GÜLE, GÜLE ANNE…

03.08.2022 16:54

Bazen uzun bir yolculuğa uğurlanmak gibidir ölüm…

Beklenmedik bir anda, yaşarken aniden geliveren ölümler üzücüdür…

Ölen sadece sevdiklerini geride bırakmaz.  Kullanılmayı umarak  geride kalan eşyalar üzülür… Yanan ampul üzülür… Kapının önüne bırakılan bir çift ayakkabı üzülür… Ocakta soğuyan çay, içilemeyen son yudum su, sofrada yarım kalmış ekmek, içilmemiş bir paket sigara,  kapıda  kendisine yemek verilmesine alışmış kara kedi, yanmamış odunlar üzülür…

Hazır yemek satıcısı, ekmek ve gazete taşıyan gündelikçi kadın, atılmayı bekleyen çöpler, sulanmayı bekleyen bir saksı çiçek, yıkanmayı bekleyen bardak, perdenin arkasından bakan, bakır çanaklarda gözü olan komşu, çağrıldığında gelmeyen sağlık ocağı doktoru, hastaneye götüren ambulans şoförü, kucaklayıp yatağına yatıran arkadaş, ona son suyunu içirdiğini bilmeyen insan üzülür.

Kısacası herkes üzülür…

***

Anneler bir ömür boyu çile çiçekleridir.

Kendilerini iyiye, güzele, rahata ve huzura layık göremezler. Kendi doğrularından ödün vermezler.  Nerede istiyorlarsa orada yaşamak, orada yaşlanmak isterler. Yerlerini değiştirmezler.

Siz uzakta iseniz akılları hep sizde kalır.  Bir yere gittiğinizde hep varıp varmadığınızı, sağ-salim dönüp dönmediğinizi merak ederler. Basit bir ameliyata girseniz sağlık haberinizi almak için heyecan içinde beklerler. Dudakları kıpır, kıpırdır. Her şeyin rast gitmesi için dualarını esirgemezler.

Ne kadar büyürseniz büyüyün siz onların çocuğusunuzdur.  Bazen isyan ederler. Yokluğunuzun suçunu başkalarına yüklerler.  Her seferinde cebinize harçlık koymak isterler.  “Paran var mı?” diye sormaktan hiç vaz geçmezler. Üç kuruş maaşlarından biriktirdikleri onlar için çok büyük paralardır.  Enflasyonu bilmezler…

***

Kış için iki kavanoz vişne reçeli yaptılar ise, bir kavanozu sizindir. Sevdiğinizi bilirler. Taze fasulyenin fazlasını konserve yaparlar. Size saklarlar.  Elleri, ayakları tutmayıncaya kadar her işlerini kendileri yapmaya çalışırlar.  Ne sizden, ne de inatlarından vaz geçmezler… Evde, her zaman sizi yatıracak bir yatakları, temiz çarşafları ve battaniyeleri vardır…

Evlenseniz de hep bir gün dönüp gelmenizin gizli özlemi vardır içlerinde. Paylaşamazlar…

Sonra bir gün bir telefon gelir.

Gidip alırsınız yeniden ayaklandırmak ve tedavi etmek için… İyileşince ayaklanırlar, evlerini özlerler… Filmi başa sararsınız. Öylesine garip bir döngüdür ki bu, şaşarsınız…

Ta ki, son telefon gelinceye kadar…

Hayat her yerde ve her şeyde devam etse de artık onun için her şey bitmiştir. Özenle yayılmış mis kokulu yatak ve çarşafların, yeni yıkanmış nevresimlerin, parlak renkli duvar ve döşemelerin yerini  tozlu, topraklı ıssız bir köşedeki mezarlığın kara toprağın sertliği, üzerine dizilmiş ışık sızdırmayan tahtalar,  dualar edilip, çiçekler bırakıldıktan sonra geriye rüzgarın sesi, ağaç dallarının hışırtısı ve sonsuz yolculuğa çıkan yolcunun bilinmezliği kalır.

***

Yaşantısındaki olaylarla ilgili içsel hesaplaşmalar düşünülürken,  Yarım kalmış tamamlanamamış kucaklaşmalar, gidilemeyen ve özlem duyulan yerlerin ve insanların saatlerce uzak yerlerden koşup gelmeleri, sosyal medya üzerinden gönderilen yüzlerce taziye mesajı size Annenizin geri dönülmeyen bir yolculuğa çıktığının delili oluverir…

Çoğunlukla çekmeden bir anda ölenler için belki de bir kurtuluştur ölüm.  Her çocuğun zamanı geldiğinde tatması gereken bir acıdır. Bir sınavdır belki de…

Her türlü tatsız ve acı olayın yerini alır özlemle karışık duygular… İnsan olmanın gereği olarak…

Ve size düşen şey metanetle karşılamaktır bir sevgili dostun eşi ile ayni güne rastlayan, tercih şansınız olmayan ölümü…

Güle, güle Anne… Ağlamak istemiyorum. Çünkü sen bu dünyadan daha iyi bir yerdesin şimdi…

Güle, güle… Bir gün yeniden buluşuncaya kadar…

 

 

Yorumlar

  • 2

Seyit Ali Gökmen dedi ki;

2022-08-03 19:57:21

Yini bizi ağlattın.Allah sabır versin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları