21.5 C
Berlin
21:44 - 04/08/2020
Almanya Haber – Berlin Haberler – Son Dakika Avrupa Haberleri
ABD ALMANYA AVRUPA Çin DÜNYA Fransa Hindistan İngiltere İran İsrail POLİTİKA Rusya

BM'de İran Diplomasisi

BM'de İran Diplomasisi

PARİS — 

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un, İran ile ABD arasında arabulucu rolü oynayarak, Fransa’da düzenenen G-7 zirvesinde Trump’ı İran konusunda ikna çabasının ardından gözler BM Genel Kurulu’na çevrilmişti. Macron, New York’ta, ABD Başkanı Donald Trump ile İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’yi bir araya getirmek için bir süredir diplomasi yürütüyordu. Ancak Suudi Arabistan petrol tesislerine 14 Eylül’de yapılan saldırı, Ruhani-Trump buluşması umudunu zayıflattı. Üstelik, İngiltere’nin doğrudan İran’ı suçlayan bir söylem kullanması Nükleer Anlaşma’ya imza atan AB ülkelerini böldü.

Aylardır, İran ile ABD arasındaki tansiyonu düşürmek ve İran ile Viyana’da imzalanan nükleer anlaşmayı kurtarmak için mekik diplomasisini sürdüren Macron, New York’a “düşük bir umutla” uçtu.

Petrol krizinde Fransa Cumhurbaşkanı Macron, İran’ın iddiaları yalanladığını belirtiyor ve bu konuda bir siyasi kurgudan yola çıkılarak hareket edilmemesini istiyor. New York’a giderken, uçakta Le Monde gazetesinin de aralarında bulunduğu bir grup gazeteciye konuşan Macron, “Saldırı olayını nitelerken ve sorumluluk atfederken çok dikkatli olunmalı. Şu an için ipuçları var, ancak bu bombalama, bölgenin bulunduğu ekosistemi değiştiren ve yeni bir durum yaratan bir askeri gerçektir. Burada tansiyonun yükselişe geçmemesi için İran’ın rolüne dair politik bir kurgu yapmak istemiyorum. Zira böyle bir şey hem İran, hem de bölge açısından büyük bir stratejik hata olurdu” dedi.

Le Figaro gazetesine konuşan bir Fransız diplomat, New York’ta Trump-Ruhani zirvesinin gerçekleşmesi olasılığını, “Hiçbir şeyi ihtimal dışında bırakmıyoruz. Ancak, bu ihtimal oldukça azaldı. Donald Trump son anda Ruhani ile görüşmeye kendiliğinden karar verse bile, Ruhani İran yönetimine karşı aynı özgürlüğe sahip değil” diyerek zorluğun her iki taraftan da geldiğine işaret etti.

İran Dışişleri Bakanı Cevat Zarif, New York’ta, “Bize henüz bir görüşme talebi gelmedi. Ve sadece görüşme isteğinin yeterli olmadığını açıklıkla dile getirdik. Görüşmenin bir amacı olmalı. Sadece el sıkışmak için bir araya gelmeyiz” sözleriyle görüşme ihtimalini daha da zayıflattı. İran, müzakere masasına oturmak için önce ekonomik ambargonun kaldırılmasını istiyor. Zarif, ancak bu aşamadan sonra, ABD ile baş başa değil, imzacı ülkeler ABD, Fransa, İngiltere, Almanya, Rusya ve Çin ile masaya oturabileceklerini yineledi.

Cumhurbaşkanı Ruhani de, Pazar günü CNN International haber kanalına verdiği söyleşide, “Eğer Başkan Trump gereğini yaparsa” yani, kendi nükleer tesislerini sürekli incelemeye açmak karşılığında, İran’a uyguladığı ekonomik yaptırımları kaldırdığını açıklarsa, “Amerikalı mevkidaşı ile görüşmeye hazır olduğunu” açıkladı.

Johnson AB birliğini kırdı

BM Genel Kurulu’na katılmak üzere New York’a hareket eden İngiltere Başbakanı Boris Johnson da, İran’ı saldırılarla ilgili olarak doğrudan suçlayarak, o ana kadar Trump karşısında birlik sergileyen AB’li imzacı ülkelerin birliğini kıran ilk adımı attı. Johnson, “İngiltere, Aramco saldırısında sorumluluğun büyük oranda İran’a ait olduğunu düşünmektedir. Biz çok yüksek bir olasılıkla İran’ın bu işte sorumlu olduğuna inanıyoruz” dedi.

İngiliz kanalı Sky News’a konuşan Johnson, “İran ile varılan anlaşmaya itirazınız ne olursa olsun, şimdi yeni bir anlaşma yapma zamanı” dedi. Johnson, Amerikalı ve Avrupalı müttefikleriyle petrol saldırısı krizine bir yanıt vermek için çalıştıklarını da ekledi.

Trump: “Ne olacağını göreceğiz”

Suudi yetkililerin, Trump yönetimine, saldıının arkasında İran’ın olduğuna ilişkin deliller sunduğu belirtiliyor. ABD yönetimi, her ne kadar askeri bir çözümden yana olmasa bile, İran’a yeni yaptırımlar uygulanacağını dile getirdi bile. Başkan Trump, New York’ta BM binasına girişinde belirsiz tavrını koruyarak, bu konudaki sorulara, “Ne olacağını göreceğiz” yanıtını verdi. Trump, Johnson’ın İran ile yeni bir anlaşmayı müzakere etme önerisini de desteklediğini belirtti.

Johnson’ın bu açıklaması, Tahran yönetimini doğrudan suçlamamak ve mevcut anlaşmayı korumak için çok dikkatli bir çizgi izleyen Fransız yöneticilerin açıklamaları ile çelişiyor. Her ne kadar saldırıyı Yemen’de İran rejiminin desteklediği Husiler üstlense de, Fransa Dışişleri, verilecek bir yanıtın belge ve soruşturma sonuçlarına dayanması gerektiği sözlerini tekrar ediyor.

İran ile Amerika arasında arabuluculuk yolunda, oldukça zorlu ve dik bir yokuş izleyen Fransa’nın hareket alanı, petrol tesislerine yapılan saldırının ardından daha da daraldı. Bu olumsuz tabloya rağmen, Fransa, İran konusundaki arabuluculuk çabalarını New York’ta sürdürmek istiyor. Bu yolda, İran yönetimini anlaşmaya sadık kalmaya ika edebilmek için, Amerikan yönetiminden İran’a uyguladığı mali baskıyı gevşetmesini istiyor. İran’ın 8 ülkeye petrol satabilmesi için 15 milyar Euro’luk bir kredi limiti de belirlediklerini kaydediyor.

Fransa 3 yardımcı faktöre vurgu yapıyor

Fransız diplomatlar, Amerikan yönetiminin krizin diplomatik yollardan çözümünü ön plana koymasını olumlu bir gelişme olarak değerlendiriyor. Suudi Veliaht Prensi Muhammed Bin Salman’ın (MBS) da krizi tırmandırmaya ‘ne niyeti ne de gücü var’ diyen diplomatlar, MBS’in Yemen saldırıları ve Cemal Kaşıkçı cinayeti nedeniyle zor durumda olduğunu vurguluyor.

İkinci yardımcı faktör ise İran: İran’ın, üzerindeki ekonomik baskıyı daha fazla sürdürecek durumda olmadığını görüyor ve İran’ı bu nedenle masaya oturmaya ikna etmeye çalışıyor.

Üçüncü faktör ise bölgesel ve uluslararası konjonktürün yardımı: Örneğin, İran’ı hedef alan İsrail lideri Netanyahu’nun seçimlerde zorlanması, Trump yönetiminin şahinlerinden İran ile daha sert bir politikayı savunan ulusal güvenlik danışmanı John Bolton’ın gitmesi gibi faktörler de, İran dosyasında şahinlerin geri planda kalmasına yol açıyor.

Fransa, bu 3 olumlu noktayı birleştirerek, İran dosyasında ilerlemeyi ve New York’ta arabulucu rolü oynama devam etmeyi planlıyor. Macron, BM Genel Kurulu’nu, Fransız girişimi için uluslararası desteği genişletme fırsatı olarak görüyor. Burada bir taraftan Çin, Rusya, Hindistan ve Japonya ile yakın temasta kalıp, diğer taraftan da Avrupa’nın birlik içinde olduğunu göstermek için temaslarda bulunacak.

Macron: “Birşeyler olabilir”

Macron, uçakta Le Monde’a yaptığı açıklamada, müzakereleri tıkayan noktayı “İranlılar görüşmenin ancak belli bir sürecin sonunda gerçekleşmesini istiyor. Amerikalılar ise kısa sürede bu görüşmenin gerçekleşmesinden yana. Trump yalnız ve hızlı karar veriyor. Çok işlemli bir mantığı var ve ikna etmesi zor değil. Ama Hasan Ruhani arkasında bütün bir sistemle ve 40 yıllık bir tarihle birlikte müzakere etmek zorunda. Onun işi daha zor” sözleriyle açıkladı.

Ancak olumlu gelişmeler beklentisini de vurguladı: “New York’ta önemli bir durum var. Krizin iki tarafı da aynı mekanda. Mekanlar aynı ama eylemler aynı değil, Suudi Arabistan’da değiliz. Petrol krizinin ardından görüşme şansı azalsa da, bir şeyler olabilir.”

Macron, New York’da önce 2015 Nükleer Anlaşması’nı imzalayan iki ülke Almanya ve İngiltere liderleri Angela Merkel ve Boris Johnson ile bir araya gelecek. Ardından da Ruhani ve Trump ile konuşacak.

Amerika’nın Sesi tarafından geçilen tüm haberlerde ha-ber.com editörlerinin hiçbir editoryal müdahalesi yoktur. Haberler web sayfamızda otomatik olarak haber sitelerinden geldiği şekliyle yer almaktadır. Bu alanda yer alan haberlerin hepsinin hukuki muhatabı haberi geçen web siteleri ve ajanslardır.

İlgili haberler

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?

Çerezler (cookie), ha-ber.com web sitesini daha etkin bir şekilde kullanmanızı sağlamaktadır. Anladım daha fazla