.

YEE Amsterdam Müdürü Adil Akaltun ise müzik aracılığıyla kültürler arası köprü kurulmasını amaçladıklarını belirterek, “Konserde çalınan beste ve şarkıları, Hollanda’da doğmuş, eğitim almış ve müzik kariyerini burada sürdüren genç Türk müzisyenler tarafından Hollandalılara ve buradaki Türk toplumuna sunuyor olmamız çok önemlidir.” dedi.

Klasik eserler ve caz eserleri içeren iki bölümden oluşan programda, Türk ve yabancı bestecilerin yanı sıra, Türk müziği konusunda geniş bilgi ve birikimine sahip Hollandalı besteci Theo Loevendie’nin yanı sıra Cemal Reşit Rey, Dave Brubeck, Özkan Manav ve Umut Veysel Demirtaş’ın eserleri de yer aldı.

Devamını Oku

CANİK, uçaksavarlarını Almanya’da sergileyecek

CANİK, uçaksavarlarını Almanya’da sergileyecek
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Ateşli silah üreticisi CANiK, uçaksavar ailesinin üç jenerasyonunu Almanya’da sergilemeye hazırlanıyor.

2024 yılı ihracat rotasına ABD ve Suudi Arabistan’daki fuarlara katılarak çıkan dünyanın önde gelen hafif ve orta kalibre silah üreticisi CANİK, bu kez Almanya’da iki fuara katılarak ürünlerini tanıtacak.

Almanya’nın Nürnberg kentinde 26-28 Şubat tarihlerinde düzenlenecek ENFORCE TAC Savunma ve Güvenlik Ekipmanları Fuarı’nda CANiK, dünya çapında ses getiren ürünlerini Avrupa pazarında sergileyecek. Kolluk kuvvetleri ve silahlı kuvvetlere yönelik gerçekleşecek etkinlikte, milli uçaksavar CANiK M2 QCB’nin yanı sıra daha ileri özelliklerle donatılan CANiK M2F ve CANiK M3’ün yer aldığı üç jenerasyondan ağır makineli tüfek ailesi, Avrupa’da ilk kez bir arada gösterilecek. Orta kalibre top sistemleri alanında yeni ürünler de fuarda ziyaretçilerin beğenisine sunulacak.

CANİK, Almanya’da 29 Şubat-3 Mart tarihleri ​​arasında gerçekleştirilecek Avrupa’nın en büyük atıcılık, avcılık ve outdoor fuarlarından IWA OutdoorClassics 2024’te de yerini alacak. Şirket, geçen ay ABD’deki tanıtımında büyük ses getiren, başta Hollywood yapımları olmak üzere tüm sektörün dikkatini üzerine çeken yeni özel tasarım tabancası CANiK TTI Combat ile ödüllü tabancaları, optikleri, aksesuar ve askeri tekstil ürünlerini burada sergileyecek.

CANiK, bu iki fuarla, Almanya’da toplam 7 gün sürecek bir tanıtım turu gerçekleştirecek.

“50’nin üzerinde ürünü tanıtacağız”

Açıklamada görüşlerine yer verilen CANiK Yönetim Kurulu Üyesi Didem Aral, katılacakları fuarların öneminden bahsederek, “CANiK olarak dünyada savunma sanayisi alanında gücünü kanıtlayan Türkiye’nin, ihracattaki başarılarına yenilerini eklemek üzere çalışmalarımıza devam ediyoruz. Kolluk kuvvetlerine yönelik Avrupa’nın en prestijli fuarlarından ENFORCE TAC ve Avrupa’nın en büyük avcılık ve atıcılık fuarı IWA kapsamında 50’nin üzerinde ürünümüzü, Avrupalı paydaşlarımız için sergileyeceğiz.” ifadelerini kullandı.

2024 ihracat hedefleri doğrultusunda emin adımlarla ilerlediklerini belirten Aral, “CANiK olarak sadece B2G değil, aynı zamanda B2B ve B2C’de de geleceğin teknolojilerini üreten bir şirket olarak sektöre yön veren olmayı sürdürüyoruz. 2024 yılında CANiK Europe şirketimizin Fransa merkezli kurulmasıyla, Avrupa pazarında yeni iş ortakları bulacağız ve ABD’de olduğu gibi bu pazarda da tüm satışlarımızı bundan sonra kendi organizasyonumuz üzerinden yapacağız.” değerlendirmesinde bulundu.

Devamını Oku

Ormanları koruma çağrısıyla serin suları kulaçladılar!

Ormanları koruma çağrısıyla serin suları kulaçladılar!
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Datça’da yaklaşık 350’ye yakın yüzücünün katıldığı açık deniz kış yüzme maratonunda kulaçlar “orman yangınlarıyla mücadele“ için “her kulaç bir fidan“ sloganıyla atıldı.

Türkiye’nin ilk ve tek açık deniz kış yüzme maratonu Muğla’nın Datça ilçesinde 18’nci kez, yine her defasında olduğu gibi sportif bir atmosferde ve şenlik havasında gerçekleştirildi. Maraton ülkemizde son yıllarda büyük zararlaran neden olan orman yangınlarına dikkat çekmek üzere “Orman Yangınlarının Farkında Olalım, Ormanlarımızı Koruyalım, Her kulaç, bir fidan“ çağrılarıyla gerçekleştirildi.

Aralarında Yunanistan, İngiltere, Lüksemburg ve Almanya’dan yüzücülerin de yer aldığı 350’ye yakın yüzücü Datça Açık Deniz Kış Yüzme Maratonu’nu başarıyla tamamladı. Aslında1500 ve 5000 metre mesafelerinde gerçekleştirilmesi planlanan maratona 450 yüzücünün katılımı bekleniyordu, ancak hava koşulları gibi nedenlerle bu sayı bir miktar düştü. Açıklarda oldukça kuvvetli rüzgar ve akıntı sözkonusu olduğu için de maratonun uzun mesafe bölümü organizasyon komitesi tarafından 3000 metreye indirildi.

Çok sayıda Datçalı tarafından da izlenen maratonda her iki kategoride ilk üç sırayı paylaşan sporcular şöyle:

Kadınlar, 3000 metre: Aybige Su Irçağ, Bengisu Avcı, Aysu Türkoğlu. 1500 metre: Reyhan Mindan, Ayça Akgül, Pınar P. Kalaycı.

Erkekler, 3000 metre: M. Naeim Masri, Egor Tropeano, Raul Gnaga. 1500 metre: Duygu Yurteri, Mert Acun, Fırat Karaatlı.

Yüzücülerin çeşitli yaş kategorilerinde de ödüllendirildiği maratonun öncülerinden Necati Sağır da her yıl olduğu gibi yüzdü ve kendi yaş kategorisinin (75 yaş) birincisi olarak 3000 metrelik mesafeyi tamamladı. Maratonu başarıyla tamamlayanlar arasında şimdiye kadar Yunanistan’daki birçok uzun mesafeli (13 – 31 km.) açık su yarışmalarına, bu arada Boğaziçi Kıtalararası Yüzme Yarışı‘na ve yedi kez de Datça Maratonu’na katılan engelli yüzücü Dimitris Argyropoulos da yer aldı. Bu yılki maratonu öncekilerden daha farklı ve renkli kılan bir renkli olay da bir yüzücünün, yarışı bitirdikten sonra sahilde kendisini bekleyen kız arkadaşının önünde diz çökerek evlilik teklifi sürprizinde bulunması oldu.
Datça Belediyesi‘yle sivil toplum kuruluşları ve gönüllülerin oluşturduğu Datça Açık Deniz Yüzme Maratonu Komitesi tarafından gerçekleştirilen maraton, Datça Kaymakamlığı, Muğla Büyükşehir Belediyesi, Muğla Ticaret ve Sanayi Odası, Muğla Gençlik ve Spor Müdürlüğü tarafından desteklendi. “Orman yangınları“nı önlemeyi hedefleyen çalışmalara dikkat çekmek üzere “Orman Yangınlarının Farkında Olalım!“, “Ormanlarımızı Koruyalım!“ ve “Her Kulaç Bir Fidan“ sloganlarıyla gerçekleştirilen bu maratonun kurumsal destekçileri arasında TEMA Vakfı (Türkiye Erozyonla Mücadele, Ağaçlandırma ve Doğa Varlıkları Koruma Vakfı) yer alıyordu.

Orman yangınlarının büyük çoğunluğunun insan kaynaklı olduğunu vurgulamayı ve bu konudaki toplumsal duyarlılığı geliştirmeyi hedefleyen Organizasyon Komitesi’nin çağrısıyla yarışa katılan yüzücülerin büyük çoğunluğu, kayıt işlemleri sırasındaTEMA Vakfı’na en az birer fidan bağışında bulundu.

Her yıl ocak ayının ilk haftasında yüzmeye gönül vermiş yüzlerce sporcunun bir araya geldiği maratonun geçtiğimiz yılki sloganı da “Kulaçlarımızı Cumhuriyetimizin 100’ncü Yılı İçin Atıyoruz!“ idi.
Dereceye giren sporcular kupalarını ve madalyalarını Datça Kaymakamı Murat Atıcı, Belediye Başkanı Gürsel Uçar, Muğla Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Bülent Karakuş ve TEMA Vakfı Genel Müdürü Başak Yalvaç Özçağdaş’ın elinden aldılar. Atıcı, Uçar ve Karakuş yaptıkları selamlamalarda bu etkinliğin Datça’da kış turizmine de katkısı olduğuna işaret ettiler ve ülkemizdeki orman yangınları konusunda duyarlı olma çağrısını yinelediler. Türkiye’deki orman yangınlarının yüzde 88’inin insan kaynaklı olduğuna dikkat çeken TEMA Genel Müdürü Özçağdaş da, 2021 yılındaki büyük orman yangınlarının ardından bir kampanya başlattıklarını hatırlattı ve “Alacağımız çok küçük önlemlerle yangınların önüne geçebiliriz. Yangını önlemek, söndürmekten daha kolay diyerek“ bu konudaki çağrı ve çalışmaları içeren internet sitesini ziyaret etmeye davet etti:

https://www.tema.org.tr/calismalarimiz/orman/daha-yanmadan

İlk kez 2007 yılında 15 yüzücünün katılımıyla başlayan Datça Açık Deniz Kış Yüzme Maratonu Türkiye’de kış aylarında düzenli olarak yapılan ilk ve uzun süredir tek yüzme etkinliği. Organizatörler, zaman zaman Yunanistan, İsviçre, Amerika ve Almanya’dan yüzücülerin de yer aldığı maratona yurtdışından katılımın artmasının, Datça’nın hem sportif, hem de turistik açıdan gelişimine olumlu katkısı olacağı umudunu taşıyorlar.

Yazarlarımızdan Gürsel Köksal da Datça’da maratona katılanlar arasında yer aldı…

Devamını Oku

Sınır Tanımayan Gazeteciler’den öldürülen gazeteciler için UCM’ye başvuru

Sınır Tanımayan Gazeteciler’den öldürülen gazeteciler için UCM’ye başvuru
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF), Anadolu Ajansı (AA) kameramanı Muntasır es-Savvaf dahil İsrail saldırılarında Gazze’de öldürülen gazeteciler için Uluslararası Ceza Mahkemesine (UCM) başvurdu.

Paris merkezli RSF’den yapılan açıklamada, Filistinli gazetecilere karşı işlenen savaş suçlarının soruşturulmasına yönelik UCM’ye, 22 Ekim – 15 Aralık arasında İsrail’in saldırılarında Gazze’de hayatını kaybeden 7 gazeteci için ikinci başvurunun yapıldığı belirtildi.

RSF’nin UCM’ye başvurusunda yer verdiği gazeteciler arasında, 1 Aralık’ta İsrail hava saldırısında yaşamını yitiren AA kameramanı Muntasır es-Savvaf da bulunuyor.

RSF, başvurusunda adı geçen gazetecilerin “savaş suçu” niteliğindeki saldırıların mağduru olduğuna inanmak için makul gerekçeler olduğuna işaret ederek, elde edilen kanıtların söz konusu gazetecilerin “kasıtlı” hedef alınmış olabileceğini gösterdiğini bildirdi.

UCM savcılığına, 7 Ekim’den bu yana İsrail ordusu tarafından öldürülen tüm Filistinli gazeteciler için soruşturma yapılması çağrısında bulunan RSF, uluslararası hukuka göre gazetecilerin sivil halkın parçası sayıldığı ve korunmaları gerektiğini vurguladı.

RSF Genel Sekreteri Christophe Deloire, yapılan başvuruyla gazetecilere yönelik “katliam”a ve gazetecilerin hedef alınmasına dikkat çekildiğini vurgulayarak, UCM Başsavcısı Karim Han’ı “Gazze’de gazetecilere karşı işlenen suçları aydınlatmaya ve faillerini yargılamaya öncelik verdiğini açıkça belirtmeye” çağırdı.

RSF, 31 Ekim’de de, İsrail’in Gazze’deki sivil yerleşim yerlerine yönelik bombardımanlarında hayatını kaybeden 8 Filistinli gazeteci ve 7 Ekim’de ölen 1 İsrailli gazeteci için UCM’ye başvurmuştu.

Devamını Oku

Berlinlilerin neredeyse yarısı İslam’a karşı ön yargılı

Berlinlilerin neredeyse yarısı İslam’a karşı ön yargılı
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Berlin’de yapılan bir araştırma, Müslüman karşıtı, sağcı totaliter ve Yahudi karşıtı tutumların Berlinliler arasında oldukça yaygın olduğunu ortaya koydu. ‘Berlin Monitörü’ adlı araştırma, Berlinlilerin siyasi ve sosyal konulardaki tutumları üzerine 2019’dan bu yana düzenli olarak yapılıyor. Berlin Senatosu adına yapılan araştırmaya 18 yaş ve üzeri 2 bin 048 Berlinli katıldı. Anket çalışması bu yılın mayıs ayı sonunda başladı ve temmuz ayı sonuna kadar devam etti.

Ankete katılanların yüzde 42’si Almanya’daki Müslümanların sayısının çok fazla olduğu ifadesine ‘kesinlikle’ ya da ‘kısmen’ katıldığını söyledi. Ankete göre, katılımcıların yüzde 61’i Müslümanların açık bir topluma bağlı olduğuna inanmıyor. Yüzde 58’i İslam’ı kadın düşmanı bir din, yüzde 54’ü ise ‘geri kalmış’ bir din olarak görüyor. Yüzde 36’sı Müslümanların Batı’yı adım adım İslamlaştırmayı planladığını düşünüyor. Katılımcıların yüzde 34’üne göre Müslümanlar Almanya’da şeriat hukukunu, yani Kuran’a dayalı İslami yasaları uygulamaya çalışıyor. Araştırmanın yöneticiliğini ise Leipzig Üniversitesi’nden din ve kilise sosyoloğu Gert Pickel üstlendi. Araştırmayı değerlendiren raportörler, ankete dayanarak, katılımcıların yüzde 20’sinin kesin olarak Müslüman karşıtı olduğunu ve yüzde 48’inin kesin olarak İslam karşıtı olduğunun, yani İslam’ı reddettiğinin söylenebileceğini belirtti.

YÜZDE 69’U DEMOKRASİDEN MEMNUN

2019 ve 2021 yıllarında yapılan ‘Berlin Monitörü’ araştırmasında ilk kez araştırılan sağcı otoriter tutumlar da yeniden gündeme geldi. Son yapılan anket çalışmasında Almanya’nın güçlü bir lidere ihtiyaç duyduğu söylemi güçlendi. Gert Pickel’e göre, yaklaşık yüzde 19’luk bir kesim “Herkesin iyiliği için güçlü bir el ile yöneten bir liderimiz olmalı” ifadesini destekliyor. Dört yıl önce bu oran yüzde 10 olarak tespit edilmişti. Almanya’nın şu anda ulusal toplumu bir bütün olarak temsil eden ‘tek ve güçlü bir Parti’ye ihtiyacı olduğu görüşünü destekleyenlerin oranı da yüzde 31 oldu. Dört yıl önce bu oran yüzde 19’du. Diktatörlüğün daha iyi bir yönetim şekli olabileceğine inanların oranı 4 yıl önce yüzde 4 iken şimdi bu oran yüzde 8’e yükseldi. Ancak buna paralel olarak katılımcıların yüzde 90’i demokrasinin toplum için en uygun yönetim biçimi olduğunu düşünüyor ve yüzde 69’u demokrasiden memnun olduğunu söyledi.

‘SONUÇ ENDİŞE VERİCİ’

Araştırmada otoriterleşme ve komplo teorilerine inanların oranının da arttığı gözlendi. Ankete katılanların yüzde 54’ünde ‘otoriter saldırganlık’, yüzde 31’i ise ‘komplo zihniyeti’ne yakın olarak tespit edildi. Araştırma sonucunu değerlendiren Berlin Çalışma ve Sosyal İşler Senatörü Cansel Kızıltepe, araştırma sonucunun endişe verici olduğunu ifade etti.

Cansel Kızıltepe, demokrasiyi teşvik eden projelerin destelenmesinin önemli olduğunu vurgularken, bunun için ayrılan fonların 2024/2025 bütçesinde iki katına çıkarılarak 15 milyon Euro’dan 30 milyon Euro’ya yükseltildiğini kaydetti.

BERLİN’DE BİLE KUTUPLAŞMA ARTTI

‘Berlin Monitörü’ adlı araştırmanın tanıtımı sonrası Göçmen Ekonomisi Derneği’nin BWK salonunda yapılan toplantısına katılan Senatör Cansel Kızıltepe, demokrasiyi teşvik edecek projelerin önemli olduğunu vurguladı.

Eski Sağlık Senatörü Dilek Kalaycı’nın sorularını yanıtlayan Cansel Kızıltepe, Berlin’deki kutuplaşmanın da endişe verici olduğunu vurguladı ve “Çeşitliliğiyle dünyada ünlü bir şehir olan Berlin’de doğup büyüdüm ama Berlin’de bile kutuplaşmanın arttığını gözlemliyoruz. Bu endişe veren bir gelişme” dedi.

Cansel Kızıltepe, AfD’nin ilk kez bir Büyükşehir Belediye Başkanı çıkardığını kaydederken, krizler ve savaşlar döneminde sosyal eşitsizliğin artmasının toplumda tepkiyle karşılandığına dikkat çekti. Almanya’daki demografik gelişmeler ışığında refahın sağlanması için ülkenin kalifiye göçmene ihtiyaç duyduğunu belirten Kızıltepe, en iyi uyumun da iş yerinde gerçekleşeceğini ifade etti. Kaynak: Murat Tosun/Hürriyet

Devamını Oku