ELEŞTİRİ, DÜŞMANLIK MI?

ELEŞTİRİ, DÜŞMANLIK MI?

ABONE OL
13:36 - 07/06/2024 13:36
ELEŞTİRİ, DÜŞMANLIK MI?
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Kaplan
Best

Arada sırada siyasetle ilgili yazılar yazıyorum. Yaşamımızın birçok alanını belirleyen siyasete ilgisiz kalmak olmaz. Günümüzde ülke olarak başımıza gelen felaketlerin de yaşamımızı etkileyen birçok olumsuzluğun da nedeni beceriksiz siyasetçiler. İktidar ya da muhalefet partilerinden birini eleştirdiğimde bu siyasal oluşumların kurşun askerleri ayaklanıyor. Hangi görüşten olursa olsun yandaşlığı meslek edinmiş kişilerin bakış açıları, eleştirilere tepkileri hep aynı. “Niye … partisine düşmanlık yapıyorsun?” Dilimiz döndüğünce eleştirinin düşmanlık olmadığını, eleştiri yapmamızdaki amacın bu partinin ve yöneticilerin hatalarını göstermek olduğunu, eleştirileri ciddiye aldıklarında yanlışlardan dönebilecekleri fırsatını yakalayacaklarını anlatmaktayız.

Eleştirileri, düşmanlık sayan kişilerin çoğunun mürekkep yalamışlardan çıkması çok ilginç. Bu kişilerin çoğu yaptıkları işlerde yönetici konumunda. Bir yöneticinin eleştiriye kapalı olmasını düşünmek bile istemiyorum. Çünkü eleştiriye kapalı bir yöneticinin bulunduğu kurumu ileri götürme olanağı, isteği neredeyse yok!

Ne yazık ki günümüz siyasetçilerinin siyasal birikimleri, çözümleyici düşünme güçleri, kıvrak zekâları, öngörüleri, halk için özverileri, çok yönlü bilgileri, ülke çıkarlarını koruma tepkeleri, çözüm üretme yetenekleri, öğrenme ve araştırma istekleri, özellikle de tarihsel bakış açıları çok yetersiz. Bu yetersizlikleri eleştirmek hem yurttaşlık hem de aydın görevi…

Eleştirinin kimseye bir zararı yok, tersine yararı var. Kişi ya da kurumlar, eleştirilerden yararlanarak yanlıştan kurtulup doğruları yapar. Bu da onları ileri götürür. Eleştirilere olumlu bakan kişi ya da kurum yöneticileri; eleştirenlerin bilgi, birikim, düşünce, deneyim ve usundan yararlanır. Bu, aslında önemli ve bulunmaz bir fırsat. Bu fırsattan yararlanmak için düşünsel olgunluk, özgüven, ortak usu kullanma becerisi, doğruyu bulma isteği, yanlıştan kurtulma sorumluluğu olması gerek. Bunlar olmayınca eleştirinin bu kişi ya da kurumlara bir yararı olmaz. Çünkü eleştirilere kulak asan olmayınca bir değeri de olmaz bu sözlerin.

Eleştiriye karşı hoşgörülü olmak için kişide güçlü bir özgüven, demokratik olgunluk, sağlam bir düşünce sistemi, öğrenmeye açık bir beyin, sorgulama gücü, yanlışlarını görüp düzeltme yürekliliği gerek. Körü körüne bir düşünceye bağlı olan kişiler, eleştirinin gerçekçi esintisiyle inanıp bağlandıkları köpükten kulelerin uçup gideceğini sanırlar. Aslında bu tür parti üyeleri bir tarikatın müritleri gibiler. Şeyhin söylediklerinin kayıtsız, koşulsuz kabullenmek; söylenenleri usun süzgecinden geçirip sorgulamadan benimsemek söz konusu. Bir kısmı da futbol takımının yandaşları gibiler. Bu tür kişiler, düşünceye değil; formanın rengine bağlılar. Düşüncenin gücünün her şeye üstün geleceğini anlamadıklarından körü körüne yandaşlığı yeğlerler.

Eleştiriye kapalı kişiler; farklı düşünceden, hele de bu düşünce gerçekse çok korkarlar. Kendilerinin ya da aynı yolda yürüdüklerinin gerçekçi düşünceleri işittiğinde etkisinde kalacaklarını düşünürler. Düşüncelerinin karşısındakinden etkilenerek kolayca değişeceğini sanan kişilerde özgüven eksikliği ve savunduğu düşünceye tam olarak inanmama göze çarpar. Senin düşüncelerin doğruysa eleştiriden niye korkuyorsun?

Eleştiriden korkanların en belirgin davranışlarından biri de “Sen … partisinden misin ya da şucu musun?” biçimindeki suçlamalarıdır. Yani biri, sizin düşüncelerinize karşı çıkıp eleştirdiğinde hemen onun bir başka siyasal görüşten olduğunu düşünmek niye? Oysaki bir düşünceyi eleştirenlerin çoğu o düşünsel çizgiye yakın olanlar. Çünkü bu kişiler, kendilerini sorumlu görüp kendi siyasal görüşünün başarıya ulaşmasını istemekteler.

Bir partinin üyelerine eleştiriyi yasaklaması, bu konuda baskı uygulaması gelişme ve değişime kapalı olduğunu gösterir. Bu da demokrasiye inançsızlığın bir göstergesi.

Sözlere bakılırsa her parti demokrasi koşusunun şampiyonu. Ancak uygulama söz konusu olduğunda ise demokrasiyi içselleştiremedikleri görülür. En küçük eleştiriyi bastırmaya çalışan yönetici ve üyelerin olduğu bir yerde demokrasiden söz edilebilir mi? En çok “demokrasi” sözcüğünü tekerleme biçiminde kullananlar, düşüncelerini açıklayanlara en çok baskıyı yapanlar. Ülkemizde en çok demokrasi isteyen parti ise çoluk çocuk, yaşlı genç, silahsız günahsız insanları kurşunlayan, patlayıcılarla havaya uçuran terör örgütünün TBMM’deki partisi. Gözünü kırpmadan insan öldüren bir cani örgütünün demokrasiden bu denli söz etmesi niye? Niye mi? Yaptığı insanlık dışı öldürme olaylarını demokrasi maskesiyle örtmek için.

Nedense okullarımızdaki eğitim süreçlerinde eleştiri ve özeleştiri alışkanlığını kazandıramıyoruz öğrencilere. Bu alışkanlığı edinememiş kişi de ne yazık ki kendisine de ülkesine de zarar vermekte. Toplumumuzun zor süreçlerden geçtiği bir dönemde en çok gereksinim duyduğumuz şey, eleştiri ve bu eleştirilere kulak veren sorumlu kişiler. Yoksa nasıl gelişip değişeceğiz? Yanlışlarımızı düzeltmenin eleştirilmekten başka yolu var mı?

Adil Hacıömeroğlu

Inal

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.