AĞAÇ YAPRAĞIYLA GÜRLER

AĞAÇ YAPRAĞIYLA GÜRLER

ABONE OL
00:01 - 15/05/2026 00:01
AĞAÇ YAPRAĞIYLA GÜRLER
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Kaplan
Best

Türkiye’nin nüfus artış hızı her geçen gün düşüyor. Böylece genç nüfusumuz gittikçe azalıyor. Bu durum, yaşlı sayısını artırmakta. Yaşlıların çalışıp işgücüne etkin olarak katılması olanaksız. Ancak onların deneyimlerinden yararlanmalı. Yaşlıların ekonomiye katkılarını sağlamak için onların çalışabilecekleri iş alanları oluşturmalı. Bu, onların sağlıkları için çok yararlı olur.

Genç sayısının azalıp yaşlıların çoğalması üretim açısından önemli sorunları karşımıza çıkarıyor ne yazık ki.

Nüfus yaşlandıkça birçok toplumsal, ekonomik, sağlık açısından sorunları ortaya çıkarıyor. İnsan ömrünün uzaması, sağlık ve sosyal güvenlik sistemlerini zorlamakta. Sağlık giderleri hızla artıyor. İnsan yaşamının uzamasıyla emeklilerin aldıkları aylık sayısı da çoğalıyor. Genç nüfusun azalması demek, çalışan sayısının düşmesi demek. Bu da sosyal güvenlik sistemine daha az prim girişini birlikte getirmekte. Böylece sosyal güvenlik sisteminin gelir-gider dengesinde ters orantılı bir durum söz konusu.

Ülkemizde nüfus artışının düşmesiyle aileler küçülüyor. Bir de buna ekran tutsaklığı eklendiğinde insanlar giderek toplumsal ilişkilerini yitiriyor. Sosyalleşmeden uzak, kendi kabuğuna çekilmiş bir insan tipi, geleceğe yön verecek bireyci bir yaşam kişiyi tinsel sağlıktan ve yaşama bağlılık açısından zor durumda bırakıyor.

Türk ailesi anne, baba ve bir çocuktan oluşuyor genellikle. Üç kişilik aile tipi birçok toplumsal, tinsel, kültürel, köksel, geleneksel sorunu da birlikte getiriyor. Bu, bazı akrabalık adlarının günlük yaşamdan silineceğini de göstermekte. Öncelikle çocukların çoğunun kardeşi yok! Bu da “kardeş” sözcüğünü dilimizden, toplumsal yaşamımızdan, kültürümüzden, ailenin kavramsal evreninden çıkaracak. Gelecekte birine “Kaç kardeşsiniz?” sorusu sorulmayacak artık. Çünkü bu, gerçeklerle bağdaşmayan, yersiz bir soru olacak önümüzdeki yıllarda. Kardeşle ilgili dilimize yerleşmiş birçok atasözü ve deyim geçerliliğini yitirip unutulacak.

Günlük yaşamımızda, toplumsal ilişkilerimizde önemli yer tutan “amca, hala, dayı, teyze, yenge, gelin, enişte, bacanak, elti; amca, dayı, hala, teyze çocuğu…” gibi birçok akrabalık adı tarihe karışacak. Bu durum, geleceğin çocukları için önemli bir sosyal yoksulluk ve yoksunluk olacak. Bu toplumsal eksikliğin yerini tutacak bir şey yok! Bu tinsel yoksulluğun giderilmesi olanaksız.

İnsan, toplumsal bir varlık… O, toplum içinde mutlulukla doğup insanlarla yanlışıyla doğrusuyla iç içe yaşayarak çevresindekileri üzüntülü bırakarak bu dünyadan göç eder. Onu, toplumsal ilişkilerden yoksun bırakmak hiçbir anne ve babanın hakkı olamaz.  Hiçbir gerekçe bir çocuğu, akrabalık duygularından soyutlayarak yaşamaya zorunlu kılamaz. Bir çocuğa yapılabilecek en büyük kötülüklerden birdir bu.

Bir kişi hısım akraba, konu komşu, eş dostla yaşar. Bu yaşam, onu sosyal ve tinsel açıdan varsıllaştırır. Yaşamına renk, düşlerine türlülük getirir. Her şeyden önce bir çocuğun yaşamın zorluklarını aşmada sırtını kayıtsız ve koşulsuz yaslayacağı akrabaları, yani arkası olmalı. İyi günde, kötü günde sevincini, mutluluğunu, acısını, üzüntüsünü paylaşacak bir insana gereksinmesi var. İşte, tek çocuklu ailelerde yetişen kişinin yaşam boyu yaşayamayacağı bir durum, bir duygu bu. Ne yazık ki bazı bilisiz[1], sorumsuz, bencil, asosyal kişiler de günümüzde çocuklarını akrabalık ilişkilerinden koparıyor en sevdikleri varlıklarına adeta ihanet edercesine. Doğaldır ki bu yoksunluk, çocukta yaşamı boyunca içten içe büyüyen kapanmaz tinsel, sosyal biyara olarak var olacak onun yaşamı boyunca.

Atalarımız: “Ağaç yaprağıyla gürler” sözünü söyleyerek günümüz insanlarına yol göstermekte. İnsanlar aileleri, sevenleri ve yakın dostlarıyla yaşadıklarında, onlarla dayanışma içinde bulunduklarında daha güçlü, üretken, yaratıcı, verimli, mutlu ve yaşama bağlı olacaklarını vurgular bu söz. Ne yazık ki dünyaya getirdiğimiz çocukların dallarını, budaklarını kırıp yapraklarını tomurcuk olmadan yok ediyoruz. Böylece kupkuru bir ağaç kalıyor ortada ne gürleyecek ne de diğer varlıklara gölge edebilecek.

İnsan, geleceği düşünen bir varlık… Bu nedenle dünyaya getirdikleri çocuğu dalsız, budaksız, köksüz ve yapraksız bırakma hakları yok!

Adil Hacıömeroğlu

Inal

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP