CHP, kurultay, parti yönetimi, kadro tartışması yanı sıra, ahlaki, siyasal ve örgütsel tartışmaların içine çekildi.
Yolsuzluk, rant, kayırmacılık, çıkar ilişkileri tartışmaları parti tabanına yayıldı.
“FETÖ’cü”, “Alevi”, “ulusalcı”, “sağcı” yaftalar üzerinden yürütülen tartışmaları toplumda tedirginlik yaratıyor. Parti üyeleri, somut kanıt ve çözüm istiyor.
CHP’nin geleceği ne suçlamalarla ne de etiketlerle kurulabilir.
Parti içindeki bu dalgalanma siyaseten iyi okunmadığında, yönetici kadrolar çözüm üretmediğinde, kişiler üzerinden yürütüldüğünde, parti tabanına yayılır ve de bulanmadan durulmaz.
CHP’nin ilkeleri:
Halkçılık
Devrimcilik
Milliyetçilik
Devletçilik
Laiklik
Cumhuriyetçilik
Oklarının ucunu kuma gömen CHP; bu durağanlığından, duraklamasından, dağınıklığından kurtulmalı.
“Sicili bozuk, değişimci” diye görevden alınan yöneticilerin yerine “tescilli sahtekarı” sadece “arınma” söylemini çığlıklaştırdığı için şehirlerin, kasabaların, taraftarların iradesini görmezden gelerek atama yapmakla çözüm üretilemez.
CHP TARTIŞMALARI HER KESMİ İLGİLENDİRİYOR!
Seçilmiş genel başkanın mahkeme kararıyla görevden alınması, mutlak butlan kararıyla 38. Kongre öncesine dönülmesinin CHP’de yarattığı tahribat işçi- emekçileri, sol sosyalist çevreleri ilgilendiriyor.
Mesele: Hangi “grubun” daha güçlü olduğu değil.
Asıl mesele: Hangi anlayışın halkın ortak taleplerine cevap verebildiğidir.
Yoksullaştırılan, aç bırakılan, hak ve özgürlükleri kısıtlanmış geniş halk yığınları CHP’nin içindeki çalkantıyı seyretmek istemiyor. Bu çalkantıdan CHP’nin güçlenerek çıkmasını istiyor.
Bugün temel soru şudur:
CHP kendi iç çekişmelerine teslim mi olacaktır, yoksa kalıcı ayrışma mı yaşanacak?
Olası bir durumda:
Evet, Özgür Özel 38. Kurultayda genel başkanlık yarışını farklı kesimlerin oluşturduğu bir ittifakın desteğiyle kazandı. Ancak sonrasında ortaya koyduğu mücadeleci siyasal bir kimlik ne liberal çevrelerin desteğinin ne ulusalcı kanatların onayının ne de başka herhangi bir kimlik ve grubun lütfunun sonucudur.
Bu mücadele Özgür Özel’in kendi öznesi, siyasal karakterinin ürünüdür.
Bu nedenle Özgür Özel’in:
• Liberal bloklara yaslanma ihtiyacı yok.
• Ulusalcı kliklerin onayını alma ihtiyacı yok.
• Kimlik siyasetinin gölgesinde hareket etmeye ihtiyacı yok.
Liderlerin gerçek gücü fraksiyonların birleşiminden değil, savundukları ilkelerden gelir.
Açılan geverler, oluşturulan bentler ve kurulan barikatlar mücadeleci fikirlerin polenleşmesini durduramaz.
Mücadele demokratik hak ve özgürlükler temelinde sürdürülmelidir.
• Türkiye’de milyonlarca emekli geçinememektedir.
• Milyonlarca genç işsizdir.
• Üniversite mezunları geleceklerini başka ülkelerde aramaktadır.
• Asgari ücretli çalışanlar ay sonunu getirememektedir.
• Çiftçiler üretim yapamaz hale gelmektedir.
• Köylüler toprağını terk etmektedir.
• Esnaf borç yükü altında ezilmektedir.
CHP örgütleri kendi içsel tartışmalarıyla ihtiyaç duyulan toplumsal mücadelenin dışına itiliyor.
Muhalif liderlerin görevi yalnızca iktidarı eleştirmek, iç sorunları genel merkez yöneticilerinin, milletvekillerinin vicdanına bırakmak değil, üye iradesiyle çözüm üreten güçlü bir alternatif oluşturmaktır.
Mücadele yalnızca Meclis kürsüsünde konuşmakla sınırlı tutulmamalı.
Mücadele yalnızca ekonomik sorunlar mıdır?
Türkiye aynı zamanda ciddi bir çevre ve doğa krizi yaşamaktadır.
Siyasal sorumluluk: Yalnızca insanı değil, yaşamın bütününü savunmak zorundadır.
Toprağını kaybeden çiftçi de, suyunu kaybeden kentler de, ormanını kaybeden gelecek kuşaklar da aynı mücadelenin parçasıdır.
Hukuk ve demokrasi alanında da güçlü bir mücadele gerekmektedir.
Yargıya güvenin azaldığı, ifade özgürlüğünün daraldığı ve siyasal kutuplaşmanın derinleştiği bir ortamda; emek, özgürlük ve demokrasi temelinde birleşenlerin görevi yalnızca mağduriyetleri anlatmak değildir.
Demokratik hukuk devletinin mümkün olduğunu ortaya koymak ve bunun yollarını topluma göstermek de bir sorumluluktur.
Yakınmak, şikâyet etmek ve eleştirmek yetmez. Çözüm üretmek gerekir.
Eskilerden ders çıkararak, günün koşullarına göre yenilenmek!
Türkiye siyasetinde geçmişte de benzer girişimler olmuş, yeni partiler kurulmuştur.
Mesele: Yeni parti tabelası değildir.
Asıl mesele: Yeni bir siyasal ahlakın kurulmasıdır.
Mesele: Yeni bir parti kurmak değildir.
Asıl mesele: Yeni bir siyasal kültür oluşturmaktır.
Partiler, kendi içerisinde dürüstlüğü, hesap verebilirliği ve sıradan her üyenin yönetici seçme ve seçilmesini sağlayan mücadele ruhunu yakalarsa, zaten toplumun değişim talebine cevap verebilecek güce ulaşacaktır.
Bu nedenle: Özgür Özel’in önündeki görev yeni kliklerin genel başkanı olmak değildir.
As olan: Yeni bir siyasal anlayışın öncüsü olmaktır.
Partileri, makam dağıtan bir örgüt olmaktan çıkarıp, halkın sorunlarına çözüm üreten bir mücadele örgütüne dönüştürmektir.
Bu yürüyüşte ne liberal blokların gölgesine, ne ulusalcı hiziplerin vesayetine, ne de kimlikler üzerinden yürütülen ayrıştırıcı siyasetlere ihtiyaç vardır.
İhtiyaç duyulan şey; dürüstlük, cesaret ve ilkeli siyasettir.
Mücadele, kişiler üzerinden değil ilkeler üzerinden sürdürüldüğünde Türkiye’nin demokratik dönüşümüne de katkı sunar.
Partilerde bütünlük!
Partiler, üyeler ve yöneticilerin ayrı ayrı fikirlerinden harmanlanan düşünce birliğine varılan proğramlarla yönetilir. Halkın acılarına dokunan, emekten yana duran, doğayı koruyan, hukuku savunan ve kendi içinde de ahlaki tutarlılığı sağlayarak bütünleşmeyle güçlenir.
Sonuç olarak:
Ya yüz yıllık çınarın kuruyan dalları ilkeli bütünleşmeyle tekrar yeşerir.
Ya da Özgür Özel’in siyasi mücadelesi yeni bir partiye evrilerek gürleşir.
Hadi hayırlısı…
ALMANYA
21 Haziran 2026ALMANYA
21 Haziran 2026ALMANYA
21 Haziran 2026ALMANYA
21 Haziran 2026ALMANYA
21 Haziran 2026ALMANYA
21 Haziran 2026ALMANYA
21 Haziran 2026