19 MAYIS; GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI MIDIR, YOKSA BİR İDEOLOJİNİN DAYATILMASI MIDIR?
Biz o yıllarda ortaokula ve liseye beyaz şeritli şapkalarla giderdik. Her okulun şerit rengi farklıydı. Sokakta öğretmenlerimizle karşılaşınca asker selamı vermek zorundaydık. Vermezsek disiplin cezası kaçınılmazdı. O dönemin ruhunda askerî disiplin vardı. Sadece şapkada değil, eğitim anlayışında da… 19 Mayıs kutlamalarını da biraz bu çerçevede değerlendirmek gerekir.
19 Mayıs yaklaşınca içimizi garip bir korku sarardı:
“İnşallah bu sene beni törenlere seçmezler…”
Kutlamalar için aylar öncesinden hazırlık başlardı. Ders çalışmaya vakit bulamazdık. Tören kıyafetlerinin parası ailelerden alınırdı. Zaten geçim sıkıntısı yaşayan aileler bu yükün altında daha da zorlanırdı. Hele beden eğitimi öğretmeniniz disiplin konusunda sertse, vay halinize…
Aradan yaklaşık elli yıl geçti. Stadyum törenleri kaldırıldı. Çocuklar rahatladı, aileler rahatladı. Elbette buna itiraz edenler de oldu. Ama o itirazların hangi saiklerle yapıldığı da az çok belliydi.
Gördük ki stadyumlara binlerce öğrenciyi doldurmadan da 19 Mayıs kutlanabiliyormuş. Hatta daha anlamlı, daha sıcak ve daha verimli kutlamalar yapılabiliyormuş.
Berlin Türk Evi’nde gerçekleştirilen kutlamaları kastediyorum. Berlin Başkonsolosluğu’nun düzenlediği 19 Mayıs programını…
Program, Başkonsolosumuz Mustafa Pulat’ın konuşmasıyla başladı. Birinci Dünya Savaşı’nın ağır şartlarından başlayarak 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkışı anlattı. Mustafa Kemal’in ortaya koyduğu iradeden, fedakârlığından ve mücadele ruhundan bahsetti. Katılımcılar dikkatle dinledi. Konuşma sinevizyon gösterileriyle de desteklenmişti. Dolu dolu, doyurucu bir konuşmaydı.
Daha sonra Eğitim Ataşeliği Koordinatörü Aslı Ahmetoğlu tarafından organize edilen şiir yarışması geceye bambaşka bir hava kattı. Yarışmaya katılan öğrenciler, Berlin’in farklı ilçelerinde yapılan elemelerde dereceye giren çocuklardan oluşuyordu. Şiirler kura ile belirlendi. Seçilen şiirlerde Türkiye mozaiği gözetilmişti. Her kesimin değer verdiği şairlerden örnekler vardı.
Yarışma başlamadan dakikalar önce salon tıklım tıklım dolmuştu. Çocuklarına destek olmak için gelen anne ve babalar, çocuklardan daha heyecanlı görünüyordu. Çocuğu şiir okurken gözyaşlarını tutamayan anneler vardı.
İşte 19 Mayıs budur.
19 Mayıs böyle kutlanmalıdır.
Gençleri saatlerce sıcağın altında stadyumlarda bekletmenin kime ne faydası vardı? Bu manzarayı görünce alınan kararın ne kadar isabetli olduğunu bir kez daha düşündüm. Meseleye akl-ı selimle yaklaşanların bunu anlamaması mümkün değildir.
Bu vesileyle çocuklarımızı Türkçe şiirle buluşturan Başkonsolosumuz Mustafa Pulat Bey’e, Eğitim Ataşeliği Koordinatörü Aslı Ahmetoğlu Hanımefendi’ye ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.
19 Mayıs, millî egemenlik yolunda atılan ilk adımdır.
19 Mayıs; şartlar ne olursa olsun, vatan toprağında nefes alan insanlar var oldukça millî ve manevî değerlerin ayaklar altına alınmaması için milletle yapılan ahitleşmenin adıdır.
19 Mayıs; vatanını, bayrağını, milletini ve dinini seven şuurlu bir nesil yetiştirme iradesidir.
19 Mayıs özgürlüktür.
Bağımsızlıktır.
Kimliğini koruma mücadelesidir.
Asimile olmamak için malıyla ve canıyla direnmenin adıdır.
Bayramlar, ruhuna uygun şekilde kutlanırsa anlam taşır. Esas olan o ruhu yaşatmak ve nesilden nesile aktarmaktır.
1919’da Samsun’a ayak basanlar, Anadolu’yu işgalden kurtarmak için yola çıktılar. Bugün de aynı ruh yaşatılabiliyorsa, işte o zaman 19 Mayıs gerçek anlamını bulur.
Üstelik işgal sadece tankla, tüfekle olmaz. Kültürel işgal de bir işgaldir. Asimilasyon da öyledir.
Bu yüzden Avrupa’da yaşayan Türkler için 19 Mayıs’ın ayrı bir anlamı vardır.
Türk milleti nerede yaşarsa yaşasın, hangi şart altında bulunursa bulunsun, bu şuuru gelecek nesillere aktarmak zorundadır.
Türkiye’de 19 Mayıs bazen alışılmış bir resmî gelenek olarak kutlanıyor olabilir. Ama Avrupa’da 19 Mayıs’ı kutlamak çok daha farklı bir anlam taşır. Çünkü Samsun’a ayak basmanın ne demek olduğunu Avrupa’da yaşayan Türkler daha iyi hisseder.
19 Mayıs vesilesiyle kendi durumumuzu yeniden düşünmek gerekir.
1919’da Samsun’a çıkanlar; Türk milletinin dili, dini, örfü, geleneği kaybolmasın diye mücadele ettiler. Çünkü İstanbul işgal altındaydı. Yokluk vardı. Açlık vardı. Silah yoktu, ulaşım yoktu. Ama azim vardı. İnanç vardı. Direniş vardı.
Aç kalındı.
Susuz kalındı.
Bedeller ödendi.
Ve sonunda işgalciler denize döküldü.
Ben hep şunu düşündüm:
Buna benzer bir “19 Mayıs çıkarması” yıllar önce Avrupa’daki Türkler için de yapılmalıydı. İnsanımız yıllarca böyle bir sahiplenmeyi bekledi. Nihayet bazı adımlar atıldı. Şimdi görev Avrupa’da yaşayan bizlere düşüyor.
Unutmayalım…
1919’da Anadolu’yu işgal edenlerle bugün aynı oksijeni paylaşıyoruz. Sanmayın ki o zihniyet tamamen ortadan kalktı. Avrupa’da yükselen ırkçı söylemler, o dönemin başka tonlarda konuşan seslerinden farklı değildir.
Bu sesleri iyi tanımak gerekir.
Bir lokma ekmek uğruna Anadolu’dan kalkıp Avrupa’ya gelen insanlarımızın; Türkçeyi, Türk edebiyatını ve Türk kültürünü küçümsemesi ya da ihmal etmesi kimseye fayda sağlamaz.
Almanya’daki Türkler, geleceklerini geçmişlerini unutmadan inşa etmek zorundadırlar.
Çocuklarına ana dillerini öğretmek zorundadırlar.
Mesela yarışmaya katılan bazı çocuklar Türkçe telaffuzunda zorlanıyordu. Öğretmenlerinin onları çalıştırdığı belliydi ama yine de zorlanıyorlardı.
Bu yüzden diyorum ki:
Anneler, babalar…
Çocuklarımıza ne pahasına olursa olsun ana dilimizi öğretelim.
Başkonsolosluğumuz tarafından verilen Türkçe derslerine mutlaka gönderelim.
Evlerimizde çocuklarımızla Türkçe konuşalım.
Onları Türkçe hikâyelerle, masallarla büyütelim.
Yunus Emre’mizi, Mevlânâ’mızı, Karacaoğlan’ımızı, Pir Sultan Abdal’ımızı, Âşık Veysel’imizi çocuklarımıza tanıtalım.
Mahallelerimizdeki Türk derneklerini Türkçe kursları açmaları için teşvik edelim. Konsolosluklarımızdan öğretmen desteği isteyelim.
İşte o zaman Avrupa’da kutladığımız 19 Mayıs gerçek anlamını bulur.
İşte o zaman Samsun’a ayak basışın bizim için bir karşılığı olur.
Gerisi laf-ı güzâf…
Rüştü Kam
ALMANYA
21 Mayıs 2026ALMANYA
21 Mayıs 2026ALMANYA
21 Mayıs 2026ALMANYA
21 Mayıs 2026ALMANYA
21 Mayıs 2026ALMANYA
21 Mayıs 2026ALMANYA
21 Mayıs 2026