ABONE OL
11:00 - 15/06/2026 11:00
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Kaplan
Best

SEÇENEK

Bugün emperyalizmin isteği doğrultusunda CHP’nin bölünmesi adım adım gerçekleşmektedir. Yazılı ve görsel medyada yapılan algı operasyonları da bunu desteklemektedir. 9 Haziran Salı günü CHP grup toplantısı öncesinde sabahtan itibaren TBMM kapısında biriken insanların karşılıklı hakarete varan söylemleri ve itişmeleri ibretle izlendi.

Kemal Kılıçdaroğlu, grup toplantısı için TBMM’ye gelmekten son anda vazgeçti ve genel merkeze gitti. Ziyaretçi kabul edilmeyen TBMM grup salonunda konuşan Özgür Özel, kurultay için 26 Temmuz 2026 tarihini önerdi ve şunları söyledi: “bir adım geri atarsak teslim alacaklar ülkeyi. Ülkenin yarını olmayacak. Bunun için bütün bu kurulan kumpasa anlatılan hikâyeye ve basın eliyle desteklenen yalanlara karşı Kuvayi Milliye ruhuyla milletin azim ve kararlılığına inanacağız.” Ancak Kuvayi Milliye ruhunda, emperyalistlerden yardım istemek, NATO ve AB’ye göz kırpmak, görev beklemek yoktur. Ayrıca ‘Kürt sorunu’ diyerek ve ‘Kürtlere devlet teklif ederek’ emperyalizmin ekmeğine yağ sürmek de yoktur.

Genel merkezde yapılan grup toplantısında konuşan Kemal Kılıçdaroğlu’nun Özgür Özel için söylediği “hiçbir CHP Genel Başkanı yurt dışına gidip bize niye yardım yapmıyorsunuz diyemez” sözü doğruydu. Ancak “Osmanlı’nın topraklarına bakın. Türkiye o coğrafyaya gitmek, o coğrafyada kendi kişiliğini geliştirmek zorundadır. Küçülerek değil, büyüyerek gitmek zorundayız. Osmanlı coğrafyasında Türkiye olmalı” söylemi ise tamamen yanlıştı.

Sömürge valisi gibi çalışan ABD Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, Osmanlı millet sistemini övüyor, ulus devletin sona ermesini savunuyor, monarşi iyidir diyor ve hilafetin gelmesini istiyor. Bu durumda Kılıçdaroğlu’nun söylemi, ABD elçisiyle örtüşmektedir. Böylece emperyalizmin ve içimizdeki ulus-devlet modeline karşı olanların kavramlarında paralellik sağlanmaktadır.

Zaten açıkça belli ki, her iki genel başkanın arasında ideolojik bir fark yoktur, her ikisi de savrulmaktadır. Her ikisi de terörsüz Türkiye masalını desteklemektedir. Bu söylemlerin özü Türkiye’ye anayasa değişikliği ile neyin dayatılacağını haber vermektedir. AB’ye bağlı ülkeler kendi içlerinde birlik, beraberlik ve hatta tek parça olma çabası içindedirler. Ancak AB, ülkemize mevcut üniter yapımızın parçalamasını önermektedir. Türkiye, üniter devlet yapısını ortadan kaldırarak federal devlet kurmak isteyen bir ülke durumuna getirilmek istenmektedir. Böylece yeni anayasa ve ardından kurulacak olan eyalet sistemi ile bölünmenin önü açılacaktır.

CHP’nin kurucusu ve tek lideri Atatürk’ün dış politikası tam bağımsızlık, barış ve uluslararası hukuka saygı esasına dayanmaktadır. Atatürk asla Osmanlı coğrafyasına geri dönmeyi düşünmedi, bunun yerine Türkiye’nin çağdaş uygarlık düzeyine erişmiş bir devlet olarak bölgede güçlü ve saygın bir denge unsuru olmasını hedeflemiştir. Günümüzde eşsiz liderimiz Atatürk’ün politikalarından uzaklaşıldıkça ülkemizi kötü günlerin beklediğini unutmamalıyız. Bölünmüş bir CHP ile Türkiye’nin güvencesi yitirilmek ve geleceği karartılmak üzeredir.

10 Haziran Çarşamba günü Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında yapılan Merkez Yönetim Kurulu toplantısında parti meclisi üyesi 9 milletvekili tedbirli olarak ‘kesin çıkarma’ istemiyle Yüksek Disiplin Kurulu’na sevk edildi. Ancak CHP tüzüğünün 63/1 maddesine göre parti meclisi üyeleri, yüksek disiplin kurulu başkan ve üyeleri, TBMM üyeleri, büyükşehir belediye başkanları, parti meclisi tarafından yüksek disiplin kuruluna sevk edilebilir. Böylece CHP’de ipler iyice gerilmiş oldu ve sonuçları kötü olacaktır.

11 Haziran Perşembe günü Özgür Özel’i destekleyen 28 parti meclisi üyesi istifa etti. Parti tüzüğünün 24/3 maddesine göre parti meclisinin üye sayısı, üye tam sayısının üçte ikisinin altına düştüğünde, genel başkanın kırk beş gün içinde kurultayı toplantıya çağırması gerekmektedir.
İngiliz edebiyatçı Eric Arthur Blair (1903-1950) takma adıyla George Orwell’ın, ‘1984’ adlı romanında yazdığı sözü anımsamalıyız; “aslında hiçbir şey yasa dışı değildi, çünkü artık yasa diye bir şey yoktu.” Devleti yönetenlerin bile anayasa ve yasalara uymadığı bir toplumda, keyfiyet alıp başını gitmektedir.

İçinden çıkılmaz bir durumla karşı karşıyayız. Ne bu durumdaki CHP ne de yeni kurulacak bir parti seçmenlerden yeterli oy alamaz. Özellikle bu süreçte bir anayasa değişikliği ile ülkemizin parçalanması sağlanacaktır. Her ne olursa olsun CHP’ye sahip çıkıp, gerekirse CHP içinde yeni seçenekler yaratarak, bu gidişata son vermeli ve cumhuriyetimizi yaşatmalıyız. Bu durumda Atatürk ilke ve devrimlerini özümseyen tüm CHP üyelerine büyük görev düşmektedir.

Suay Karaman

Inal

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP