LVM Fikret Odağ

YA YAPACAĞIZ YA DA YAPACAĞIZ

15.11.2020 14:17

Yeni bir Anayasa mı yapmak istiyoruz? Yürürlükteki anayasayla olmaz mı? İlk soruya “Evet!”, ikinci soruya “Olmaz!” yanıtı veriyorsak eğer; yeni anayasayı nasıl…

Yeni bir Anayasa mı yapmak istiyoruz?

Yürürlükteki anayasayla olmaz mı?

İlk soruya “Evet!”, ikinci soruya “Olmaz!” yanıtı veriyorsak eğer; yeni anayasayı nasıl yapacağımızı da konuşmak zorundayız.

“Konuşmak” diyorum. Sihirli sözcük budur.

Konuşmak ve uzlaşmak.

Konuşmadan ve ortak noktalarda uzlaşma sağlamadan yapılan Anayasa’nın kerameti yalnız kendisinedir.

Yeni anayasayı yapmak görevi salt partilere bırakılacak bir görev de değildir.

Katılımcı bir anlayışla hazırlanmalıdır yeni anayasa.

Yeni anayasa bir TOPLUMSAL SÖZLEŞME olmalıdır

Halkımızın anlaşması, Türkiye’nin anlaşması olmalıdır yeni anayasa.

Bu anlaşmayı sağlayabilirsek, ortak noktalarda uzlaşabilirsek eğer; işin gerçeği bunu koşul kipiyle anlatmak da doğru değil ama, işte o zaman bu ceberrut cumhurbaşkanlık yönetim sisteminden de kurtuluruz.

Bu ceberrut sistemin mimarları olan Cumhur İttifakı üyeleriyle olmaz bu anlaşma, bu sözleşme. Bunun altını bir kez kalın bir çizgiyle çizelim.

Onlar kendi havalarındalar. Onlar, yenisi bulunduğunda yok hükmünde olacaklar.

Geriye kalan tüm siyasî partiler, üniversiteler, sendikalar, sivil toplum örgütlerinin katılımıyla kurulacak bir çalıştay olmazsa olmaz bu anlaşma.

Bu işe, bu cepheden bir lokomotif bulunur da, onun öncülüğünde bu çalıştay yaşama geçirilirse, konuşarak, tartışarak ve ortak noktalarda uzlaşarak sözünü ettiğimiz TOPLUMSAL SÖZLEŞME de sağlanır.

Bu sözleşme anayasa niteliğinde olacaktır.

Halkımızın, Türkiye’mizin anayasası…

Bunu bugüne değin yapmamış, yapamamış olmak bağışlanamaz.

Ancak; başarmanın ilk adımının başlamak olduğunu da biliyoruz.

Hemen başlamak!

Bunu başarabilirsek halk olarak, Türkiye olarak; hak da gelir, hukuk da, adalet de.

Hakkı, hukuku ve adaleti yeniden getirebilirsek bu ülkeye özgür yurttaşlar, özgür bireyler oluruz.

Bu özgürlük ortamında her şey çok daha güzel olur.

İş olur, iş olunca aş da olur. Hiçbir çocuk yatağa aç girmez.

İnsanların başlarını sokabilecekleri yuvaları olur.

Yasaklar yasaklanır.

Yaşamak güzel olur be kardeşim! Yaşamak güzel olur!

Çaresizlik sonlanır. Kimse çaresizlikten canına kıymaz.

Cana da, mala da güven gelir. Bu güveni kazanırsak BİZ oluruz.

Başa gelen devlet, kuzgunu leşe gönderir.

Tek koşul; yurttaşlarımız arasında, hiçbir konuda ayrıma ve ötekileştirmeye yer vermemektir.

Bu ülkeye yurttaşlık bağıyla bağlı olan tüm insanlar bizim yurttaşlarımızdır.

Devlet de bütün bu yurttaşlarının devletidir.

Sağcısının, solcusunun, Müslüman`ın, Hristiyan’ının, Yahudi’sinin, Yezidi’sinin, Ateistinin, Türk’ünün, Kürt’ünün, Ermeni’sinin, Rum’unun, mozayiği oluşturan tüm renklerin devletidir devlet.

Yeni bir anayasa için, toplumsal sözleşme için, bu ceberrut yönetimden kurtulmak için tüm önyargılarımızdan arındırmalıyız kendimizi.

Bunu başarabildiğimiz an, bu ceberrut, bu totaliter, bu otokrat yönetimden de kurtulduğumuz andır.

„Böyle getirdik, böyle de götüreceğiz!” anlayışını ancak bu uzlaşmayla yıkarız.

Onlar da farkındalar bunun.

Bu uzlaşmanın sağlanmasının önüne çıkardıkları Alicengiz Oyunları bundandır.

İnceler, Özdağlar, Sarıgüller falan yeni mi keşfedildiler?

Onları çıkarıyorlar bu toplumsal birlikteliğin karşısına.

Kim ki onlar; “BİZ HALKIZ, BİZ TÜRKİYE’YİZ!” diyen gücün karşısında?

Ya yapacağız! Ya da yapacağız!

#

Yazarın Diğer Yazıları

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlgili Haberler