LVM Fikret Odağ

VARLAR-YOKLAR ÜLKESİ

14.11.2020 21:17

Türkiye’de kurucularının bile anlamını bilmediği, ABD desteğiyle kurulan Siyasal İslamcı Adalet ve Kalkınma Partisi 2010 yılından sonra sadece kâğıt üzerinde olan ve kıymeti-harbiyesi olmayan bir tabela partisidir.

Türkiye’de kurucularının bile anlamını bilmediği, ABD desteğiyle kurulan Siyasal İslamcı Adalet ve Kalkınma Partisi 2010 yılından sonra sadece kâğıt üzerinde olan ve kıymeti-harbiyesi olmayan bir tabela partisidir.

Onun yerine, kendini tek karar verici ‘’şahsım devleti’’, partinin de sahibi olarak gören, diploması ve serveti şaibeli tek adama bağlı sönmüş bir ampuldür.

Türkiye’de, halkın özgür iradesiyle oluşmuş bir Yasama Organı yoktur

Onun yerine, Sarayın buyruklarını yerine getiren muhalefetin yok sayıldığı, sözüm ona meclis denilen yerde, tek kişinin buyruklarını- dostlar alışverişte görsün diyerekten tartışmaya bile gerek görülmeden, muhalefetin karşıy(mış) gibi tavır aldığı, AKP-MHP kapı kullarının Ayet kelamı (imiş) gibi amin nidalarıyla onayladığı çadır kabile devletine dönüşmüştür.

Türkiye’de Yürütme Organı yoktur

Fabrikalarını, limanlarını, ormanlarını, birikimlerini babalar gibi satarak 5’li çetenin görevlendirildiği sorgusuz sualsiz devlet malını kul hakkını yürütme kolları vardır.

Türkiye’de Devlet Adamı yoktur

Yasaları, kasaları, devleti keyfine göre yürüten; kimi mebuslara göre ona hürmeten iki rekat namaz kılınması gereken bir aziz, kimi bakanlara göre peygamberlerin bile göremediğini gören peygamberler şahı, hızını alamayan bir belediye başkanına göre ise; ‘’Allah’ın bütün vasıflarını şahsında toplamış’’ Zeus’u bile cebinden çıkaracak bir ilah kabul edildi.

Şahsım devleti bu yakıştırmalara hiç karşı çıkmadı.

Türkiye’de Bağımsız Yargı Yoktur

Şahsım Devletine bağlı, ampul apoletli, tak diye verilen emirlere, şak diye hüküm veren tek kişinin sopası görevini yerine getiren yargıç cüppeli militanlar vardır.

Türkiye’de, Türkiye Cumhuriyeti’nin seçilmiş bir bakanlar kurulu yoktur.

Onların yerine, Yeniçeri devşirmesi gibi görmedim-duymadım-bilmiyorum yetileri gelişmiş.al gülüm ver gülüm ekseninde İşbilenler vardır.

 Türkiye’de, Anayasa’nın ve yasaların hükmü yoktur

Onun yerine, Anayasayı yok sayan, ‘’Anayasa Mahkemesi kararlarını tanımıyorum, saygı da duymuyorum!’’ Diyen bir Asrın Lideri vardır.

Demokrasinin olduğu dönemlerde anayasayı çiğneyen cumhurbaşkanları, başbakanlar

TCK Madde 309-1 açıkça belirtilen maddesine göre cezalandırılırdı. (*1)

 Şahsım Devleti, demokrasiyi gideceği hedefe ulaşacak bir tren olarak gördüğü için, hedefine ulaştığına inandığı bu günlerde dinsizlik saydığı demokrasiyi hepten kaldırdı.

Bu ülkenin kurucularına iki ayyaş diyen, rakiplerine zürriyetsiz, sapıklığın içindeler, alçaklar, sefil gibi, burada yazılması bile utanılacak hakaretleri etme hakkını kendinde bulurken, eleştirenleri bile hakaret suçlamasıyla 69 bin kişiye dava açmıştır.

 Bir zamanlar birbirlerine en ağır hakaretleri eden Devlet Bahçeli’ye dava açmamasının nedeni ise Bahçeli’nin gizli vizyonudur. Bunların bazıları: (**2)

 -Ecevit Hükümetini yıkma görevini yerine getirmesi

-Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı olmasında katkısı

-Recep Tayyip Erdoğan’ın iktidar çoğunluğunu kaybetmesiyle devreye girerek Erdoğan’ı kurtarması

-Recep Tayyip Erdoğan’ı partili cumhurbaşkanı olmasında, parlamenter demokrasinin ortadan kaldırılmasında üstlendiği misyon

-Muhalefetin haklı önerilerini bile MHP’nin oy desteğiyle reddedilmesi.

-15 Ekim 2016 Pazartesi günü verdiği demecinde başkanlık sistemine şiddetle karşı olurken-kimden geldiği bilinmeyen o zarftan sonra 16 Ekim Salı günü grup toplantısında AKP’ye ‘’Getirin anayasa değişikliğini’’ demişti.

-Bunun karşılığında, devlet kadrolarına MHP’li militanların yerleştirilmesi.

Erdoğan’a hakaretler eden, kendisini bile tehdit eden Mafya lideri Alaattin Çakıcı’yı özel afla hapisten kurtarması.

Anayasa Mahkemesi Başkanını, Ana Muhalefet Liderini tehdit eden Süleyman Soyluyu koruması

(Hatta, Damat Berat’ın görevinde pasif duruma getirilmesi olayında Bahçeli’nin etkisi olduğu söylenmektedir)

Ali Babacan’ın görevi bırakmasından sonra, Damat Berat’ın Maliye ve Hazinenin başına getirilmesiyle değer kaybeden Türk lirası, Berat Albayrak’ın istifa etmesiyle Türk lirası değer kazanmıştır.

Maliyeyi ve hazineyi Damat değil, askerde kantin yöneten, sivil hayatta bisküvi dağıtımı yapan Erdoğan yönetmekteydi.

Erdoğan gittiğinde Türkiye kurtulacaktır.

Edirne’de ‘’AKP giderse Türkiye Batar’’ sözünü promterden okuduğu için artık ciddiye alınmıyor.

31 Mart’ta ‘’İstanbul giderse… ‘’ diye aynı sözleri okumuştu

Seçimlerden sonra yandaşların haram vurgunları son buldu, İstanbul Halkı kazandı…

İlk kez Berat’ın dik duruşunu takdir ettim.

Ümmet’e sığınsa da

At izi ile it izini söylemek cesaret ister.

Tokatlanan bakanlar,

Ağlaya ağlaya istifa eden belediye başkanları

Hiçbiriniz dik duramadınız

Berat gibi!

Yıldız AKALIN

 

NOT:

(*1) (TCK m.309/1’e göre; “Cebir ve şiddet kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs edenler ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılırlar”)

 

(**2) Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün eski danışmanı Ahmet TAKAN ve eski Ülkü Ocakları Genel Başkanı ve İstanbul Milletvekili Atila Kaya’nın, Bahçeliye gelen bir zarftan sonra Bahçeli’nin değiştiği iddiası ciddiye alınması gerekir.

(***3) O zarfın içindeki sırrı, şimdilik partisinden ve halktan saklayabilir ama, Türkeş’in el yazısıyla Bahçeli’nin ajanlığının ilişkisi gibi bu ZARF’ ta de ortaya mutlaka çıkacaktır.

 

 

#

Yazarın Diğer Yazıları

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlgili Haberler