GAFLET VE DALÂLET NEDİR HAİN KİME DENİR

10.09.2022 21:19

9 Eylül'de, İzmir'in kurtuluşunun, gerçekte yurdun işgâlden kurtuluşunun 100. Yıldönümü kutlandı.
Törende konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Tunç Soyer; konuşmasında,
“100 yıl önceydi. Bu toprakları yönetenler, gaflet, dalâlet ve hatta hıyanet içindeydiler. Gençleri, kadınları, çocukları geleceği hiç düşünmediler. Sadece ve sadece saraylarındaki saltanatı korumak için bütün bir milleti ateşe attılar.” tümcelerini kurar.
MHP lideri Devlet Bahçeli;
“Vatan topraklarına kanlı çizmeleriyle basan müstevlilere tek kelime edemeyen bugünün iş birlikçi siyasetçilerin 9 Eylül 1922 tarihinin 100. yıldönümünde tarihimizi düşman gözüyle yorumlaması iflah olmaz bir cahillik, tedavisi imkânsız devşirme hastalığıdır. Türkiye Cumhuriyeti, Türk milletinin yüksek yönetim mirasının bir devamı, yüzyıllardır milli vicdanda taşınan kutlu veraset zincirinin son halkasıdır. Bu şuurdan mahrum gafillerin ecdadımıza karşı nefret ve ihanet suçu işlemesi fıtratlarının gereğidir. 400 çadırlık Türkmen ruhuyla, aynı şekilde dünyaya meydan okuyan milli varlıkla her neviden düşmanca muameleye karşı duracağımız herkesçe çok iyi bilinmelidir.” sözleriyle sert tepki gösterdi.
Memleket dahilinde iktidara sahip olanların şahsî menfaatlerini sözünü ettiği müstevlilerin siyasî emelleriyle tevhid ettiklerini unutmuş olmalı Bahçeli Devlet.
Bu iktidar sahiplerini yüksek yönetim(!) olarak nitelemesiyse işin tuzu, biberi.
Çok bir yüksekti o yönetim!...
Adaletten sorumlu bakan Bekir Bozdağ da katılmış koroya ve
“Türk milleti, memleketini işgal edenleri kötüleyecek bir cümle kuramayanlarla ecdadını kötüleyen nice cümleler kuranları vicdan terazisinde tartacak, bir kez daha mahkum edecektir.”
demiş.
O yöneticiler belki Bekir Bozdağ'ın ecdadı falandırlar, olabilirler de, buna karşı bir sözümüz olamaz.
Ama; onların Türk milletinin ecdadı oldukları konusundaki savı yanlış, eğri, büğrü hem eğri hem büğrü...
Sıraya girmişler bu tayfadan olanlar.
AKP MKYK üyesi Şamil Tayyar'ından tut; AKP Genel Başkan Yardımcısı ve parti sözcüsü Ömer Çelik'e kadar.
Salla ha, salla etmişler.
Ağaç meyveli, taş atanı da çok doğal olarak.
Adaletten sorumlu bakan;
“İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı bir açıklama yapıyor. Açıklamasında da ecdadımıza saygısızlık yapan, onlara hakaret eden bir dil kullanıyor ve İzmir'i işgal eden, ülkemizin önemli bir kısmını işgal eden Yunan mezalimi diye kayıtlara geçen, nice zulme imza atan Yunan'a dair tek bir cümle dahi kurmuyor.
Ben buradan sormak istiyorum aziz Türk milleti, ecdadı ile kavgalı bir millet mi?
Bizim ecdadımız, Cumhuriyet dönemi de bizim ecdadımızdır. Osmanlı da bizim ecdadımızdır. Selçuklu da bizim ecdadımızdır.
Bizim ecdadımızın tarihte geriye gidişini, biz ne kadar gittiğini, tarih kitapları bile tam yazamıyor. Bilinen tarihe baktığınızda ordumuzun 2 bin 200 sene gibi uzun bir kuruluş dönemini kutlayan bir Türkiye var.
Eğer biz, sadece dün meydana geldiysek, binlerce yıllık ordumuzun kuruluşunu niye kutluyoruz? Malazgirt Zaferi’nin 951. yılını kutladık.
Madem biz dün yoktuk, ecdadımız yoktur niye 951. yılını kutluyoruz?” demiş.
Kurduğu tümceleri siz de dikkatle okuyun lütfen!
Bir yığın yazım, bir yığın söylem yanlışı...
Bakanın ortaokuldaki Türkçe öğretmeni ben olsaydım bu dersten sittin sene sınıf geçemezdi.
Konuşmasının bir yerinde;
„Gazi Mustafa Kemal Atatürk de bizimdir. Sultan Abdülhamit de bizimdir, Fatih de bizimdir, Yavuz da bizimdir, Ertuğrul Gazi de, Osmangazi de, Sultan Alaattin de, Sultan Alparslan da bizimdir. “ diyor.
Ben; bu saydıkları adlardan tek Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü sahipleniyorum. O; bizimdir.
Diğerleri mi? Onlar adaletten sorumlu bakan ve yol arkadaşlarınındır.
İnsanın; „Alın ecdadınızı da, gidin! “ diyesi geliyor.
Bilmem desem mi, demesem mi?
AKP Sözcüsü Ömer Çelik de almış sazı eline. Bakalım ne demiş?
“Güzel İzmir’imizin düşman işgalinden kurtuluşunun yıl dönümünde, ülkemize yapılmış düşmanlıklara karşı konuşması gerekenlerin Osmanlı Devleti’ni hedef alması şuursuzluktur. Bütün siyasi misyonu Cumhuriyet'imiz ile Osmanlı Devleti’mizi kavga ettirme üzerine kurulmuş olanlar var. Cumhuriyet'imize sahip çıkmak için tarihimizin büyük köklerinden Osmanlı Devleti ile kavga etmek milletimizin kimliğine saldırıdır. Cumhuriyet de bizim, Osmanlı Devleti de.”
Cumhuriyet bizim de, benim açımdan Osmanlı bizim değil!
Çelik’e yanıt CHP'nin yerel yönetimlerden sorumlu genel başkan yardımcısı Seyit Torun'dan gelmiş.
““İzmir’in kurtuluş coşkusuna ortak olamayanlar, hazımsızlıkta birbiriyle yarışıyor. Şunu unutma Ömer Çelik: Tarihi, ‘Keşke Yunan kazansaydı’ diyenlerden öğrenenlerden alacak dersimiz yoktur! Bizim yerimiz milli mücadele safları, yurdumuz Atatürk Cumhuriyeti’dir. “demiş Sayın Torun ve taşı gediğine oturtmuş.
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, İzmir’in kurtuluşunun 100. yıldönümü dolayısıyla düzenledikleri törende dün
“Yüz yıl önceydi, bu toprakları yönetenler gaflet, delalet ve hatta hıyanet içindeydi. Gençleri kadınları çocukları geleceği hiç düşünmediler. Sadece ve sadece saraylarındaki saltanatı korumak için bütün milleti ateşe attılar” demişti. Soyer’in bu sözleri, Milli Mücadele sırasında İstanbul’u terk eden Padişah Vahdettin için kullandığı yorumu yapılmıştı. Padişah Vahdettin, 9 yaşındaki şehzade Ertuğrul Efendi ve 10 kişilik kafileyle birlikte 17 Kasım 1922 tarihinde Dolmabahçe Saat Kulesi önündeki rıhtıma ve oradan da İstanbul İşgal Kuvvetleri Komutanı General Harington'la birlikte rıhtımdaki bir istimbotla açıkta bekleyen İngiliz Malaya zırhlısına çıktı. İngiliz Amiral Sir De Brock tarafından karşılanan Vahdettin İstanbul’dan ayrıldı.
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, dün İzmir'in kurtuluşunun 100'üncü yıldönümü nedeniyle düzenlenen törende yaptığı konuşmadan dolayı MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, AKP MKYK üyesi Şamil Tayyar ve AKP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik tarafından hedef alınmıştı.
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer de twitter hesabından yaptığı paylaşımda,
"Sevgili İzmir; dün akşam çok güzeldin! Hepimizin tek yürek olduğu bu muhteşem buluşmaya hiç kimse gölge düşüremez. Biz işgalcilerin gemileriyle kaçan saray erkânının değil, bağımsızlığımız için göğsünü siper eden Mustafa Kemal Atatürk'ün ve bu uğurda canını feda eden atalarımızın izinden yürümeye devam edeceğiz." sözleriyle sigaya çekmiş bu koroyu.
Sahibinin sesi bu koroya Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün sözlerini anımsatarak noktalayalım:
„19 Mayıs 1919 günü Samsun'a çıktım. Genel durum ve görünüm:
Osmanlı Devleti'nin içinde bulunduğu gurup Dünya Savaşı'nda yenilmiş, Osmanlı ordusu her tarafta zedelenmiş, ağır şartları olan bir ateşkes anlaşması imzalanmış. Dünya Savaşı'ının uzun yılları boyunca ulus; yorgun ve fakir bir durumda. Ulusu ve ülkeyi Dünya Savaşı'na sokanlar, kendi hayatlarının derdine düşerek ülkeden kaçmışlar. Saltanat ve hilafet makamında bulunan Vahdettin soysuzlaşmış, kendini ve yalnızca tahtını güvence altına alabileceği alçakça önlemler araştırmakta. Damat Ferit Paşa'nın başkanlığındaki hükümet zavallı, beceriksiz, onursuz, korkak; yalnızca padişahın buyruğuna bağlı ve onunla beraber kendilerini koruyabilecek herhangi bir duruma razı...“
Yazının başlığına dönerek bir kez daha soralım:
Gaflet ve dalâlet nedir?
Hain kime denir?

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları