Yarın bayram… İslam aleminin önemli bayramlarından biri… Kan akıtılan bir bayram olduğu için bizim ailede “Kanlı Bayram” aman kendinize dikkat edin sözü her seferinde kulaklarımızda çınlamıştır. Ne yazık ki kötü bir tesadüf olsa gerek Kurban bayramları yaklaştığında veya bayramda hep bir yakınımız vefat etmiş, onun cenazesinde buluşmuşuz. Bayram geçene kadar galiba bu tedirginliği yaşayacağım.
Hoş, bu bayram diğerlerinden pek çok yönden farklı…
Doğruluğuna inanmadığımız ve hukuki açıdan sakıncalı bulduğumuz pek çok olay cereyan ediyor. Mesela mutlak butlan kararında tenkit edilen seçilmişlerin atanmışlar tarafından görevlerinden alınması, üzerinden uzun bir süre geçmiş olmasına rağmen Yüksek seçim kurulunun verdiği mazbataların yok sayılması, binlerce kişinin polis copu ve toma suyu ve biber gazı ile muhatap olması, televizyon ekranlarında çocukların bile izlediği yaşlı insanlara yapılan müdahaleler, bunların hiçbir mazereti yok…
Hele hele sevinç ve huzur içinde kutlanılması gereken bir bayram öncesi hiç yeri ve zamanı olmayan şeyler… Daha doğrusu zamanlama hatası olan müdahaleler… Bütün bunlar ülkeyi her yönden çok zor duruma sokuyor. Parti içi iktidar kavgası olarak geçiştirilebilecek bir konu giderek genelleşti ve konu sadece tek bir partinin değil, tüm partilerin sorunu haline geldi. Tabii, bu konu nasıl sonuçlanır bilemem ama her yönden uzun bir süre konuşulup tartışılacak…
***
Farklı illerde kurulan kurbanlık satışının yapıldığı Pazar yerleri oldukça sıkıntılı… Çoğunda gerekli hijyenik şartlar sağlanmış değil. Kurbanlıklar son derece kötü ve koku saçan çitlerin arasında günlerdir şişirilip duruyor. Ne kadar kilo çekerse o kadar para ediyor. Ancak satışlar hiç te öyle beklendiği gibi yüksek perdeden gitmiyor. Görülen o ki, bayram sonunda yine kasaplar devreye girecek…
Bizim zamanımızda alınıp beslenen kurbanlıklar iki üç gün tertemiz bakılır, süslenir, kınalanır, dualar ile kesilirdi. Bizlerde onların arkasından ağlar, kavurma yemeyi red ederdik. Bizim için henüz Şeker bayramının anıları aklımızdan silinmediği için eğlenceye geri dönerdik.
Bayram sabahları camiye gitmek, bayram namazlarında saf tutmak güzeldi. Sonrasında ilk bayramlaşmalar…
***
Şimdilerde her şey farklı…
Bayram demek devlet eli ile tatil demek oldu. Tatil demek ise evleri kapatıp arifeden tehlike saçan yollara atılmak, deniz kenarına, yurt içindeki yörelere, ya da yurt dışındaki ucuz otellere koşmak, yoğun bir tempo ile gezilen yerlerde fotoğraf çektirmekten ibaret bir uğraş haline geldi. Belli bir yaşın üstündekiler ise şekerlikleri doldurup, el öpmeye gelecek yakınların yollarını gözlüyorlar. Hoş, internet üzerinden mesaj yollamak çok yaygın olduğu için birbirini merak eden birkaç yakın dost dışında çocuklar bile telefon ederek kutlamayı unutur oldular.
***
Bayram sonrası yine koşturmaca başlayacak.
Siyasetçiler kaldıkları yerden didişmeye devam edecek. Öğrencilerin son hafta sınavları, ödevler, karne heyecanı başlayacak. Emekliler yine nasıl geçineceklerini kara kara düşünmeye, bir kısmı emekli işi maratonuna dönecek.
Bu karışıklık içinde kimler paralarına para kazandılar bilmiyoruz ama, farkına varmadığımız hangi kararnameler çıktı, kimlere ne imtiyazlar sağlandı öğreneceğiz.
Gidecek başka yerimiz yok. İyi ve güzel insanlara sahip çıkmaya devam etmeliyiz… Gücümüz yettiğince, elimiz erdiğince…
Gönlünüzce bayram etme dileği ile, iyi bayramlar…
Taner TÜMERDİRİM
ALMANYA
26 Mayıs 2026ALMANYA
26 Mayıs 2026ALMANYA
26 Mayıs 2026ALMANYA
26 Mayıs 2026ALMANYA
26 Mayıs 2026ALMANYA
26 Mayıs 2026ALMANYA
26 Mayıs 2026