YAŞANILANLAR YAŞATILANLALAR VE AKIL SAĞLIĞIMIZ

08.05.2021 14:19

“Lan de get!” ya da;

“Hadi be oradan, sen de!”

İnsan ne zaman söyler bu sözleri?

Yüz maskesini çifte kavrulmuş taktığında mı?

Ellerine kolonya banyosu yaptırıp da yeni damat örneği kostaklandığında mı?

2019'un başlarında, boyu bir milimetreden bin kat daha küçük bir virüs çıktı meydane; insanların biri ötekinden merdane kaçmakta ya da hiç görünmemekte.

O gün, bu gün dualardayız.

„En kötü günümüz iki yıl önce yaşadığımız o gün gibi olsun!“

Nedense dualarımız kabul görmüyorlar.

Her gelen gün, giden günü aratıyor bize. Her gelen gün, giden günden daha kötü!

O gün, bu gün...

İnsanlık korumasız ve çaresiz bu nanometrik boyundaki virüse karşı.

Onu alt edebilme savaşı veriyor evrensel boyutta.

Yaşamın en gerçek yol göstericisinin ışığında, işi doğaüstü, fizik ötesi birtakım güçlere bırakma aymazlığına düşmeden.

Yenecekler de onu, öyle görünüyor.

Ama; öyle şeyler yaşıyoruz ya da öyle şeyler yaşatılıyor ki bize; bu yaşadıklarımız ve bize yaşatılanlar yüzünden de sanki biraz zıvanadan çıktık gibi.

Polis ceza yazıyor örneğin kuralları çiğneyen yurttaşa;

„İstediğin kadar çok olsun yazdığın ceza! Nasıl olsa ödemeyeceğim. “diyor, diyebiliyor yanağından bir de makas alarak zıvanadan çıkan yurttaş.

Zıvanadan çıkan yurttaş kurallara takılmamak için ramazan davulcusu kılığında, boynunda davuluyla atıyor kendini sokağa.

Aklı yerinde, akıl sağlığı tam olsa yapar mı bunu?

“Göreceksiniz, insanımız evden aydınlanmış, sorgulayan, çözüm üreten olarak çıkacak. Çünkü okuma oranındaki yükseliş bunun en bariz kanıtıdır.”

diyenler yanıldılar.

Azıcık aklımızı da aldı o miniminnacıktan da minnacık virüs.

Yasa kaçağı bir suçlunun yerini saptıyor polis.

Not tutmak için kullandığı kalem elinden düşüyor. Eğilip almak istiyor. O durumda iki kişi tarafından izlendiğini fark ediyor.

Arabasına atlıyor ve kendisini izleyenlerden kurtulmaya çalışıyor.

İzlemeyi sürdürünce o iki kişi, ekipleri arayarak yardım istiyor. İzleyicilerini ekibin pusu kurduğu sapa bir yola sokuyor.

Sonra aracından çıkarak, farları kapalı biçimde kendisini izleyen arabadaki o iki kişiyi indiriyor arabalarından.

“Kimsiniz siz? Konuşun!“

“Abi Allah aşkına bizim bir suçumuz yok, yanlış anladınız.” diyorlar arabadan indirdikleri.

Bastırıyor polis;

“Kim verdi ulan sana emri, konuş sıkarım kafana.” deyince, arabayı kullanan;

„Abi vallaha emir veren yok, ben kendim geldim peşine. Vallaha arabanın farları çalışmıyor. İlerde çevirme noktası var, ceza yemeyim diye orman yolundan gideyim dedim. Akşam vakti başıma karanlıkta bir iş gelmesin diye araba bekliyordum, o an da birden ormana sen girdin. Ben de Halit fırsat bu fırsat dedim, geldim peşine.“ yanıtını alıyor.

Biz, tüm insanlık, evrensel biçimde karanlıktayız.

Arabaların tüm ampülleri patlak.

Ne önümüzü ne ardımızı görüyoruz.

Düşmüşüz lamba tutanların peşine, gidiyoruz.

Lambanın doğru tutulup tutulmadığını da bilmeden.

Bir alâmete binip, kıyamete gidercesine...

Ne döneceğimizi biliyoruz bu kıyametten ne de dönemeyeceğimizi...

Biz, yine de yaşamın en gerçek yol göstericisini izleyelim.

Odur, bizi bu kıyametten kurtaracak olan...

Akıl sağlığımızın tek güvencesi odur ve onun insanlarıdır.

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları