SUÇLU SENSİN

28.09.2021 18:28

Onların o hale düşmesinin suçlusu kim ve bu suçluları nasıl cezalandırmalı diye sorarak başlamak istiyorum yazıma…

Suçu öncelikle kendinizde arayınız; bir suçlu varsa, o da sizlersiniz. Başkalarına değil, kendinize kızınız öncelikle!.. Çünkü o garibanlar gökten zenbille inmiyor sokaklara.

Sokaklarda bin bir çile ve yoksunlukla yaşayan hayvanlara üzülmemek, vicdanın sızlamaması, elden geldiğince ihtiyaçlarını karşılamaya çalışmamak mümkün değil ama yeter mi? Tencerede artan ya da bozulmuş, küflenmiş yemeklerinizi kapı önlerine koymak veya biraz vicdanlıysanız ve imkânınız varsa kuru mamalar, kaplar içinde sular koymakla rahatlıyor mu vicdanınız, suçunuz affedilir mi bir düşünün. Bir vicdan muhasebesi yapın bakalım neyle yüzleşeceksiniz? Hele de o yaz günlerinde, güneşin hareketini hesap etmeksizin su koyanlar, o hayvanların güneş altında kaynamış suyu nasıl içeceğini hesap etmeksizin su verdim huzurunu yaşayanlar nasıl hesap verecek vicdanlarına, hele de hesap gününde? İnanın kaç kez şahit oldum, zavallı hayvan sıcaktan yanmış, su bulmanın sevinciyle kana kana su içmek için o kaynamış sudan ilk yudumu aldığında, ciyak ciyak bağırarak kaçışıyordu…

Hesap gününde dedim, çünkü Allah Kuranda yeryüzünü, bütün canlılar için yarattığını, dünyadaki her canlının onda hakkının bulunduğunu söylüyor. Yine bazı surelerin isimlerinin de hayvan isimlerinden konulduğunu biliyoruz, Bakara (Sığır, İnek), En'âm (Evcil Hayvanlar), Nahl (Bal Arısı), Neml (Karınca) ve Fîl (Fil) sureleri gibi… Tüm bunlar, insanların tüm yeryüzünün tek kullanıcısı gibi hareket etmemesi gerektiğinin göstergeleri. Ayrıca Hz. Muhammed’in, “Canlı her hayvan için (yapılacak iyilikte) bir mükâfat vardır” hadisi yanı sıra,  hesap günü hayvanların da canlanıp insanlardan haklarını isteyecekleri hakkında da, hadisi var.

Siz sözde hayvanseverler, çocuklarını kıramayıp karne hediyesi, yaz eğlencesi diye bir heves aldığınız köpekleri çocuklarınız bıktığında ya da tatil bittiğinde sokağa attığınız için suçlu sizsiniz ve bunun hesabını vereceksiniz!..

Kendiniz için aldığınız, canyoldaşı kabul ettiğiniz, sözüm ona hayatınızı adayıp insanlara selam vermekten bile imtina ettiğiniz siz hayvanseverler… Sizler de suçlusunuz…

Çünkü o zavallıları doğalarına aykırı yaşamaya zorluyorsunuz, size ayak uydursun ve adeta insanlaşsın istiyor evinizde sizinle birlikte, insanca yaşasın istiyorsunuz.

Kendinizle birlikte onları da yalnızlığa mahkûm ediyorsunuz!.. Siz doğanıza özgü pek çok şeyden vazgeçiyor olabilirsiniz ama acaba o buna razı mı, köpek olamamaktan, insan gibi yaşamaktan memnun mu acaba?.. Biliyorum, “O hayatından çok memnun, beni de çok seviyor, bana düşkün diyeceksiniz” ama dediğim gibi, acaba?!

