DERSİMİZ İSLAM, KONU “ÇOCUK YAŞTA EVLİLİK”

13.10.2020 00:43

Yobazların anlatımı ile bir din öğrenilmez. Dinden geçinip dinden zengin olanlar zaten gerçekleri söylemez. Daha çok kazanmak için, duymak istediklerinizden bahseder.6 yaşında evlilik olur mu desen, ona bile açık net cevap veremez din zengini yobazlar.

Şimdi biz açıklayalım, sana mı düştü diyeceğinizi bile bile. Kitabı olmadık işlere köşe yazan ben, buna mı cevap veremeyeceğim!

Hiçbir dinde, isterse 5 yaşında olsun, evlen demez. Ufaktan alda evde büyüyünce ilişkiye girersin hiç demez.

Boşanma ile ilgili bir ayette, kadınların ayrılmadan önce ne kadar bekleyeceklerinden bahsedilirken “Henüz âdet görmeyenlerin de süreleri böyledir” lafını tersinden anlayıp “adet görmemişse çocuk yaşta bile evlilik olabilir” demenin dayanak noktası yoktur.

Kiminin böbreği rahatsız olur, kimi herkes gibi koşamaz. Bazı kadınlarda doğuştan “Amenore” denilen bir eksiklikle dünyaya gelirler. Amerore tanım olarak adetin olmaması olarak tanımlanır. Kadınların %2,5’de görülür.

Şimdi evlendiniz bir bayanla, muhtemelen bir eksiklik olarak gördünüz bu durumu ve boşanmaya karar verdiniz. Fakat zaten adet görmediği için, ne kadar bekleyeceğinizi bilmiyorsunuz. İşte size çözüm “Âdetten kesilen kadınlarınızın iddet bekleme sürelerinde kuşkuya düşerseniz, onların iddetleri üç aydır. Hiç âdet görmemiş kadınların süreleri de böyledir.”

Bir bayanla evlenmişsin, üstünden belli bir süre geçmiş ve boşanacak noktaya gelmişseniz fakat Amenore hastası. Boşanırsanız yine de 3 ay bekleyin diyor. Mesele bu kadar basit.

Fakat birde yaşanılan toplumun örfü ve töreleri vardır.

“Yoksul olan da artık maruf (ihtiyaca ve örfe uygun) bir şekilde yesin”

“Emzirmeyi tamamlamak isteyenler için anneler çocuklarını iki tam yıl emzirirler. Onların (annelerin) yiyeceği, giyeceği bilinen (örf)e uygun olarak, çocuk kendisinin olana (babaya) aittir…”

“Vereceğinizi örfe uygun olarak ödedikten sonra size bir sorumluluk yoktur. “

“Onları yararlandırın, zengin olan kendi gücü, darda olan da kendi gücü oranında, maruf (meşru ve örfe uygun) bir şekilde yararlandırsın. “

“Onlara ücretlerini (Mehirlerini) maruf (güzel ve örfe uygun) bir şekilde verin

"And içmeyin, bu bilinen (örf üzere) bir itaattır.

“Artık (yapılması gereken) örfe uymak (ve) ona (maktulün varis veya velisine) güzellikle (diyet) ödemektir.

“Sen af (veya kolaylık) yolunu benimse, (İslam'a) uygun olanı (örfü) emret ve cahillerden yüz çevir.”

İşte örf dediğin “töre, kültür, gelenek ve görenek, ahlak “gibi değerlere denir. Din de örfleri belirleyen bir değerdir toplumlar için.

Arabın örfü nasıldır yakından bilmem. Fakat sizin ahlakınıza geleneklerinize ve kültürünüze göre akıl süzgecinden bir geçirin;

3 yaşındaki çocuğa nikah olur mu?

En iyi anlayıp, en çok ibadeti yapıp cennetin en üst köşesine yerleşmek sizin için önemli olabilir. Fakat benimki biraz kenarda olsa da yeter. Ben kimim ki peygamberin yakınında olmayı hak edeyim!

 

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları