Gazete ve dergilerde yazı yazan ya da yapıt kaleme alan erkek ya da kadın, eş anlamı muharrir, roman veya oyun yazarı.
İstatistiklere bakıldığında çoğu yazarların erkek olduğu görülür. Kadınlara çağrı yapıyorum, köşe yazanlar köşenize sahip olun.
Yazılı ya da basılı sözcüklere bakarak bunları seslendirmek ya da anlamaya okuma denir.
Her yazar aynı zamanda iyi bir okuyucudur. Okumadan yazan
olduğunu sanmıyorum.
Yazdığım gazetelerde her gün en az bir köşedaşımın makalesini okumayı prensip edindim. Böylece aynı konuyu yazmamış oluyorum.
Konularım bilgi, göç, sosyal ve siyasal içerikli, Berlin’de yaşadığım için buradan Türkiye’yi idare etmek veya kurtarmak gibi bir iddiam yoktur.
Yazılarımla çoğu kez nerede yaşadığımızı hatırlatıyorum. Elbette Türkiye’de olan olayları, çok çabuk değişen gündemi ilgiyle takip ediyorum. Almanya’da pozitif kazanımları Türkiye’de akraba, dost bütün insanlara da diliyorum.
Köşedaşlarım zaman zaman emek veriyor ve kimlerin okuduğunu merak ettiklerini yazıyorlar.
Berlin’de Türk dernek ve diğer sivil kuruluşların yaptığı etkinliklerde, hocam her hafta ne yazacaksınız, diye bekliyorum, hiç kaçırmadan okuyorum, diyen okuyucularım beni çok mutlu ediyor. Bilhassa öğrencilerim beni tanıyorlar.
Aynı şekilde Didim’de karşılaşınca, hatta sokakta okuyucularım beni sevindiriyorlar. Bilhassa Almanya’da akrabası olan veya yurtdışına gitmek isteyenler ilgiyle yazdıklarımı takip ettiklerini söylüyorlar.
Az da olsa yorum yazan, teşekkür eden oluyor. İzin verirseniz köşemde alıntı yazayım, ki yayın yönetmenim de sevinsin, diye yazıyorum, ama maalesef izin verme, yazıma cevap yazılmıyor. Görülmez Duvarlar (Unsichtbare Mauern) kitabın yazarı Musa Deli aynı başlıkta makaleme yazdığı yorumu alıntı olarak yazmama düzgün bir Türkçe ile izin verdi.
1960 yıllarında başlayan konuk işçi sıfatıyla, Almanya’ya gelen ilk nesilden hayatta olan çok az, çoğu hasta.
Şu anda hayatta kalan ilk nesil ile ikinci üçüncü nesil birbirine yardım ederse, ne mutlu bize diyorum.
Makalemde belirttiğim gibi kitabı bir defa okudum denecek bir kitap değil, başucu kitabı. On iki alt başlık ve önsözüyle on üç makale yazılacak bir kitap. Bu kitap göç alan bütün ülke dillerine çevrilmelidir.
„Sevgili İlter Hanım,
bu güzel, içten ve derin anlam taşıyan yazınız beni gerçekten çok duygulandırdı. Kitabımı bu kadar dikkatli okuyup böylesine samimi, güçlü ve değerli cümlelerle değerlendirmiş olmanız benim için büyük bir onur.
Yılların birikimiyle, öğretmen kimliğinizle ve hayat tecrübenizle yazdığınız her satır çok kıymetli.
Özellikle göçün, dışlanmanın, görünmez duvarların insan ruhunda bıraktığı izleri bu kadar iyi hissetmeniz ve bunu böylesine etkileyici ifade etmeniz beni ayrıca mutlu etti.
Sizin gibi insanların varlığı bize güç veriyor. Çünkü bazen bir insanın “anlaşıldığını hissetmesi” bile yılların yükünü hafifletebiliyor.
Yazınız yalnızca kitabı anlatmıyor; aynı zamanda göç hikâyeleri yaşayan insanların sessiz duygularına da tercüman oluyor.
Bu değerli makale için size gönülden teşekkür ediyorum. İnanın, benim için unutulmayacak bir destek ve motivasyon oldu.
Böyle insanların varlığı, yazmaya ve mücadele etmeye devam etmem gerektiğini bana tekrar hatırlatıyor. İyi ki varsınız.Size en içten sevgi ve saygılarımı gönderiyorum.“
Musa Deli
Sevgili okuyucularım, bu güzel yorumdan sonra, o makalemi tekrar okumanızı ve kitabı tedarik edip, tanıtıma katkı sağlamanızı candan diliyorum.
İkinci neslin yazdığı kitapları ilgi, merak, içten duygularla takip ediyorum. Ama bu kitap ihmâl edilen, noksan bırakılan bir konuya açıklık getiriyor. Ruh sağlığı, dernek ve diğer sivil kuruluşlarda tartışma kültürü kavgaya dönüşüyor.
Dernek üyelere ev olamıyor, küskünler terk ediyor, üye kaybına sebep oluyor. Önceki başkanlara kin ve nefret duyguları söze dökülüyor.
Halbuki göç ve aileden gelen sorunlar zamanında çözüm bulsa, ruhsal sağlık yerinde olur. Ruh sağlığı yerinde olan, insan ilişkilerinde de sağlıklı olur.
Bedensel hastalıkların kaynağı , çoğu kez ruhsal sorunlara dayanıyor.
Arabasını insanların toplu olarak bulunduğu alanlara süren şahıs Alman kökenli olursa, basın ve medyada ruhsal sorunlardan meydana geldiği söylenip, yazılıyor. Göç kökenli ise hemen terörist deniyor. Halbuki onlar da ruh hastası olabilir, göçmen de insandır.
Göçmek zorunda kalan insanlar ailesinden, yurdundan, ana dilinden ayrılıyor. Göç alan ülkeler , bu insanlara ilk önce ruh sağlığı için tedavi önlemleri almalıdır. Ki ileride toplum ancak böyle şiddet ve terörden kurtarılabilir.
Okuryazarların topluma faydalarını anlatmak için daha çok sayıda makale yazılır. Yazar Okursa merakını giderir, düşünür, karşılaştırma yetisini geliştirir ve üretir. Böylece insanlığın tarihini yazar, geleceğe yol gösterir.
Öğrencilerimin yaşında olduğun için sana sen diye hitap ediyorum. Sevgili Musa, iyi ki sen de varsın, yazmaya devam etmeni diliyorum.
Hoşça ve okuyarak kalın!
İlter Gözkaya-Holzhey
eMail: [email protected]
Tüm sivil kuruluşlar üyelerine bu kitabı tavsiye etmeli:
Musa Deli, Unsichtbare Mauern, Bonifatius Verlag Paderborn, 2026, ISBN:978-3-98790-113-3
ALMANYA
29 Mayıs 2026ALMANYA
29 Mayıs 2026ALMANYA
29 Mayıs 2026ALMANYA
29 Mayıs 2026ALMANYA
29 Mayıs 2026ALMANYA
29 Mayıs 2026ALMANYA
29 Mayıs 2026