O doğası gereği koşmak istiyor, yerlerde yuvarlanmak, arkadaşlarıyla oynamak… Ama siz onun boynuna tasma takıp, habire çekiştirerek koşmasına, yerlerde yuvarlanmasına engel oluyorsunuz. Hiç düşünmüyorsunuz, benim boynuma tasma takılsa ve her hareketimde boynumdan çekiştirilerek engellense, ne denli hoşnut olurum? Arkadaşlarımı gördüğümde, onların yanına gitmek, onlarla sohbet etmek, eğlenmek istediğimde, birisi boynumdan çekiştirerek engellese… Sokaktaki bazı soydaşları yaklaştığında sokaklarda yaşıyor, pistir, hastalıklıdır diye sizin yaptığınız gibi, size de kötü davranılsa, hatta tekmeleyerek kovalasa hoşunuza gider mi, ne hissedersiniz o sokaktakilerin yerinde olsanız?

Anladık, pek çoğunuz insanları köpekleriniz kadar çok sevmiyorsunuz, hele de çocukları!.. Yoo hiç itiraz etmeyin, seviyor olsanız, dışkılarını orta yerde bırakarak çekip gitmezsiniz. Düşünürsünüz birisi farkındasız üstüne basabilir diye…

Çocuk parklarında da gezdirmez, tuvalet ihtiyaçlarını oralarda gördürmezsiniz. Düşünürsünüz oralarda çocukların da yerlerde oturarak, kumlarla oynayacaklarını!..

Evet, boyunlarından sürekli çekiştirmeniz ne denli iç parçalayıcı da olsa, tasmasını bırakıp özgürce koşturmaları da o denli sakıncalı…

Korkanları da kınıyor, hatta kızıyorsunuz!.. Belki o kişinin köpekle ilgili çok kötü bir anısı var, belki her köpek gördüğünde, o anısı canlanıyor ve aynını yaşayacakmış gibi bir hisse kapılıp panikliyor. Bilinçaltı korkuyla, her köpeğin aynı olmadığını düşünemiyor o an. Bir de gülerek, dalga geçer gibi, onun o panik haliyle alay eder gibi, “Korkma, bir şey yapmaz” diyorsunuz. O ruh halindeki insana o an ne deseniz nafile, dinlemez sizi…

Ayrıca hayvan bu, içgüdüleriyle hareket eder, o an ne hisseder, herhangi biri ona neyi hatırlatır ya da hissetirir, nefretle yaklaşır, ısırır mı birisini ya da sevgiyle mi yaklaşıyor bilemezsiniz. Ne yapacağını da bilemezsiniz!..

Şimdi diyeceksiniz ki, “E ne yapalım, atalım mı şimdi köpeklerimizi” Atmayın pek tabii ki. O çok daha büyük haksızlık ve günah… Baştan bu hale getirmeyecektiniz. Şartlarınız uygunsa, o hayvana doğasına uygun ortam sağlayabilecekseniz almalıydınız. Bahçeniz varsa, bahçenizde bakıp koşup oynamasına izin verecektiniz ya da ormanlık, tenha bir yerde, insanların içinde, kalabalık ortamlarda değil. Evlerinizde de esir etmeyecektiniz. İşe giderken ev ya da balkonlarınıza hapsedip gün boyu ağlatmayacaktınız o zavallıları, dolayısıyla da komşularınızı rahatsız etmeyecektiniz. Her sabahın köründe, komşularınızı köpek havlamasıyla uyanmak zorunda bırakmayacaktınız. Düşünecektiniz; gece nöbet ya da vardiyadan gelmiş biri uyuyacaktır, gece boyu uyumamış bir bebeğin yeni uykuya dalmış olabileceğini, dolayısıyla annesinin de, hiç değilse bir iki saat uymak üzre uzandığını, gece boyu ağrılardan kıvranarak uyuyamayan bir hastanın yeni uykuya dalabildiğini ya da bir yaşlı komşunuzun!..

Hatta daha öncesinde hayvan satan dükkânlara izin verilmemeliydi. Hayvanların ticareti yapılmamalıydı. Bu konuda geç kalınmış da olsa, imkânsız da değil.

Özetle, madem ki siz ve o sokaklardaki zavallılara eziyet edenler, tüm inceliğiyle düşünemiyorsunuz zavallıların haklarını; hayvan hakları yasası da çok ciddi bir şekilde düzenlenmeli!!!

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları