İktidar “Halkı Yanıltıcı Bilgi Yayma” Suçunda Israrcı mı?

02.06.2022 21:43

AKP-MHP’nin gelecek seçimler öncesinde Türkiye’deki medya ve sosyal medya alanı açısından “halkı yanıltıcı bilgi alenen yayma” suçu yarattığı yasa teklifinde komisyon aşamasında…

İktidar “Halkı Yanıltıcı Bilgi Yayma” Suçunda Israrcı mı?

AKP-MHP’nin gelecek seçimler öncesinde Türkiye’deki medya ve sosyal medya alanı açısından “halkı yanıltıcı bilgi alenen yayma” suçu yarattığı yasa teklifinde komisyon aşamasında geri adım atılmadı ancak iktidar cephesi eleştirileri not aldıklarını kaydetti.

Türkiye’de “kim gazeteci?” sorusu açısından tartışılan basın kartı verilmesi süreciyle ilgili hükümler içermesinin yanısıra medya ve sosyal medyaya yeni cezalar düzenleyen yasa teklifi, komisyon aşamasında 14,5 saatlik maraton görüşmeyle adeta jet hızıyla yasalaşma yolunda ilerliyor. TBMM’ye 26 Mayıs’ta sunulmasıyla basın ve ifade özgürlüğü bağlamında tepkilere neden olan 40 maddelik Basın Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, bugün sabaha karşı AKP-MHP’nin oy çokluğuyla TBMM Dijital Mecralar Komisyonu’nda kabul edildi.

Gelecek hafta TBMM Adalet Komisyonu’nda ele alınması planlanan teklife ilişkin geceki görüşme sırasında basın meslek örgütleri temsilcilerinin görüşlerini dinleyen AKP ve MHP’li milletvekilleri eleştirileri dikkate alma yönünde mesajlar verdi. AKP adına teklif sahibi AKP Kahramanmaraş Milletvekili Ahmet Özdemir, “Biz bunun daha iyisini yapmayı konuşabiliriz. Biz bu konuya çalışma sözü verelim” ifadesini kullandı. MHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Feti Yıldız da, basın kartıyla ilgili düzenleme üzerinde yeniden çalışılabileceği sinyalini verdi. Yıldız, “Bizim derdimiz sansür değildir. Değerlendirmeleri yapacağız” sözü de verdi. Ancak iktidar cephesi, Türkiye’de gazetecilerin yanısıra sosyal medya paylaşımları itibariyle tüm vatandaşlar için cezalandırma nedeni olabilecek teklifteki yeni suç düzenlemesinde ise değişiklik yönünde adım atmadı. Bu kapsamda CHP, HDP ve İyi Parti’nin Türk Ceza Kanunu’na (TCK) “Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçunun eklendiği 29. maddenin teklif metninden çıkarılması önergesi, iktidar cephesince reddedildi.

TBMM Dijital Mecralar Komisyonu’nda saat 14.00’te başlayarak sabah 04.25’te tamamlanan maraton görüşmede; CHP, HDP ve İyi Parti’li vekiller, 59 önergeyle teklifteki bazı düzenlemeleri tümüyle tekliften çıkarmayı ya da bazılarında değişiklikler talep etti. Bu önergeler, AKP ve MHP oylarıyla reddedildi.

Basın kartı, tekzip ve para cezasında kısmi değişiklik sinyali

AKP ve MHP’li teklif sahipleri, teklifteki 5, 8, 9, 11, 15, 21, 22 ve 23’ncü maddelerde değişiklik yapılacağını açıkladı. AKP’li Özdemir ve MHP’li Yıldız’ın görüşmelerdeki açıklamalarına göre teklifte TBMM Adalet Komisyonu aşamasında şu değişiklikler planlanıyor:

Teklifteki 5. maddede, haber sitesi vasfını yitirme kararı verilmesinde “İstanbul’daki mahkeme kararı” konusunda,
Teklifteki 7. maddede, internet sitesinde tekzip metinleriyle ilgili ana sayfada bir hafta değil 24 saat süreyle yayınlanıp sonra arka sayfalara alınabileceği şeklinde düzeltme,
Teklifteki 8. maddede, içerikleri teslim ve muhafaza yükümlülüğüne uymayan haber siteleriyle ilgili 300 milyon TL- 1 milyar TL arası cezalandırma hükmünde,
Teklifte 11. maddede, dernek-vakıflara ve kamu personeline basın kartı verilmesiyle ilgili düzenlemede değişiklik,
Teklifte 15. maddede, sadece Basın İlan Kurumu’nun (BİK) belirlediği basın ahlak esaslarına aykırı davranışlarda bulunanlarla ilgili Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı bünyesindeki Basın Kartı Komisyonu’nun basın kartı iptali kararı almasında kısmen değişiklik,
Teklifte 9. maddede, internet haber siteleri aleyhinde dava açma süresiyle ilgili hükümde değişiklik,
Radyo Televizyon Yayıncıları Meslek Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Aydın Şerbetçioğlu’nun talebi doğrultusunda 21, 22, 23. maddelerde ise radyo ve televizyonlarca da internet siteleri aracılığıyla resmi ilan yayınlanabilmesi yönünde değişiklik.

Basın Kartı sorununda meslek örgütleri talebi duyulacak mı?

Komisyonda, Türkiye’de Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın basın kartı vermesi noktasında, meslek örgütleri ve muhalefet temsilcilerince yapılan eleştirilerden sadece “kamu personeline basın kartı verilmemesi gerektiği” görüşü iktidarca değerlendirmeye alındı. Bu kapsamda teklifteki 11’nci maddede değişiklik sinyali verilmiş oldu. Ancak “basın kartı resmi kurum eliyle değil örgütlerce verilmeli” görüşü meslek örgütlerince ortak talep olarak iletilmesine rağmen AKP ve MHP’nin bu konuya pek olumlu yaklaştığı gözlenmedi.

MHP’li Feti Yıldız, teklifteki 15. maddede basın ahlak esaslarına aykırı davranış durumunda Basın Kartı Komisyonu’nun iptal kararı almasına ilişkin sendika tarafından kart iptali olabileceğini dile getirdi. Bu noktada ise “hangi sendika?” sorusu gündeme taşınıyor. Mevcut durumda, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın oluşturduğu Basın Kartı Komisyonu’nda hükümete yakınlığıyla tanınmış sendika temsili sözkonusu. Bu durum ise Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) ve DİSK’e bağlı Basın İş Sendikası’nın temsil edilmemesi anlamına geldiği gibi kart iptalinde yine hükümet etkisi kapısını açık bırakıyor.

Bu arada yasa teklifi, “internet haber siteleri açısından resmi ilan hakkı tanınması” gerekçesiyle olumlu şekilde kamuoyuna sunulmuş olsa da resmi ilan pastasıyla ilgili radyo ve televizyonlar için de değişiklik yapılacak olması dikkat çekti. Bunun özellikle ekonomik beklentileri itibariyle yerel medya internet sitelerince nasıl karşılanacağı merak konusu oldu.

CHP’li Özkan: "Gazeteci yalan haber yapmaz"

CHP Genel Başkan Başdanışmanı ve gazeteci kökenli İzmir Milletvekili Tuncay Özkan, iktidara geldikleri takdirde Basın İlan Kurumu ve Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nı kapatacaklarını söyledi. Basın Kartı'nın mutlaka sendikalar eliyle verilmesi gerektiği görüşünde olduğunu belirten Özkan, TCK’ya “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçu eklenmesi öngören teklifteki 29. madde ile dezenformasyon yapmadığı halde gazetecilere ceza verileceğini ifade etti. Özkan, “Dezenformasyonu ben nasıl yapacağım? Ben gazeteciyim. Gazeteci yalan haber yayınlayamaz. 40 yılda belki bir tane olur. ‘Sen yalancısın’ Neye göre yalancıyım? Söylediğim şey çok net. Bu ülke çok acılar çekti. Sivas katliamı, Maraş katliamı. İnternet mi vardı? Dedikodu mekanizması nasıl işledi? Ben, ‘Cumhuriyet Mitingleri yoluyla darbeye zemin oluşturma’ suçundan ömür boyu ağırlaştırılmış hapis cezası aldım. Ben bu mitingi yaptım 2007; ceza aldım 2012’de. ‘Bu süre zarfında bir cam kırılmadı, neresi sorun?’ diyorum ‘Düşüncende’ diyor. Şimdi, bir sabah evimden alındım. Örgüte üyelikti. İçeride terfi ettim. Örgütte yönetici oldum. Bunu yazan savcı değil miydi? Gazeteci yalan haber yapmaz, yalanı bir devlet görevlisi veya siyasetçi söyler. Devlet görevlisi veya siyasetçi söylemezse o, yalan haber yapmaz” tepkisini gösterdi.

HDP Ağrı Milletvekili Abdullah Koç da, “Yeni bir suç tipinden bahsediyor. Ceza yasasının da yeniden ele alınması gereken mesele. Neden uygun değil? Öyle ölçüler var ki. Kamu düzeni, genel sağlık. Bu sadece gazeteci üzerinde baskı değil, toplum üzerinde bir baskıdır. Onun için çok önemli. Gerçek anlamda sorun yaratacak teklif” dedi. HDP Bingöl Milletvekili Erdal Aydemir de, örneğin TÜİK verileri dışında ekonomi verileri açıklayan herkes hakkında hapis cezası verilebileceği görüşünü dile getirdi.

CHP’li Özkan, görüşmeler sırasında sürekli basın kartını göstererek, “Bana verilen sürekli basın kartı. Gazetecilik nedeniyle verilen kartı kısıtlamalarla vermenin ne anlamı var? Enformasyon görevlisi neyi tanımlıyor? Kamu kurum ve kuruluşlarının yönettikleri devlet enformasyonunda çalışan kamu görevlileri. Kim bu? Basın İlan Kurumu görevlileri, İletişim Başkanlığı’ndaki çaycı, çorbacı. Ben, bunun için bir hayat verdim. Bunun her bedeli ödenmiştir. Ben, bunu cami avlusunda terk etmedim ki. Ben gazeteciyim. Bu yaptığınız olmaz” sözleriyle ilgili düzenlemeleri eleştirdi.

HDP Muş Milletvekili Gülistan Koçyiğit de, “Bize itimat etmiyorsunuz, yıllarını bu mesleğe verenleri dinleyin. Memnun değiller. Ben memurdum. Memur, görüş bile veremez, basın kartını ne yapacak” diye sordu.

İyi Parti Ayhan Altıntaş da, AKP iktidarı dönemine ilişkin yapılan bu yasal düzenlemeler nedeniyle “Türkiye demokrasi tarihine kara leke” sürüldüğünü söyledi. Altıntaş, “kervan yolda düzülür” anlayışından vazgeçerek, teklif üzerinde detaylı çalışılması çağrısında da bulundu.

Meslek örgütleri “sansür” tepkisiyle taleplerini anlattı

TBMM Dijital Mecralar Komisyonu’ndaki görüşmede, AKP’li Komisyon Başkanı Hüseyin Yayman tarafından meslek örgütlerine de söz hakkı verildi.

Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) Genel Başkan Yardımcısı Şeyma Paşayiğit, teklifin hazırlığı aşamasında gazetecilerle temasa geçilmediğini söyleyerek, “Basın Kanunu başta olmak üzere bizi ilgilendiren konularda değişiklik yapılıyor. Ancak gazetecilerin ihtiyaçları, halkın haber alma hakkı ile basın ve ifade özgürlüğü alanının genişletilmesi noktasında bir adım göremiyoruz. Türkiye’de dezenformasyon, yani bilginin kirletilmesi, halkın haber hakkını savunan gazeteciler eliyle yapılmıyor. Türkiye’de dezenformasyondan çok bilgilerin çarpıtılması veya gerçeklerin saklanması sorunuyla karşı karşıya kaldığımızı düşünüyoruz. Bizi en çok endişelendiren madde elbette 29. madde. Gazetecilerin araştırdığı, verileri derlediği, taraflarla konuştuğu, alana giderek yaptığı haberler bile gerçek dışı olarak tanımlanıp dava konusu olabiliyor. O yüzden eğer konu gerçekten sosyal medya üzerindeki dezenformasyonu engellemek ise bu maddeyi geri çekmenizi ve ayrı bir şekilde konunun paydaşlarıyla değerlendirilmesini talep ediyoruz” dedi. Paşayiğit, basın kartı konusunda meslek örgütleri tarafından açılan davada Danıştay’ın aldığı kararlara rağmen tekrar aynı düzenlemelere teklifte yer verildiğine dikkat çekti.

Parlamento Muhabirleri Derneği (PMD) Başkanı Kemal Aktaş, “Kamu barışını sağlamak adına belki de öncelikle belli siyasi ve güç odakları tarafından komuta edilen trol ordularını lağvedip savaş baltalarını gömmek, bugünü ve geleceği kurtarmak adına en doğru yol olacaktır” dedi. Yurttaşlarca sosyal medyada ‘sırf kendi düşüncelerini destekliyor’ kastıyla demokratik bir tepki ortaya koymak adına yaptıkları paylaşımların da ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ suçu kapsamında hapisle cezalandırılacağını söyleyen Aktaş, “Yasa teklifinin bu şekilde yasalaşması halinde internet ve sosyal medyanın bir kontrol ve ceza platformu haline dönüşmesi kaçınılmaz olacaktır. Bu durumda Türkiye, dezenformasyonla mücadele adı altında, kaş yapalım derken göz çıkarma ve kamu barışını bozma riskiyle karşı karşıya kalabilecektir. Dezenformasyonla mücadele, siyasi güç ve mevzi kazanmak gibi bir amaca hizmet etmemeli, toplumsal kutuplaşmayı daha da ileriye götürecek bir argüman olarak kullanılmamalı, Türkiye’de demokrasinin ve barış içinde birlikte yaşamanın bir adımı olarak görülmelidir” diye konuştu.

Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Genel Başkanı Gökhan Durmuş da. “Basın İlan Kurumu’nun yetkileri genişletiliyor. Geçmişte basın yayın kuruluşuna ilişkin beyannameler, yönetimlerin bulunduğu Cumhuriyet savcılarına veriliyordu, şimdi Basın İlan Kurumu’na veriliyor. Beyannamede bir yanlışlık olduğunda işverenlerin yaptığı hataların cezasını gazeteciler kartlarını kaybederek çekiyor. Tekzip konusunda da en geç bir gün içinde bu tekzibin yayınlanması öngörülüyor. Bir gün içinde itiraz edip tekzibi durdurma gibi durum olmayacağı için tekzibi yayınlamak zorunda kalacak internet siteleri. Fiili hizmet süresi zammı ile ilgili madde var. Yıpranma payında basın mensuplarının basın kartı taşıma zorunluluğunun yürütmesi durdurulmuştu. Burada kanun haline getirilerek yine gazetecilerin yıpranma payı basın kartına bağlanıyor. Toplamına baktığımızda bir sansür yasası olarak görüyoruz bunu. Bu yüzden geri çekilmesini teklif ediyoruz” dedi.

“Kabataş yalanı” hatırlatması iktidar milletvekillerinde rahatsızlık yarattı

Bilgisayar Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Cem Nuri Aldaş, teklife ilişkin “‘Kabataş’ta gelinimi dövdüler’ yalanı için mi, ‘camide bira içtiler’ yalanı için mi çıkarılacak?” sorusunu sorması iktidar milletvekillerinde rahatsızlığa yol açtı. AKP milletvekilleri, “siyaset yapıyor” ifadesiyle Aldaş’ın sunumuna müdahale etti. MHP’li Feti Yıldız da, “Ben mecbur muyum böyle hikayeleri dinlemeye” ifadesini kullandı.

Aldaş, “Dünyada iki tip yaklaşım var. Demokratik ülkelerdeki yaklaşımlarda ‘medya okur yazarlığı’ deniliyor, ‘verilerin adil olarak paylaşılması’ deniyor. Bangladeş ve Uganda’da para ve hapis cezaları geliyor. Biz hangisini yapacağız” sorusunu da sordu. Ancak Kabataş sorusu üzerine AKP’li Yayman, “Süreniz sona erdi” diyerek yeniden Aldaş’a söz vermedi. Bunun üzerine HDP’li Koçyiğit, “Buradaki yaklaşım, yasadaki yaklaşımın ruhunu gösteriyor. Tam bir yasakçı yasayı tartışırken bunu yapıyorsunuz. Gözümüzün önünde sansür yaptınız” tepkisini gösterdi. CHP ve HDP milletvekilleri ile AKP milletvekilleri arasında tansiyonun yükselmesi üzerine beş dakikalık ara verildi, ardından meslek örgütleri dinlenmeye devam edildi.

Gappi: "Bu yasa olsaydı Uğur Mumcu hapsedilecekti"

İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Dilek Gappi de, “Bir Basın Kanunu hazırlanması elzemdir. Biz, bu Basın Kanunu’nun son aşamasında bilgi verebiliyoruz. Bir haberin yalan olup olmayacağı nasıl tespit edilecek, muğlaktır. Basın kartları ile ilgili karar verirken bürokratik yapının çoğunlukta olması doğru olmayacaktır. Dezenformasyon yasasının bize göre daha farklı olması gerekiyor. Bir örnek vereyim. 30 yıl önce çıksaydı, o zaman tarikatlara alınan genç çocukları anlatan Uğur Mumcu, en az altı yıl ceza alacaktı. Bu bir dezenformasyon mudur, değil midir” dedi.

Gazeteciler Cemiyeti Genel Sekreteri Kenan Şener de, “Biz, verilere ulaşmakta güçlük çekiyoruz. 16 bin 500 basın kartı sahibinin kaçı kamu çalışanı, kaçı gazeteci? Kaç kamu çalışanı basın kartlı, kaç gazeteci basın kartlı, biz bunu bilmiyoruz. Gazeteci veriye ulaşamazsa; örneğin orman yangınlarında kriz masası kurulmadı, gazeteciler alanlara dağıldı, haliyle sizin eleştirdiğiniz haberler ortaya çıkıyor” diye konuştu.

VOA tarafından geçilen İktidar “Halkı Yanıltıcı Bilgi Yayma” Suçunda Israrcı mı? haberinde ha-ber.com editörlerinin hiçbir editoryal müdahalesi yoktur. İktidar “Halkı Yanıltıcı Bilgi Yayma” Suçunda Israrcı mı? haberi web sayfamıza otomatik olarak VOA sitesinden geldiği şekliyle yer almaktadır. Bu alanda yer alan İktidar “Halkı Yanıltıcı Bilgi Yayma” Suçunda Israrcı mı? haberinin hukuki muhatabı haberi geçen web siteleri ve ajanslardır.

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Yorum Yap

Diğer Haberler

Erdoğan Zelenski ve Guterres'ten Üçlü Zirve

Erdoğan Zelenski ve Guterresten Üçlü Z..

Erdoğan Zelenski ve Guterres'ten Üçlü Zirve

"Faiz İndirimi Rasyonel Değil"

"Faiz İndirimi Rasyonel Değil"
Amerikalılar’a Göre Güney Sınırında “İstila” Var

Amerikalılar’a Göre Güney Sınırında “İ..

Amerikalılar’a Göre Güney Sınırında “İstila” Var
Rus Yahudileri’nin İsrail’e Göçünde Artış

Rus Yahudileri’nin İsrail’e Göçünde Ar..

Rus Yahudileri’nin İsrail’e Göçünde Artış
Canan Kaftancıoğlu hakkında resen soruşturma başlatıldı

Canan Kaftancıoğlu hakkında resen soru..

Canan Kaftancıoğlu hakkında resen soruşturma başlatıldı