SÜLEYMAN SOYLU - MERDAN YANARDAĞ - İSMAİL SAYMAZ VE HABERTÜRK

28.05.2021 12:38

24 Mayıs akşamı, Türkiye saatiyle 21.00'de, adı yandaş kanallar arasında geçen, Soylu'nun bilinçli olarak seçtiği Habertürk kanalında, onun ve bir varsayıma göre, kanalın sahibi işinsanının belirledikleri moderatör ve kanal çalışanı iki gazetecinin de hazır oldukları  yayını ben de, birçoklarınız gibi, üç saatimi öldürerek, başından sonuna izledim.

Yayında soru soracak gazeteciler arasında, Merdan Yanardağ ve İsmail Saymaz da vardılar.

Yayın sırasında da, yayın sonrasında da öfkemi frenle(ye)medim.

Öfkem en çok Merdan'a ve İsmail'eydi.

Birçoklarınız gibi ben de bu iki gazetecinin Soylu'yu hacamat edeceklerine inandırmıştım kendimi.

"Edebileceklerine" demek daha doğru bu durumda.

Güçleri yetmedi Soylu'yu hacamat etmeye.

Onların orada bulunmaları konu mankenliğinin ötesine geçemedi.

Geçemezdi de.

Çünkü; Soylu, soruyu soran kim olursa olsun, ne sorulursa sorulsun senaryoyu önceden yazmıştı.

Güçleri Soylu'yu hacamat etmeye neden yetmedi?

Bu sorunun yanıtını ertesi gün aradım kendimde.

Bu gerçeğin altını kalın bir çizgiyle çizeyim önceden.

Öfkem yatışmıştı, daha sağlıklı düşünmeye başlamıştım, şöyle bir sonuca vardım kendimce:

Dikkat etmişsinizdir siz de.

Soylu, kendi encamınca, son derece hazırlıklı gelmişti yayına.

Kanal dışına, onu alkışlama görevi verdiği bir güruhu getirmesini de katmalıyım bu hazırlığın içine, yoksa eksik kalır.

"Onlar bana ne sorarlarsa sorsunlar, ben ne söyleyeceksem, onları söylerim. Kendim çalar, kendim oynarım." havasındaydı.

Kendince birtakım belgeler de vardı yanında.

Bu belgeleri ona anında yetştiren bir de ekibi vardı çekim odasında.

Onları düzgün bir sıraya koymuştu ve sırası geleni eline alarak kendisi çaldı, kendisi oynadı.

Soru soran kim olursa olsun, önceden hazırladığı plana göre, yayın boyunca konuştu, konuştu, konuştu...

Yayına geçilir geçilmez yaptığı konuşma 57 dakika sürdü.

Benim beklentim Merdan ve İsmail'in bu oyunu farkederek, oyunun gereği ve belki de zorunluluğu olan tepkiyi vermeleriydi.

Yapmadılar.

"Yapamadılar" değerlendirmesi biraz sert, biraz da haksız olur gibi...

O nedenle “Yapmadılar” dedim.

Sözün özü; Soylu'nun karşısına hangi gazeteci oturursa otursun sonuç bu olacaktı.

Soylu hazırlıklıydı kendi encamınca ve bu oyunu karşısında kim oturursa otursun, eksiksiz, kusursuz oymamaya, küçüklere masallar anlatmaya kararlıydı.

Birkaç yerde de söylediğim gibi, kendisi çaldı, kendisi oynadı.

Bu oyunun böyle oynanacağından, kanal sahibi işinsanının, moderatörün ve kanalın gazetecileri olan iki ismin haberleri var mıydı?

Ben bu soruya, gönül rahatlığıyla, "Hayır!" diyemiyorum.

Soylu oyununun senaryosunu kendisi mi yazmıştı?

Buna da "Evet!" diyemiyorum.

Senaryo timinin içinde kim ya da kimler olabilir?

Bu soruya yanıtı birlikte arayalım.

Sözü dışarıdaki goygoycu güruha getireyim.

Bu güruh yayını ellerindeki akıllı telefonlarıyla canlı izledi.

Canlı yayında ona soru soran Merdan ve İsmail'deydi gözleri ve kulakları.

Onların sorularına ve Soylu'nın konuşmasına verecekleri tepkiye odaklanmışlardı.

O iki gazeteciyi, sorularına ve tepkilerine göre bir durum bekliyordu dışarda.

Ya kırk katır ya da kırk satır gibi bir şey!

Buradan şuraya gelmek istiyorum:

Merdan Yanardağ ve İsmail Saymaz'ın can güvenlikleri de tehlikedeydi.

Reklamların araya giridiği sırada, her ikisi de durumıun ciddiyetini farketmiş olmalılar ki; son derece akıllı ya da akılcı davrandılar.

Bu iki saygın gazeteci, sorularına yanıt alamasalar da, Soylu'nun oyununu bozmadılar ama, maskesini de indirdiler.

Takkesi düştü, keli göründü.

Sonuç:

"SENİN CUMHURBAŞKANI, (TOLGA) AĞAR'IN BAKAN OLMA PROJESİNİ BİTİRDİM."

(SEDAT PEKER'DEN SOYLU'YA.)

Gökten bu yayında üç elma düştü.

Biri Bakan Soylu'nun,

biri yayını yöneten kadın gazetecinin ve Habertürk çalışanı diğer iki gazetecinin,

biri de kanal sahibi işinsanının başına!

Olan Yanardağ ve Saymaz'a oldu.

Doğal olarak bize de...

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları