EDİRNE’YE DOĞRU…

EDİRNE’YE DOĞRU…

ABONE OL
00:05 - 15/05/2026 00:05
EDİRNE’YE DOĞRU…
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Kaplan
Best

Silifke kalesi ile ilgili güzel haberler alıyorum. Onarımı tamamlanmış. Yakında turistlerin ziyaretine açılacakmış. Tabii, bu arada ışıklandırma konusu da gündemde… Bakalım nasıl bir ilerleme gösterecek? Hep beraber bekleyip göreceğiz.

İzmir’e döndüğümüzde bizi bir sürpriz bekliyordu.

Kaldığımız evin sokağına giremedik. Çünkü Gaziemir Sarnıçta, ana yol boydan boya kapatılmış; tamir ve atık su alt yapısı gerekçesi ile uzun bir süredir ihmal edilmiş üst tarafın asfaltı yapılacakmış. Tamir edilen alanı büyük bir dairenin içine alarak arka yollardan, yeni kazılmış sokaklardan toz toprak içinde kalarak eve ulaşıyoruz. Bu arada çukura düşen ön tekerleğimiz resmen hasar alıp inliyor. Yolu tıkıyoruz.

Hava alanının dibinden itibaren kapatılan yolda, sağa bir tek dönüş bırakılmamış. Belediyenin plansızlığına bir kez daha şahit oluyoruz. Ne bir alternatif güzergâh belirlenmiş ne de uyarı var. Ertesi günü ekmek almak için fırına kadar yürümek zorunda kalıyoruz. Kaldırım kenarında dikilen belediye görevlisine bu ızdırabın ne zaman sona ereceğini sorduğumuzda bilmediğini, kendisinin sadece emirleri uyguladığını söylüyor.

Şansımıza meteoroloji iki gün yağmur gösteriyor. Bu da caddenin tamir ve kaplama işlerinin iki gün daha gecikeceği anlamına gelir. Sarnıçlılar oldukça kızgın. İtfaiye gelse, Ambulans ulaşmak istese mümkünü yok… Gerekli uyarı ve tedbirler alınmadan yapılan bu çalışmaların Avrupa’da bir ülkede olsa bir günde tamamlanacağını, oysa bazı iş makinelerinin iki gündür yerinden kıpırdamadığını bomboş oturduğunu söylüyorlar. Sarnıç’ın ara sokakları zaten kazılan yerler usulünce kapatılmadığı için her yağmurda çamur deryasına dönüyor.

Birkaç günlüğüne Bursa ve Edirne’ye gideceğiz.  Bu hengameden uzak kalacağımız için son derece seviniyoruz.  Çukura düştüğümüzde zarar gören ön takımı 6’ncı sanayide Kontrol ettiriyoruz. Neyse ki çok uzun bir tamir ve masraf çıkarmadığı için seviniyoruz. Kim bilir bizden sonra kaç kişi ayni akıbete maruz kaldı.?

İşler yakında bitse bile mevcut belediyenin seçimlerde yerel halktan oy alamayacağına kesin gözü ile bakılıyor. Zaten İzmir Gaziemir belediyesinin sınırlarında kalan kenar kesimlerde sorunlar hiç bitmiyor. Büyüyen şehrin ticari büyüklüğüne rağmen sorunları çözülemiyor. Büyükşehir belediyesinin inisiyatifine kalmış olan İzmir ve İzmirliler bölgelerindeki sorunlarla boğuşarak yaşamaya devam edecekler…

Bursa’ya kadar otobandan gittiğinizde yüklü bir ücret ödüyorsunuz. Tabii, kimsenin bu ücretler karşısında gıkı çıkmadığını söyleyebilirim. Birde akaryakıt zamları eklendiğinde durum seyahati çekilmez kılıyor…  Edirne’ye Çanakkale’den gitmek için eğer kıyı istikametini tercih ederseniz, Kaz dağlarının altındaki tünelden geçiyorsunuz. Sık, sık hızınızı düşüren; 140 tan 90’a, hemen akabinde 70’e düşen kısa aralıklar gösteren tabelalar sonunda sizi kaplumbağa hızına mahküm ediyor ve 50 tabelasında sabitleniyorsunuz. Ezine geçişinde ise foto kapanlar size eşlik ediyor. Aşırı hız yaparsanız kimse durdurmuyor ama, postacı birkaç gün içinde yakışıklı bir araç fotoğrafı eşliğinde size yazılan ceza mektubunu ulaştırıyor.

Sözde İstanbul-İzmir arası kısalmış, seyahat süresi azalmış olacaktı değil mi?

Köprüler, otoyollar zamlanmış durumda… Akaryakıtta ki artışlar nedeni ile daha uzun olan normal karayolunu takip edemiyorsunuz. Kısalıyor diye otoyollara dümen kırınca çıkışlarda ya borçlu kalıyorsunuz ya da yüklü bir fatura ödüyorsunuz. Çanakkale’den köprü ile geçmeyip, arabalı vapura binebilirsiniz. Onun ücreti de neredeyse köprü fiyatına denk geliyor. Birde hava bozuk olunca geçiş garantisinin yerini bekleme garantisi alıyor.

Edirne’ye varmak, birkaç gün kalıp işleri halletmek ve geri dönmek eskiden en büyük zevkimiz idi. Şimdi eziyetimiz oldu…

Çok mu şikâyet ettim? Hayır, sadece yaşadıklarımı yazmaya çalışıyorum. Her gün binlerce kişinin yaşadığı gerçekleri… Belki hatırlarlar da, ilgilileri uyarırlar diye…

Bir zamanlar 25 TL. verdik mi Taksimde Varan Turizmden bilet alır, gece 24 seferi ile sabah Ankara’da olur, işimizi halleder, akşam da İstanbul’a geri dönerdik… Yollar da bu kadar modern değildi…

 “O eskidendi, yeni Türkiye böyle” diyecek olanlara bir sözüm var:

Bizim kuşak daha ölmedi. O günleri yaşadık ve tarih öncesi dinozorlar değiliz. Anılarımız siyah beyaz olabilir ama, her türlü ayrıntıyı, ekmeğin bir TL. olduğu günleri unutmadık.  Bu ülkenin enflasyonla nasıl fakirleştirildiğinin canlı birer şahidi ve tarihi göstergesiyiz… Zengin olmak değil, sadece yaşamak istiyoruz… Yaşarken de hastalık, ölüm, yaşlılık gibi nedenlerle yapmakta olduğumuz seyahatlere bir aylık maaşımızı değil, makul fiyatları ödemek istiyoruz. Tıpkı eskiden olduğu gibi…

Bu ülke Edirne’den Mersin’e, Ardahan’a kadar aynı insanların yaşadığı sevgilimiz olan bir ülke…

Taner TÜMERDİRİM

[email protected]

Inal

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP