UEFA Başkanı Aleksander Ceferin, 2019 yılından bu yana İstanbul’un 3 UEFA finaline ev sahipliği yapmasının Türkiye’nin büyük UEFA organizasyonlarını başarıyla gerçekleştirebileceğinin kanıtı olduğunu söyledi.
Ceferin, Anadolu Ajansı muhabirine açıklamasında, Türkiye’nin gelişmekte olan bir futbol ülkesi değil büyük bir futbol ülkesi olduğunu belirterek “Aradaki fark, bazen algının gerçeklerin gerisinde kalmış olmasıdır. Buraya geldiğinizde statları, kulüpleri, taraftarları, medyanın ilgisini, hükümetin ve federasyonun kararlılığını görüyorsunuz, yani doğru olan tüm bileşenler mevcut. Ancak her şeyden öte, o gerçek futbol ateşini hissediyorsunuz. Türkiye’de futbol sadece maç günlerinde değil, her gün önemlidir. Bu sizin en büyük gücünüz ama aynı zamanda çok büyük bir sorumluluğunuzdur.” diye konuştu.
2019 UEFA Süper Kupa ve 2023 UEFA Şampiyonlar Ligi finallerinde Türkiye’nin ev sahipliğinden memnun kalıp kalmadıkları sorusuna Ceferin, “Bence bu çok açık, federasyona ve şehre güvenmeseydik tekrar tekrar buraya dönmezdik. 2019 Süper Kupa, 2023 Şampiyonlar Ligi finali ve şimdi de Beşiktaş Park’taki 2026 Avrupa Ligi finali; bunların hepsi Türkiye’nin büyük UEFA organizasyonlarını başarıyla gerçekleştirebileceğinin kanıtıdır. Elbette her finalle birlikte standartlar da yükseliyor. Ulaşım, güvenlik, taraftar akışı, stadyuma giriş ve çıkışlar genel taraftar deneyimini hala geliştirebileceğimiz alanlar. Ancak genel sonuç olumlu. İstanbul, Avrupa’nın en büyük futbol şehirlerinden biri ve buraya dönmek her zaman bir zevk.” yanıtını verdi.
2032 Avrupa Futbol Şampiyonası’na İtalya ile ev sahipliği yapacak Türkiye’nin statlar konusundaki konumunun çok güçlü olduğunu vurgulayan Ceferin, “Bunu sadece kibarlık olsun diye söylemiyorum. Avrupa’daki pek çok ülke 20 yıldır yeni statlardan bahsediyor ve sonra hiçbir şey olmuyor. Türkiye ise sadece konuşmakla kalmadı, harekete geçip mükemmel tesisler inşa etti. Bu çok büyük bir fark yaratıyor. Bir Avrupa Şampiyonası organize etmek için sadece statlar yeterli değildir, ancak statlar olmadan da böyle bir turnuvayı organize edemezsiniz. Ülkeniz bunu fark etti ve birçok Avrupa ülkesine karşı ciddi bir avantaj elde etti.” ifadelerini kullandı.
Ceferin, Türkiye’nin 2026 FIFA Dünya Kupası’na oraya ait bir takım olduğunu kanıtlamak için son derece motive gideceğini kaydederek, “Türkiye gibi bir ülke, Dünya Kupası’na ulaşmak için 24 yıl beklememeliydi. Şimdi görev sadece katılmak değil, aynı zamanda oraya ait bir takım gibi davranmak, cesur olmak ve rekabet etmektir. Kimsenin eşleşmek istemeyeceği bir takım olmanızı bekliyorum.” dedi.
Aleksander Ceferin, Türk Milli Takımı’nda hangi oyuncuları beğendiğiyle ilgili soru üzerine, şöyle konuştu:
“Normalde bir sıralama yapmaktan kaçınırım çünkü yarın birçok kulüp başkanı kendi oyuncusundan bahsetmediğim için şikayetçi olacaktır (gülüyor). Şaka bir yana, dünyada çok az takımın Türkiye kadar yetenekli bir orta sahaya sahip olduğunu söyleyebilirim. Arda Güler ve Kenan Yıldız olağanüstü yetenekler; Avrupa futbolunun bugünü ve geleceği. Hakan Çalhanoğlu ise takıma otorite ve tecrübe katıyor. Yine de ben sizin asıl gücünüzün kendi aranızdaki birlik, yoğunluk ve güvenden kaynaklandığına inanıyorum. Ve takım ruhu yüksek olduğunda, bireylerin parlaması daha kolay olur.”
Ceferin, Türk kulüplerinin duygusal galibiyetlerle ya da sadece tek bir büyük geceyle yetinmemesi gerektiğine dikkati çekerek, “Galatasaray’ın Avrupa’nın o büyük spot ışıklarının altına geri dönmesi önemli bir sinyal. Şampiyonlar Ligi de dahil olmak üzere her yıl UEFA turnuvalarının baş aktörlerinden biri olmalılar. Galatasaray bu hırsı gösterdi: Üst üste dördüncü kez Süper Lig şampiyonluğunu kazandılar ve Şampiyonlar Ligi’nde son 16 turuna ulaştılar. Ancak Türk kulüplerinin son dönemdeki Avrupa ilerlemesi kolektif olarak takdir edilmeli. Sadece Galatasaray’a değil, aynı zamanda Fenerbahçe’nin uzun soluklu yürüyüşlerine, Beşiktaş, Başakşehir ve Sivasspor’un eleme turlarındaki varlıklarına da kredi verilmeli. İlerleme kaydedildi ancak bir sonraki adım daha zor. Bunu bir mucize gibi görmeden her yıl rekabet edebilmek.” değerlendirmesinde bulundu.
Ceferin, “UEFA Başkanı olarak neleri Türk futbolunun güçlü ve zayıf yönleri olarak gördüğüyle” ilgili soruya, “Türk futbolunun gücü; tutkusunda, yeteneğinde, altyapısında, büyük kulüplerinde ve futbolu gerçekten önemseyen halkında yatıyor. Zayıf yönü ise sabırsızlık. Çok fazla karar duygusal alınıyor. Çok fazla proje sadece üç maçın ardından yargılanıyor. Çok fazla kulüp hala kısa vadeli düşünüyor. Eğer Türkiye bir sonraki adımı atmak istiyorsa, sadece ünlü oyuncuları satın almak ya da etkileyici stadyumlar inşa etmek yetmez. Akademilere, antrenörlüğe, hakemliğe, mali disipline ve kadın futboluna ihtiyacınız var. Gençliğe yatırım yapmak her zaman en iyisidir. Türkiye’nin potansiyeli var, evet. Ama ben daha da ileri gideceğim: Türkiye, kendisinden daha fazlasını talep edecek kadar yeterli potansiyele sahip.” yanıtını verdi.
Türkiye Futbol Federasyonu ile olan ilişkisinin her zaman profesyonel, yapıcı, dostluk ve karşılıklı saygıya dayalı olduğunu aktaran Ceferin, “Başkan İbrahim Hacıosmanoğlu, sadece Türk futbolundaki dürüstlükle ilgili sorunları ele alma konusunda gösterdiği ciddiyet ve kararlılık nedeniyle değil, aynı zamanda rolüne kattığı samimiyet ve sıcaklık nedeniyle de çok yüksek değer verdiğim biridir. Şeffaflık ve hesap verebilirliğin oyunun güvenilirliği için temel unsurlar olduğunu açıkça anlıyor ve çabaları; kulüpler, oyuncular, hakemler ve taraftarlar nezdinde sürece olan güvenin yeniden tesis edilmesine yardımcı oluyor.” ifadelerini kullandı. (AA)
ALMANYA
20 Mayıs 2026ALMANYA
20 Mayıs 2026ALMANYA
20 Mayıs 2026ALMANYA
20 Mayıs 2026ALMANYA
20 Mayıs 2026ALMANYA
20 Mayıs 2026ALMANYA
20 Mayıs 2026
1 M. Ali Han: Chemnitz maçına çıkmayabiliriz
2 Çek galibiyeti sokaklara döktü
3 A Milli Futbol Takımı’nın Dünya Kupası’na katılması Berlin’de coşkuyla kutlandı
4 Trabzon’daki şiddete Fenerbahçe’den sert tepki; Ali Koç’tan “Olağanüstü Genel Kurul’da ligden çekilebiliriz” mesajı
5 Almanya’da sanayinin kalbi Dortmund