TÜRKİYE’YE KIYMAYIN!

24.10.2021 21:14

1930’lar Avrupa’sında faşizm güçlenerek genişlerken Türkiye’de, Mustafa Kemal Atatürk iyi işleyen, çok partili demokrasiyi getirme çalışmaları yapıyordu.

1930 yazında, DİL ve TARİH kurultayları çalışmaları için geldiği Yalova’da:

‘’Eleştirilemeyen bir cumhurbaşkanı zamanla Cumhuriyet için bir tehdit haline gelebilir’’

Atatürk’ün ömrü, demokrasiyi tüm kurumlarıyla yerleştirmeye ömrü yetmedi.

Atatürk’ün amacını 1946 da yakın arkadaşı İsmet İnönü, çok partili rejime geçerek, 1950 de ordunun razı olmamasına rağmen: ‘’Bu seçim yenilgisi benim demokrasi zaferimdir!’’ Diyerek, sadece çantasını alarak Çankaya’yı amacına ulaşmanın gururuyla terk etmişti.

İkinci Dünya Savaşının galibi ABD ve Sovyetler Birliği, Avrupa’nın doğusunda Sovyetler, batısını ise ABD liderliğinde yeni bir dünya düzeni kurmuşlardı. 

Batı, aydınlanma amacından uzaklaşarak ABD’nin sömürü siyasetinin peşine takıldı.

İnönü’nün, 2. Dünya Savaşında Türkiye’nin çıkarları için Pazar savaşına katılmamasını cezalandırmak yanında, Emperyalizme karşı kazandığı Kurtuluş Savaşı ile, sömürülen ülkelere örnek model olmasını engellemek için asker-sivil işbirlikçilerini devreye sokmayı başlattılar.

-ABD, Türkiye’de, Menderes, Demirel, Özal, Çiller gibi ABD eğitimli politikacılarla Memduh Tağmaç, Doğan Güreş ve Kenan Evren gibi Pantegon’ un Oğlanları olan  askerlerle denediler, başaramadılar. 

ABD aradığını, İmam Hatip Okulundan Kuran ve Arapça derslerindeki başarısızlığı nedeniyle atılmaktan, Öğretmenler Kurulu kararı ile kurtulup diploma alan, Recep Tayyip Erdoğan’da buldu.

Hocası Necmettin Erbakan’ı harcama karşılığı Erdoğan ABD’nin yanında iktidar karşılığı İslamcı kimliği ile İslam’a karşı ABD’nin ve emperyalizmin saflarında savaşacaktı. (*1)

Erdoğan’ın devlet yönetmeye ne kadrosu ne de yeteneği vardı, Gülen Cemaatinin askeri, medyası, eğitimli bürokratı, hakim ve savcılarıyla kadrosunu tamamladı.

Birlikte Cumhuriyet yanlısı asker, sivil, medya kumpaslarla devre dışı bıraktırıldı.

2004 yılında ‘’Ben Gürcü’yüm, eşim ise Arap’tır! ‘’ Diyen Erdoğan’a Bahçeli şöyle demişti. (**2) 

İlk görevi, ABD’nin Irak’ı işgalinde Türkiye’de konuşlanması CHP ve AKP içindeki Millî Görüşçü yüz milletvekilinin hayır oyu vermesiyle reddedildi.

Gerek AB yönetimleri gerekse AKP Lideri Erdoğan Türkiye’nin bir AB ülkesi olmasını istemiyorlardı.

AB yasalarına uyacağını kabul etmiş Erdoğan, iktidarın altından kaydığını anlayınca artık gerçek yüzünü göstererek hem Türkiye Anayasa Mahkemesince hem de AİHM tarafından Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala’nın serbest bırakılmasını istemesini fırsat bildi. (***3) 

Halbuki Erdoğan Trump’ın hakaret ve tehdidi ile Papaz Brunson’u, Merkel’in tehdidi ile Deniz Yücel’i serbest bıraktırmıştı.

Erdoğan, sadece AB’ye değil, ABD ve İngiltere’ye de savaş açmayı göze alması iktidarı ilk seçimlerde kaybedeceğini anladığı için, her yasadışı, etik dışı kararlar almayı deneyecektir.

Millet İttifakının çözülmesi için denemeleri boşa çıkınca Türk Askerini yurtdışında bazı ülkelere saldırtmak için Yurtdışına asker gönderme Teskere oylaması ile amacına ulaşmayı deneyecektir. 

Saadet Partisi, Deva Partisi, Gelecek Partisi ‘’HAYIR’’, CHP, parti yetkili kurullarda tartışacağını belirtmesine rağmen Akşener İyi Parti olarak ‘’EVET’’ oyu vereceğini açıklayarak ilk fireyi verdi.

Şimdiye kadar tezkere süresi bir yıl olmuşken bu kez AKP iki yıllık teskere istemektedir.

Suriye ve Irak’a bir saldırıda bulunulmasını RUSYA karşı olduğunu bu nedenle hava sahasını açmayacağını açıklamıştır.

Fırat’ın doğusunda ABD destekli PYD’ye saldırdığında ABD askeri ile karşı karşıya gelecektir.

‘’Erdoğan’ı çevresi yanlış yönlendiriyor!’’ Düşüncesi asla doğru değildir.

Her kararı Erdoğan almakta, partisi, atanmış bakanları, yargıcı, savcısı yasalara, anayasaya aykırı da olsa yerine getirmişlerdi.

Kılıçdaroğlu’nun bürokratları yasalara uyun uyarısı gerçekten önemli bir etkisi oldu.

Birçok AKP’li bu uyarılardan etkilendiği, artık suçlu duruma düşmek istemedikleri yanında, birçok AKP’li milletvekili, partili kişilerde tedirginlik duydukları görülmektedir.

Muhalefet, şimdiye kadar iktidara geleceği kesinken, teskereye evet dediğinde, İktidar artık onlar için hayal olur.

Hele Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu partisi CHP, Erdoğan’ın kişisel hırsını Ulusallık ile eş tutamaz.

İYİ Parti, içindeki Bahçeli’nin elini öpenler için EVET demesi Türkiye’ye ihanettir.

Muhalefetin artık iki seçeneği var!

Demokrat bir Türkiye mi?

İhvancı Erdoğan’ın kabile aşiret yönetimi mi?

İlk Sınav teskere oylanırken verilecektir.

Türkiye’ye kıymayın Efendiler, Hanımefendiler!

Yıldız AKALIN

 

(*1) Ergun POYRAZ (Diplomasız, Musa’nın Gülü kitaplarından) Soner Yalçın Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı 1-2, Bu Dinciler…Reis, Kara Kutu…

 

(**2) ‘’Ben Gürcü’yüm eşim Arap. Ya Bilal oğlana ne diyeceksin?’’(Google)

 

(***3) Anayasamıza rağmen AİHM kararlarını kabul edeceğini Erdoğan kabul etmişti.

 

 

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları