Türkiye – Çin İlişkilerindeki Son Durum Nasıl Yorumlanıyor?

15.04.2021 12:46

Türkiye, Corona virüsü salgınıyla mücadelede aşı konusunda Çin ile yaptığı anlaşmalara uyumu beklerken, Uygurlar konusunda gerilim yaşıyor. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın ilk…

Türkiye – Çin İlişkilerindeki Son Durum Nasıl Yorumlanıyor?

Türkiye, Corona virüsü salgınıyla mücadelede aşı konusunda Çin ile yaptığı anlaşmalara uyumu beklerken, Uygurlar konusunda gerilim yaşıyor.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın ilk aşamada 50 milyonluk anlaşma imzalanmasına karşın Çin’in SinoVac şirketi tarafından Türkiye’ye henüz sadece 26 milyon doz CoronoVac aşısı geldiğini açıklaması dikkat çekti. Çin tarafıyla ikinci aşamada 50 milyon doz daha aşı gelmesi için anlaşmaya varılmış olmasına rağmen 74 milyon dozun ne zaman geleceği konusunda Türkiye’ye tatmin edici bilgi verilmediği ortaya çıktı. Aşı konusundaki teslimat sorunlarının yanı sıra, İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in Çin’i Uygurlar konusunda eleştiren mesajı sonrasında Çin’in Ankara Büyükelçiliği’nin tehditkar üslupla yanıt vermesi diplomatik gerginliğe yol açtı.

VOA Türkçe’nin sorularını yanıtlayan Marmara Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Barış Doster, Çin’in Türkiye’ye planlandığı şekilde aşı göndermemesinde politik bir duruşun mu etkili olduğunu yoksa bunun tedarik süreci kaynaklı bir sorun mu olduğunu söylemenin zor olduğunu kaydediyor.

Liverpool Üniversitesi Çin – Suzhou Kampüsü’nde Çin Çalışmaları Bölümü’nde öğretim üyesi olan Doç. Dr. Ceren Ergenç ise, “Çin’in söz verdiği ikinci parti aşının gelmemesinin nedeni Türkiye’yle ilişkileri değil. Çin, ülke içinde aşılama oranının yaza yetişebilmesi için iç piyasaya öncelik verdi” görüşünde.

Her iki akademisyen de Türkiye’nin Çin’le ilişkilerini ticaret ve ekonomik alanlarda geliştirmeyi tercih ettiğini vurguluyor.

Türkiye – Çin ilişkisi genel hatlarıyla hangi noktada?

Çin’de Şanghay’da Tongji Üniversitesi’nde geçmişte misafir öğretim üyesi olan Prof. Dr. Doster, Çin’in Almanya ve Rusya Federasyonu ile birlikte Türkiye’nin üç önemli dış ticaret ortağından birisi olduğuna işaret etti. “Türkiye’nin Çin’le ilişkili çok yönlü bir stratejisi olmasa bile muazzam üretim birikiminden faydalanmak istiyor” diyen Doster, Türkiye’nin küresel ticaret bakımından Çin’in rolüne kayıtsız kalamayacağını kaydetti.

Çin’in ise Türkiye içerisinde bankacılık, finans, altyapı, telekomünikasyon alanlarıyla ilgilendiğini anımsatan Doster, Türkiye’nin nüfusu itibariyle Çin’i önemli bir pazar olarak gördüğünü ve görmek zorunda olduğunu ifade etti. Çin’in mevcut salgın koşullarında değil ancak normal koşullarda turist potansiyelini de ele almak gerektiğini dile getiren Doster, Ankara – Pekin hattında ekonomi temelli ilişkileri güçlendirme beklentisini aktardı. Doster, “Önümüzdeki süreçte öznel ve ideolojik duruşlarımızdan bağımsız olarak Türkiye’nin Çin ile ekonomik ilişkilerinin daha da gelişeceğini bunun önemli bir parçasının Kuşak ve Yol Projesi olduğunu düşünüyorum. Bunun yanı sıra ilişkilerin sadece iktisadi boyutta kalmayıp tamamen olmasa da belirli ölçüde siyasi, kültürel ve akademik düzeyde yumuşayacağını düşünüyorum. Türkiye’de iktidar ve muhalefet yapısal olarak Batıcı. Çin’in öncülük ettiği Kuşak Yol kapsamında da coğrafyasıyla, limanlarıyla Türkiye önemli ve Türkiye’nin sağı solu da önemli Yunanistan’dan Azerbaycan’a kadar. Peki, Çin’in ilgilendiği ne? Özellikle Türkiye’den başlayarak Orta Asya’yı aşan ve Çin’e uzanan hat bağlamında önem veriliyor” dedi.

Prof. Dr. Doster, Türkiye’nin batıyla yaşadığı hayal kırıklıkları nedeniyle doğuya yöneldiğinde Avrasya ile ilişkilerinde Rusya’nın yanı sıra akıllarda Çin’in de olduğu vurguladı.

Çin – Türkiye ilişkilerinde ekonomik tablo nasıl?

Çin’de akademik çalışmalarını devam ettirmekte olan Ceren Ergenç ise, Ankara – Pekin hattında Türkiye’nin 1990’lı yılların sonundan itibaren Uygur diasporasındansa ekonomik yükselişteki Çin’le ilişkilere öncelik veren bir süreç yaşandığı görüşünü paylaştı.

İlk önce ticaret ağırlıklı gelişme sağlansa da bunun Türkiye’nin aleyhine dış ticaret açığı yarattığını anımsatan Ergenç, “İlişkiler, zaman içerisinde karşılıklı yatırımları içine alacak şekilde genişledi. Türkiyeli şirketler birkaç büyük holding dışında Çin pazarına giremezken, Çin’in Türkiye’deki yatırımları özellikle altyapı, enerji ve ulaşım alanlarında arttı. Fakat Çin’in enerji alanındaki yatırımları, Türkiye’nin Çin için bölgede birincil önemde olmadığını gösteriyor. Doğu Akdeniz bölgesinde birçok ülke Çin’in yeni yeşil teknoloji yatırımlarında hedef ülke olarak seçilirken, Türkiye’ye yapılan yatırımlar eski teknolojili, verimsiz çalışan kömür santralleri. Yapıldığı yerde istihdam yaratacağı gerekçesiyle hoş karşılansa da aslında sadece yapan şirketin mali sıkıntılarını çözmek için seçilmiş yatırımlar. Benzer şekilde, Akdeniz bölgesindeki liman ihaleleri İtalya, Yunanistan ve İsrail gibi ülkelere geçince Türkiye Kuşak ve Yol Girişimi’nin bölgedeki ulaşım ağlarından da görece dışlanmış durumda kaldı. Türkiye’nin Orta Koridor projesini Kuşak ve Yol Girişimi’e eklemlenmesi de uzun zamandır sürüncemede kalan bir konuydu, Karabağ savaşından sonra bu durumun değişip değişmeyeceğini göreceğiz. Son noktada finansal transferler ön plana çıkmış durumda” diye konuştu.

Bugüne değin iki ülke ilişkilerinde “orta karar ilerleme” sağlandığı yönündeki görüşü işaret eden Ergenç, “nedeni olarak Uygur meselesinde yaşanan gelgitler gösteriliyor” diyerek, ekonomik yatırımlar itibariyle de Çin’in Türkiye’ye “birincil öncelik” vermediği tespitini aktardı.

“Uygur meselesi Çin’in kırmızı çizgisi”

Prof. Dr. Barış Doster, İyi Parti Genel Başkanı Akşener ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın “Barın katliamı” içerikli mesajları nedeniyle yaşanan son gerilimi yorumlayarak, “Sincan-Uygur meselesi aynı aynen Tayvan gibi aynen Tibet meselesi gibi Hong Kong meselesi gibi Çin’in çok hassas olduğu, moda deyim kırmızı çizgileri arasında bir mesele” dedi.

Doster, “Daha önemlisi Meral Akşener’in paylaşımını Çin’in önemsediği ve bir kenara not ettiğidir. Akşener milliyetçi kimliğiyle biliniyor ve İyi Parti’nin yükselişte olduğu yaygın bir kanat var kamuoyunda. Doğu Türkistan’a ilişkin açıklama olduğunda Çin’in de kendi bağımsızlığı, bütünlüğünü, kendi siyasal birliği konusunda iç meselelerine dokundurtmama konusunda bir hassasiyeti var. O yüzden Çin’in bu konuda hassasiyet göstermesi, Çin’in Ankara Büyükelçiliği’nden sonra Çin Dışişleri Bakanlığı’nın da çok sert bir şekilde bu açıklamaları kınaması Çin açısından anlaşılabilir bir durum” dedi.

TBMM’de onay bekleyen iade anlaşması anımsatması

Doç. Dr. Ceren Ergenç de, “Uygur meselesini Çin, içişlerine müdahale olarak görüyor” görüşünü paylaştı. Türkiye’nin ise Uygur diasporasının iç siyasetteki rolü nedeniyle “ikircikli bir politika izlediği” söyleyen Ergenç, Türkiye’nin yaklaşımını “Bir yandan en üst düzeyde Çin devletinin egemenliğine saygısını ifade ederken, bir yandan da bürokrasi ve diplomasinin daha alt düzeylerinde ve diğer siyasi aktörler aracılığıyla Çin’i eleştiriyor. Batılı ülkelerin Çin’i insan hakları konusunda eleştirdiği ve yaptırımlar uygulamaya başladığı, buna karşın Kuşak ve Yol Girişimi üyesi Müslüman ülkelerce Çin devletini destekler açıklamalar yapılan uluslararası ortamda Türkiye iki tarafa da dahil olmayan bir pozisyonda” diye konuştu.

Bu noktada iki ülke arasında 2017 yılında imzalanmış olan suçlu iadesine ilişkin anlaşmayı hatırlatan Ergenç, “Çin tarafı 2020 yılının sonunda onayladı. TBMM de onaylarsa yürürlüğe girmiş olacak ve bu Türkiye’de yaşayan Uygurları endişelendiriyor. TBMM’nin onaylayıp onaylamayacağı iki devlet arasındaki ilişkinin diğer boyutlarına ve toplumsal aktörlerin süreçteki rolüne bağlı” tespitini paylaştı.

Çin’le yapılan bu anlaşma henüz TBMM’de çoğunluğa sahip AKP ve MHP tarafından gündeme alınmamış olmakla birlikte Prof. Dr. Barış Doster, AKP ve MHP’nin oluşturduğu iktidardaki “Cumhur İttifakı’nın Çin’i kışkırtmaktan iç işlerine yönelik bir algı oluşturmaktan özenle ve özellikle uzak durduğu” görüşünü ifade etti.

Doster, “İktidarda başka bir siyasi parti de olsa Çin’in cüssesine Çin’in hacmine Çin’in imkan ve kabiliyetine bakarak Çin’le izlenen politikayı izlerdi” diyor.

Türkiye’nin beklediği aşıları Çin neden göndermiyor?

VOA Türkçe’nin bu soruyu yönelttiği akademisyen Ergenç, Çin’in halen söz verilmiş 74 milyon doz Corona virüsü aşısını Türkiye’ye göndermemiş olmamasını politik gerekçeli olmaktan öte ülke içindeki durumla açıkladı. Akademisyen Doster de, aşı meselesi arka planında politik gerilimden söz etmeyi sağlayabilecek kesin bilgi olmadığını ifade etti.

Doç. Dr. Ceren Ergenç, “Türkiye, Çin aşısı Sinovac’ı daha fazlar tamamlanmamışken ve Çin bu markayı kendi vatandaşları için dahi henüz onaylamamışken satın aldı. Bunun Çin’in aşı diplomasisine ve uluslararası prestijine faydası oldu. Türkiye’nin bu kararının, ikili finansal ilişkilerle ilgili olduğunu düşünüyorum. Dışişleri Bakanı Wang Yi’nin Mart sonundaki ziyaretinden sonra açıklanan kredi anlaşması ile bankacılık ve ulaşım sektörüne yatırım söylentileri bu alanlarda bir kısmı halihazırda gerçekleşmekte olan bir seri beklenti olduğunu gösteriyor. Çin’in söz verdiği ikinci parti aşının gelmemesinin nedeni Türkiye’yle ilişkileri değil. Çin, ülke içinde aşılama oranının yaza yetişebilmesi için iç piyasaya öncelik verdi ve bu aşı üretiminde talep fazlalığına yol açtı. Çin hükümeti, ülke içinde aşılama hızı belli bir seviyeye ulaşıncaya kadar diğer ülkelere söz verdiği aşı gönderimlerini askıya aldığını açıkladı” diye konuştu.

Prof. Dr. Barış Doster de, “Acaba para sorunu mu var, a şıkkı. Üretim bandında bir yavaşlama mı var, b şıkkı. Yoksa arada politik gerilimler söz konusu ve biz bunları bilmiyoruz. Bu gerilimler aşı tedarikine mi yansıyor, c şıkkı, elbette akla gelebilir. Mevcut konjonktürde Çin’in ürettiği aşıyı Türkiye’ye geç teslimindeki nedeni çok kestiremiyorum. Acaba bizim bilmediğimiz bir politik gerilime yansıması mı para mı yoksa üretim bandı mı yoksa bu aşıya herkes talip” dedi.

VOA tarafından geçilen Türkiye – Çin İlişkilerindeki Son Durum Nasıl Yorumlanıyor? haberinde ha-ber.com editörlerinin hiçbir editoryal müdahalesi yoktur. Türkiye – Çin İlişkilerindeki Son Durum Nasıl Yorumlanıyor? haberi web sayfamıza otomatik olarak VOA sitesinden geldiği şekliyle yer almaktadır. Bu alanda yer alan Türkiye – Çin İlişkilerindeki Son Durum Nasıl Yorumlanıyor? haberinin hukuki muhatabı haberi geçen web siteleri ve ajanslardır.

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorum Yap

Diğer Haberler

ABD’de Camide Bıçaklı Saldırı Girişimi 

ABDde Camide Bıçaklı Saldırı Girişimi 

ABD’de Camide Bıçaklı Saldırı Girişimi 
Aşının Etkili Olmadığı Varyant Olabilir mi?

Aşının Etkili Olmadığı Varyant Olabili..

Aşının Etkili Olmadığı Varyant Olabilir mi?
Batıyla Gerilim Yaşayan Rusya’dan Gövde Gösterisi

Batıyla Gerilim Yaşayan Rusyadan Gövde..

Batıyla Gerilim Yaşayan Rusya’dan Gövde Gösterisi

"Adalet Bakanlığı Muhabirlerimizin Tel..

"Adalet Bakanlığı Muhabirlerimizin Telefon Kayıtlarına El Koydu"
Kongre’de Cumhuriyetçi Parti'de Dengeler Değişiyor mu?

Kongre’de Cumhuriyetçi Parti'de Dengel..

Kongre’de Cumhuriyetçi Parti'de Dengeler Değişiyor mu?