MEZARLIK KÜLTÜRÜ

19.08.2022 11:29

Mezar kavramı Arapçadan Türkçe’ye alınmıştır. Ölünün gömüldüğü yer anlamına gelir, eşanlamı sin, kabir, makber, gömüt. Mezarlık ise ölülerin gömüldüğü alan, eşanlamı kabristan.

Bu konu, pandemi virüs zamanında iki yıl boyunca gündemde kalmış, tabu olmaktan çıkarılmıştır. Ölü sayıları idare eden devlet makamları, Dünya Sağlık Örgütüne veriyordu. Sayılar felâketin dehşetini ifade ederken, dinî kuruluşlar, psikolog, sosyolog, filozof, yazar ve diğer öncü düşünürler her sayının arkasında bir hayat, bir can ve bir hikâye olduğunu hatırlatıyorlardı.

Pandemi korunma kuralları gevşeyince, 2022 Yaz döneminde seyahat tekrar canlandı. Türkiye’ye izine gidenler atalarının, yakın akrabaların mezarlarını ziyaret ettiler, bunu sosyal medyada paylaştılar.

Çoğu mezarlıklar bakımsız görülüyordu. Köşedaşım Rüştü Kam bir makalesinde Berlin’de Türk İslâm Şehitler Mezarlığının da bakımsız olduğunu yazdı.

Mutlaka Türkiye’de de iyi bakılan mezarlıklar vardır. Ama çoğu bakımsız, yaban olmaya terk edilmişe benziyor.

Berlin’den arabayla yola çıkıp, Kapıkule’ye varıncaya kadar Orta Avrupa, Balkan ülkelerinde cennet böyledir diyebilecek, güzel çiçek ve ağaçlarla süslenmiş, dinlenme parkları gibi mezarlıklar görüyordum.

Almanya’da mezar, mezarlık ve cenaze kuralları kanun ve yasalarla düzenlenir. Mezar ve mezarlıkların bakım ve düzeni köy ve kent idareleri tarafından yapılır. Kiliseler, mezheplere göre ayrılmış kabristan bakım ve düzeni, mekân idare edenlerle birlikte kurallar uygulanır, özelleştirmeye izin verilmez. İnancın, adet ve geleneklerin ticaret amacına yönelmesi önlenmiş olur.

Otuz yıl süren mezhep savaşlarından sonra kiliseye bağlı mezarlıklarda, başka mezhep ve dinden olan ölülere de yer yasayla öngörülmüştür.

Kimyacı, biyolog ve çevre bilim insanları ölünün sağlığında aldığı ilâç ve amalgam gibi diş dolguların çürüme sonunda, içme suyuna sızdığı konusunda hemfikirler. Ayrıca toprağın hava alması çürümeyi, toprağa karışmayı kolaylaştırıyor. Araştırma sonuçları dikkatle takip edilmelidir.

Mezarların üstüne ekilen çiçek ve diğer yeşil bitkiler     mezar aralarına dikilen ağaçlar ve mezarlık sınırına ekilmiş ağaçlar havayı temizliyor. Nesli tükenmekte olan kelebek, kuş gibi uçar hayvanlara yaşama şansı veriyor. Ölülerin huzur bulduğu sanılıyor, ama ziyaret edenleri mutlaka huzura kavuşturuyor.

Cenaze, mezar geleneği insanlık tarihi kadar eskidir. Taş devrinde dahi gelenek uygulanıyordu. İnsanlık yerleşmeye başlayınca mezarlıklar da düzenleniyordu.

En eski antik mezarlar Anadolu, Girit adası, Yunanistan’da kazılar sonu ortaya çıkarılmıştır. Yüksek medeniyet Mısır’da firavunlara inşa edilen piramitler bugün de gezginci, arkeologların, tarihçi ve yapı sanatçıların ilgisini çekmektedir. Mezarların yapı inşası toplumda sınıf farkını gözler önüne seriyordu.

Mezar ve cenaze inanca bağlı olarak başlamış, gelenek ve göreneklerle bugünkü şekli almıştır. Dinden dine, ülkeden ülkeye, bölgeden bölgeye değişse de benzeyen özellikler vardır. Hepsi ölüye saygı, unutmama, hatırlama ve ruhun yaşadığı inancına bağlanıyor. Fiziksel olarak doğada var olan hiçbir şey tamamen yok olmuyor, değişime uğruyor.

Almanya’da Müslümanların cenaze işlemlerinde tabutsuz gömme gibi, bazı sorunlar var. İlk nesil Türkiye’de gömülmek isterken, zamanla Almanya tercih ediliyor. Hem durum yeni olduğu için, hem de Müslümanlar iyi organize olmadığı için sorunların çözülmesi zorlaşıyor.

Musevi ve İslâm dinlerine göre, cenaze mezarda ebedi kalıyor, değiştirilemez, yok edilemez. Hristiyan BATI geleneğinde mezarlık bakım masrafına katkıda bulunacak akraba kalmamışsa, başka birine yeri verilir. Bu nedenle geride kalan aile ferdi veya fertleri süreye karar verir, bakım ve düzen masrafına katkıda bulunur. Mezarlıkların düzenli ve bakımlı kalması bu prensibe dayanıyor olabilir, sahipsiz mezar kalmıyor sonuçta.

Birinci Dünya Paylaşım Savaşı sonunda, savaşa katılan ülkelerde şehit askerler için toplu anıt mezarlıklar yapılmıştır.

Almanya’da ve Avrupa’da Yahudi kırımı gibi büyük ve önemli olayların gelecek kuşaklarca anılmasını sağlamak için yapılan simge niteliğinde yapıt ve anıtlar vardır.

Tarih kişilerin mezarı olarak inşa edilen, anıt değerindeki yapılar internet listesinde M.K. Atatürk için yapılan Anıtkabir yazılmamış. Bu yazımı okuyan, sorumlu olanların ilgilenmesi umuduyla yazıyorum.

Mezarlıklar, korkunç filmlerde ve diğer sinema filmlerinde konu olarak geçer. J.W. Goethe’nin yazdığı Ölülerin Dansı / Totentanz destanı gibi edebiyata, Caspar David Friedrich gibi sanatçıların resim ve heykeltraşlarına kaynak olmuştur.

Cenaze ve mezar geleneği, inancı sosyal yaşama pozitif katkıda bulunur. Almanca’da Friedhof, Barış, Huzur Avlusu deniyor. Sosyal birlikteliğe, barışa hizmet eder. Yas tutma, teselli etme, ölenin yakınlarını yalnız bırakmayarak acıyı paylaşmak, kaybın verdiği ıstırabı azaltır.

İnsanların değerini ölmeden önce kavramak, sevdiklerimize sevgimizi gösterme ve söylemekte geç kalınmamalıdır.

Sevgili okuyucularım, bu yazıyı okuyanlar sorumlu olanlara bu makalemi iletmenizi çok arzu ediyorum. Elimdeki kaynaklarda Berlin’de, Almanya’da mezar, mezarlık düzen ve bakımında kaç dini görevli, bahçıvan, çiçekçi ve diğer işçiler ekmek parası kazanıyorlar, verilmemiş. Almanya’da 32.000 mezarlık olduğuna göre tahmin edilebilir.

Çoğu yurtdışı Türkleri, toplum için kendisini sorumlu hisseden, sağlıklı insanlar Türkiye’de bulduğumuz iyi şeyleri Almanya’ya, Almanya’da iyi bulduklarımızı Türkiye’ye taşıdık, taşıyoruz. İkinci nesilden gelenler bunu daha da bilinçli uyguluyorlar.

Bu nedenle gerek Türkiye’de gerek yurtdışında mezarlıklar bakımlı, görkemli olursa, en fazla da doğa kazanır, canlılar faydalanır.

Sağlıkla kalın!

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları