YÂRİN YANAĞINDAN GAYRİ HER YERDE VE HER ŞEYDE HEP BERABER OLUR MU?

28.11.2021 12:47

Neden olmasın?

Türkiye’mizde, insanımızın, emekçi sınıfın insanca yaşam koşulları önündeki engelleri kaldırırsak, kaldırabilirsek eğer, neden olmasın!

Cesaretimizi yitirmezsek, korkmazsak ve itaat etmezsek eğer, neden olmasın!

Son 20 yılda izlenen insana ve emeğe düşman siyaset ve bunun sonucu olan yönetim biçimidir insanımızın bugün içine düştüğü, düşürüldüğü yaşam koşulları.

Uygar dünyada, demokrasinin kurum ve kurallarıyla yönetilen ülkelerde en temel haklardan biri olan, anayasaların güvence altına aldığı, haber vermeden ve izin almadan kullanma hakkı olan gösteri ve yürüyüş hakkını kullanan, kullanmak isteyen insanımıza uygulanan uygarlık ve demokrasiyle bağdaşması olanaksız şiddeti ortadan kaldırabilirsek, neden olmasın!

İnsanlarımızın “Geçinemiyoruz!” çığlığını sonlandırabilirsek eğer, neden olmasın!

Sendikalar bağırıyorlar.

Sivil Toplum Kurumları bağırıyorlar.

Öğrenciler bağır bağır bağırıyorlar.

Onların sesine kulak verir ve ne demek istediklerini, neden bağır bağır bağırdıklarını anlarsak ve gereğini yaparsak, neden olmasın!

Ekonomik kurtuluş savaşı ilan ediyor Kifayetsiz Muktedir.

Geçiniz!

Ağzından çıkanı kulağının duymadığına en açık kanıttır bu ilan.

Ülkemiz, insanımız ve emekçi halkımız ekonomik bir kurtuluşa mahkûmsa eğer; bunu, bu durum ve koşulları yaratanın kendi kifayetsiz yönetimi olduğunu bilse, kabul etse, böyle bir kurtuluş savaşını ilan eder miydi?

Ülkeyi dinin doğmalarıyla yönetmek anlayışında olan bir insan bu kurtuluş savaşını kazanabilir mi?

Yol göstericisini fizikötesinde arayan, yaşamın gerçek yol göstericisinin bilim olduğu gerçeğini yadsıyan bir kafa kazanabilir mi bu savaşı?

Bireyci bir anlayışla, toplumcu bir anlayıştan fersah fersah ve siyasî bir bilinçle uzak bir Kifayetsiz Muktedir kazanabilir mi bu savaşı?
Kifayetsiz Muktedir; Şahsım Devleti anlayışıyla yarattığı siyasal ve sosyal sonuçlarıyla yüzleşecek.

Kaçamaz bu yüzleşmeden.

“Faiz neden, enflasyon sonuçtur” anlayışıyla ülkenin tüm anamalını kediye yükledi.

„Üç vakte kadar Atina'dayız!” martavalı karın doyurmaz.

„Porsiyon küçült! Soğan ye! Köprüye çık! Duble yol seyret! Bunlar kesmediyse Reise güven! Üç vakte kadar uçurur memleketi!“

Laf salatasıdır, karın doyurmaz.
İnsanlar borç batağına saplandılar onun bu kifayetsiz yönetiminde.

Kesin yoksulluktur şahsım devleti anlayışının doğurduğu sonuç.

Çalışabilir durumdaki 60 000 000 (altmış milyon) insanımızın 30 000 000'u işsiz!

Oran % 50!

İnsanlarımızı içine düştükleri, düşürüldükleri bu durum ve koşullardan kurtaracak olan insanı ve emeği en yüce değer sayan toplumcu anlayıştır.

İnsanımıza insanca yaşayacağı koşulları sağlarsak, sağlayabilirsek, neden olmasın!
Toplumun kendi öz değerlerini çağın değerleriyle buluşturabilirsek eğer, neden olmasın!

Soru şudur:

Ezici çoğunluğu oluşturan emekçi sınıf kifayetli yönetimle ve yöneticiyle nasıl buluşacak?
Bu sorunun doğru yanıtını bulursak, bulabilirsek eğer, neden olmasın!

Toplumcu bir yönetimde; yönetenlerin, insanın ve emekçi sınıfın en bütünsel çıkarları dışında, özel çıkarları yoktur, olmaz, olamaz.

Olursa, orada toplumcu bir yönetim yoktur.

Olursa, orada yönetim de, yönetici de bireycidir.

Bu durum ve koşullarda; cesaret ve özgüven gerekli, gerekliden öte zorunludur.

Bu cesaret ve özgüvenle yönetilirse ülke, olur!

Neden olmasın?

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları