LVM Fikret Odağ

Halk 12 Eylül’ü unutmayacak

18.09.2020 22:58

Halk 12 Eylül’ü unutmayacak
ha-ber.com/Kazım Doğan/FRANKFURT

12 Eylül’ün en ağır koşullarına tanıklık eden Ali Asker, Ozan Emekçi ve Yazar Erdoğan Şenci, halkın çok ağır bedellerini ödediği 12 Eylül faşist darbesini unutmayacağını söylediler

Protest müziğin öncülerinden Ali Asker, Ozan Emekçi ile Yazar Erdoğan Şenci 12 Eylül’ü ve yaşadıkları travmayı anlattılar. Frankfurt Haziran Kültürevi’nin düzenlediği “40. yılında yaşayanlar anlatıyor, 12 Eylül darbesi” etkinliğine katılan Asker, Emekçi ve Şenci, 12 Eylül’ün tarif edilemeyen bir işkence dönemi olduğunu vurguladılar. Modaratörlüğünü Erol Şirin’nin yaptığı etkinlikte Ali Asker, Ozan Emekçi, Ali Çolak ve Ümit Kaya sevilen türkülerini söylerken Erol Şirin de şiirler okudu. 50 kişinin idam edildiği, 650 bin kişi gözaltına alındığı, açılan 210 bin davada 230 bin kişinin yargılandığı 12 Eylül döneminde 30 insanın da Avrupa’ya kaçmak zorunda kaldığına dikkat çekildi. Etkinlikte 12 Eylül’ü anlatan O.. Çocukları” filmi de yaz sineması kapsamında gösterildi.

Kardeşini işkencede katlettiler

Faşist yönetimin ilk günlerinde kardeşi Zeynel Abidin’i kaybeden Ali Asker, “Çok şanslı insanlarız. Halkımızın ozanlarıyla iç içe olduk, aşımızı paylaştık. 1980 yılına kadar Türkiye’nin en ücra köşesine kadar gittim. Dövüldüm, hapis yattım. Mayıs aylarında darbenin olmasını bekliyorduk. Kafamızda güçlü bir sol muhalefet resmi vardı. Halk devrimcilere güveniyordu. Hiçbir silah patlamadı. 12 Eylül’den kısa bir süre önce alındım ve bir hafta sonra bırakıldım. Kardeşim aranıyordum. Kardeşim çatışmada ele geçirdiler. Ankara DAL’da öldürülen ilk insanlardan biri oldu. Çok yoğun, tarifi olmayan işkenceler oldu. Yoğun baskı ve işkence süreci yaşadık. 1984 yılında cezaevinden bırakılıp askere alındım. Ama ben asla askerlik yapmayacaktım. Yurtdışına çıkarıldım, türkülerimi burada söyledim. Yurt dışına çıkmayı hiçbir zaman düşünmemiştim. Bu süreç geçecek. Bizim yaşamımıza, dilimize müdahale ettiler. Ben mücadelenin sınıfsal olmasını tercih ederdim. Çünkü o zaman mutlaka kaybederler” dedi. Pandemi döneminde kimsenin sanatçıların bıraklıdğını kaydeden Ali Asker, “Merhaba demeye ihtiyacımız var” diye konuştu.

Onlarca insan işkenceye, o türküyle direndi

Ozan Emekçi, 12 Eylül’ün en ağır darbesinin Kürt halkının yediğini savundu. Binlerce köyün yakıldığını kaydeden Emekçi, 25 – 30 milyon insanın hala dilini konuşamadığını söyledi. 2 bin kadar Selefinin silahlandırıldığını belirten Ozan Emekçi, “Yüz yıl önce Ermenilerin kaderi Kürtlere de yaşatmak isteniyor. Ancak Türkiye’nin Kürt sorunu çözülmeden ekonomi rayına oturmaz, hiçbir sorunu çözülmez. 12 Eylül darbesi, yüz yıllık darbede ara istasyonlarından biri. Bütün Kürtleri yokedersen, Alevileri camilere doldurursan başın göğe mi erecek? Bunu niye sorgulamıyoruz? Kürtler, Alevi, gayri Müslimlerden ne istiyorsun? Bizler karşısında durduğumuz sürece Kürtlerin sonunu getiremezler. 12 Eylül’le İstanbul’da bir kaç ay yaşadım. Özgürlük Mahkumu kaseti için birisinde iki saat için stüdyosunu alabildik. Provasını bile yapmadan okudum. Farklı sanatçıların kaset kapaklarıyla Türkiye’ye dağıttık. Onlarca insan o türküyü söyleyerek işkencede direndiler. Keşke o insanlar işkence görmeseydi, biz de böyle bir eser yapmasaydık” ifadelerini kullandı. Almanya’nın o dönemde de çifte ahlak politikasına sahip olduğunu ileri süren Erol Şirin de “Türkiye’de olan bitenin farkında değiller miydi? Karşımızda çok büyük güç var. Devrimciler çok büyük bedeller ödediler. Bizim bilinçli yaptığımız tek şey devrimciliğimiz. İnsanlığın yararı için bu bedelleri öderiz. İnsanca yaşamak için birarada olmalayız” dedi.

‘Esarette dayanışma had safhaya çıkar’

Yazar Erdoğan Şenci ise ekonomide bir dizi değişikliği gerçekleştirmek için 12 Eylül’ün düzenlendiğini kaydetti. 12 Eylül’de çok insan kaybettiklerini belirten Şenci, “Yaşananı Türkiye halklarının yaşananları unutması mümkün değil. Bugün 12 Eylül’ün belirlediği Türkiye idare ediliyor” dedi. 22 Aylık tutukluluk sürecinden sonra 12 Eylül’de tünelle cezaevinden kaçan ilk grup içinde yer aldığını kaydeden Şenci, dışarıda birbiri hakkında iyi düşünmeyen siyasi grupların içerde birbiriyle dayanışma içinde olduğunu söyledi. Hiç tanımadığı siyasi tutuklu insanların da yaralı ayağını lifleyip yıkadığını anlatan Şenci, “Çay kaşığı ile taş delinir mi? Devrimci iseniz delersiniz. Esaret koşullarında devrimciler arasında dayanışma, ortak düşmana karşı birlik refleksi kendiliğinden oluşur. Dışarda gereksizce ördüğümüz çitler, kendiliğinden yıkılır. Dayak yeme, cezalandırılma pahasına birbirine sahiplenme olur. Bugünlerde de bunu yaşatmamız lazım. 1971 ruhunu diriltmek zorundayız” diye konuştu. Edoğan Şenci, Avrupa’ya geçmek isteyenler arasında Meriç‘te ölenlerin olduğunu da anımsattı. Şirin, ülkesine 30 yıl gidemediğini belirterek travma sürecine çocuklarının da ortak olduğunu söyledi.

Sayılarla 12 Eylül

* 1 milyon 683 bin kişi ‘fiş’lendi.

*650 bin kişi gözaltına alındı.

* Açılan 210 bin davada 230 bin kişi yargılandı.

*7 bin kişi idam istemiyle yargılandı.

*517 kişiye idam cezası verildi.

*259 kişinin idam dosyası Yargıtayca onandı.

*49 kişi idam edildi.

*71 bin kişi 141, 142 ve 163’den yargılandı.

*98 bin 404 kişi ‘örgüt üyesi’ olmak suçundan yargılandı.

*388 bin kişiye pasaport verilmedi.

*14 bin kişi vatandaşlıktan çıkarıldı.

*30 bin kişi siyasi mülteci olarak yurtdışına gitti.

*300 kişi ‘kuşkulu bir şekilde’ öldü.

*171 kişinin ‘işkenceden öldüğü belgelerle kanıtlandı.

*14 kişi cezaevindeki uygulamaları protesto etmek için yaptıkları ‘açlık grevi’ sonucu yaşamını yitirdi.

*30 bin kişi sakıncalı olduğu için işten atıldı.

*1402 sayılı yasa nedeni ile 3 bin 854 öğretmenin ve 120 öğretim görevlisinin işine son verildi.

*1402 sayılı yasa nedeniyle 9 bin 400 kişi kamu görevinden atıldı ya da sürüldü.

*47 yargıç görevden atıldı.

*7 bin 233 devlet görevlisi bölgeleri dışına sürüldü.

*937 film ‘sakıncalı’ bulunduğu için yasaklandı.

*23 bin 667 derneğin faaliyeti durduruldu .

* İstanbul’da gazeteler toplam 300 gün yayımlanmadı.

*13 büyük gazete için 303 dava açıldı.

*31 gazeteci cezaevine konuldu.

*Gazeteciler hakkında toplam 4 bin yıl hapis cezası istendi.

* Gazetecilere toplam 3 bin 715 yıl hapis cezası verildi.

*300 gazeteci saldırıya uğradı.

*3 gazeteci öldürüldü.

*49 ton gazete, dergi ve kitap, sakıncalı olduğu için imha edildi. (Kaynak:egazete.de )

#

İlgili Haberler