TARİKAT VE CEMAATLER DEVLETE SIZMIŞLAR MIDIR?

12.10.2020 13:25

Biraz uzunca bir yazı olacak.

Beni bu konuda bir kez daha yazmaya iten neden İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun “Dinî grupların devlete sızdığı değerlendirmesi yalandır.” açıklamasıdır.

Eğer bu yapılanmalar devletleşecek güce erişmişlerse devlet zaten ellerindedir.

Devlet olma gücüne erişemeyenlerse, yakaladıkları her elverişli fırsatta devlete sızarlar.

Bizde olan işte tam da budur.

Ülkeyi örümcek ağı gibi saran bu yapılanmalar binbir çileyle kurulan cumhuriyetimizin bütün kurum ve kuruluşlarına sızmakla kalmamış, onları tüketmeye programlanmışlardır.

Önce Gülen Cemaati vardı bunların içinde cumhuriyetimiz açısından çok büyük bir tehlike olarak.

Onu, bir anlamda etkisizleştirdiler sözüm ona.

Ama; yerini Menzilciler aldılar. Bu yapılanma cumhuriyetin tüm kurum ve kuruluşlarına, daha büyük bir ağla sızmış durumdadır.

Devlet yönetiminin ortağı konumuna gelmiştir bu yapılanma.

Şu bilgiyi buraya koymakta yarar var.

Bunlar kendilerine ya tarikat ya da cemaat diyorlar.

Kutsal kitap Kuran'da bu iki sözcük de yoktur. Ne tarikatın ne de cemaatin dinsel bir anlamı vardır.

Tarikat yollar, tarik yol sözcüklerimizin Arapçalarıdırlar.

Cemaatin dilimizdeki karşılığı topluluktur.

Adı geçen bu sözcüklere sonradan dinsel bir anlam kazandırılmıştır.

Bu tarikatların tümü babasoylu yapılanmalardır. Siz ona tarikatsoylu da diyebilirsiniz. Hiyerarşik yapılanmalardırlar.

Cumhuriyetimiz açısından son derece tehlikeli olan Menzilciler'in hiyerarşik kökeni Nakşibendîlik'tir.

Bu tarikatın 1389 yılında, Özbekistan'ın Buhara Kenti'nde ölen Muhammed Bahaüddin Nakşibendî tarafından kurulduğunu söylüyorlar bilenler.

Adıyaman İlimizin, Kâhta İlçesine bağlı Menzil Köyünden adını alan bu yapılanmanınsa, kendisini hiyerarşik olarak 1827'de Şam'da ölen Mevlana Halid-i Bağdadî' nin kurduğu yapılanmayla ilişkilendiriyor.

Bunlar babasoylu yapılanmalardır. Bunlarda tarikatın şeyhliği babadan oğula geçer.

Bunlarda kadının adı yoktur.

Tarikat şeyhine biat, olmazsa olmaz koşuldur. Şeyhe köle olmak Müslüman olmanın, mümin olmanın tek ve tartışmasız koşuludur.

Erkek egemen bu yapılanmalar çağdaş devletin ilkel, feodal, son derece tehlikeli benzerleridirler.

Amaçları dinin tüm erdem kurallarını ve ilkelerini çıkarları için kullanarak içinde yapılandıkları ülkenin tüm siyasal, ekonomik ve sosyal olanaklarını ele geçirmektir.

Bunlar; cumhuriyetimizin çağdaş değerlerine ve birikimlerine savaş açmışlardır.

Cumhuriyetin tüm kurum, kural ve kuruluşlarını tüketmekte kararlıdırlar.

Tarikat ya da Cemaat Şeyhinin aldığı kararlar ve verdiği buyruklar tartışılmaz, kararın ya da buyruğun gereğini yerine getirmek inançları açısından görevdir.

Ülkeyi yönetenlerin, bunların görevlerini yerine getirmelerine göz yummaları devlete sızmanın tam karşılığıdır.

Menzilciler, Süleymancılar, FETÖ’cüler, Nurcular ve benzeri yüzlerce cemaat ve tarikat, eskiden, devlete sızmak için uğraş vermek zorundaydılar.

Bugünse, devlette, hukukta, adalette, eğitimde, sağlıkta, savunmada ve güvenlikte, neredeyse, sızmakla kalmamış, devletleşmişlerdir.

Sorumlular; tarikat ve cemaat yapılanmalarına siyaset ve ekonomi alanlarında göz yuman, destek veren, halktan aldıkları yönetme görevini halkın onaylamadığı bu yapılanmalara devreden kifayetsiz muktedirlerdir.

Egemen olanın, kayıtsız ve koşulsuz, halk olduğu gerçeğine ihanet edenlerdir.

Dini satarlarsa, elde satılacak başkaca bir şeyleri kalmayacağını, dinsiz kalacaklarını unutan aymazlardır sorumlular.

Bilime ve aydınlanma düşüncesine karşı olan sapkınlardır sorumlular.

Ülkesine, ulusuna, öz kültürüne yabancılaşanlardır bu işin sorumluları.

FETÖ kırk yılını vermişti bu sızmayı gerçekleştirmek için.

Yerini günümüzde MENZİL aldı.

Yaşanılan örnekler ve dile getirilen uygulamalar onların da bu sızma işinde oldukça başarılı bir yol aldıklarını gösteriyor.

Bu sızma devletleşme sonucuna ulaştığında tehlike kaygı veen boyutlarındadır artık.

Bundan en çok zararı görecekler bu yapılanmaların devlete sızmalarına ve devleti ele geçirmelerine göz yumanlar olacaklardır.

Bu yapılanmalar yasa dışıdırlar, hukuk dışıdırlar, inanç dışıdırlar.

Cumhuriyetimize göz diken bu leş kargalarının devlete sızmalarına ve devleti ele geçirmelerine ne göz yumulur, ne izin verilir.

Bir de Selefîler var.

Bunlar, bu tür yapılanmaların en tehlikeli olanlarıdır.

Ulaşmak istedikleri son nokta şeriat devletidir.

Devlet aygıtına bir de bunların sızmalarına göz yumulursa çağdaş, aydınlamacı, laik, sosyal bir hukuk devletinin kapısına kilidi asmaktır sonuçta yapılacak olan.

İş o noktaya varır mı?

Ben; “Olmaz!” diyemiyorum.

 

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları