SPORDA AHLAKLI DAVRANMAK

24.01.2022 22:35

Ülkemizdeki spor müsabakalarında ve özellikle de futbol karşılaşmalarındaki hakem, sporcu, antrenör ve yöneticilerin tutum ve davranışları ile ilgili yaşananları gördükçe, insanın spordan soğumaması mümkün değil. Biz spor bilimi insanlarının; Fair Play, Sporda Etik Davranışlar ve Spor Ahlakı konusunda çevremizi ve dolayısı ile sporun paydaşları olan kişi ve kurumları bu konuda daha da çok bilgilendirme gibi bir misyona sahip olduğumuzu düşünmekteyim.

Özellikle altını çizerek belirtmek isterim ki! Spor müsabakaları her şeyden önce rekabeti içerir ve sporcular tarafından uygulanır ve bu yarışmaların bir skoru, bir süresi ve bir de kurallarla yöneten bir hakemi olan sportif bir aktivitedir, sonucunda da birinin kazanması söz konusu iken, diğerinin kaybetmesi kaçınılmazdır yahut da berabere kalmak söz konusudur.

Bir sporcunun rakip sporcuya sakatlanması pahasına bir hareket yapması, şiddet uygulaması her şeyden önce mesleğine saygı duymama gibi bir davranış sergiler. Şayet rakipler olmasaydı müsabaka denilen şeyde olmazdı! İşin daha da garip tarafı sporcularına örnek olması gereken bazı antrenörlerin öfkelerini kontrol edememesi sonucu hele hele müsabakayı kaybedince hakemlere saldırmaları hiç de hoş olmayan bir davranış biçimi olduğunu burada vurgulamak isterim. Kuşkusuz bunun sorumlusu o spora branşın en üst düzeyde yetkilisi olan Federasyonlardır, bu konularda birinci derecede sorumluluk taşıyan kurumdur.

Bütün bu olayları izlediğimizde, acaba ülkemizde spor ahlakına ilişkin bir sorunumuz mu var? Diye düşünmeden geçemiyorum. Özellikle yabancı futbolcuların daha önce kendi ülkelerinde fair-play’e uygun davranışlar gösterirken, ülkemizdeki agresif davranışlarının altında yatan sorun nedir? (Antrenör mü-yöneticimi-seyircimi, yoksa hakemler mi?). Bu sporcuların bu davranışları mutlak surette gözden geçirilmelidir.

Çünkü bu durum, üstünde durmamız gereken önemli bir hal almaya başlamıştır.  Nedeni özellikle Futbol sporunun hemen hemen tüm kitle iletişim araçları aracılığı ile geniş bir şekilde yayınlanması ve bu davranış bozukluğunun gösterilmesi insanlarımızı ve daha da önemlisi çok küçük yaşlardaki çocuklarımızı olumsuz yönde etkilemektedir. Genç sporcuların bunları izlemesinin neticesinde, futbol geleceğimizi daha da kötü sonuçlara götürmez mi? Şiddetin normal bir davranışmış gibi algılanmasına neden olmaz mı? Kısacası rol model olma ve o insana benzeme davranışı göstermeleri çocuklar için kaçınılmazdır.

Kişisel olarak futbol müsabakalarını izlerken zevk almak o heyecanı yaşamak isterim, yani bir sporcunun diğer bir sporcuya şiddet uygulamasını, bir antrenörün kaybettiği için hakemlere hakaret etmesini, ayrıca sevdiği takımı kaybeden seyircilerin stad içerisindeki kendi ve rakip takım seyircilerine karşı tepkisini görmek istemiyoruz! Her geçen gün artık sadece ve sadece paranın çok büyük rol aldığı futbol sporunun bu durumundan hoşlanmayıp soğuyan bir yığın insan grubu oluşmaya başladığını da hatırlatmak isterim. Kuşkusuz bu durum sadece kendi ülkemiz için geçerli bir sorun olmadığını buradan altını çizerek belirtmek isterim! Artık futbolun içinde bulunduğu bu durumu, Avrupa ve Dünyada da belirli bir kesimi kendi seyri dışına itiyor ve her geçen gün insanların futbolu izlemekten uzaklaşıyorlar.

Daha önce de belirttiğim üzere spor ahlakını incelerken; Öncelikle sporun, sosyal, politik ve ekonomik yapısını ve bizlerin sporla olan ilişkimizi sorgulamadan geçmemeliyiz.

Spor ahlakı konusunda konuşurken, her şeyden önce sporu yapan ve yaptıran, ortak paydaşları olan ve problemin öznesi durumundaki; Sporcu, yönetici, antrenör, hakem ve taraftarları konunun dışında tutmadan düşünmek zorundayız. Sporcunun önceden belirlenmiş kurallara uyup uymaması spor ahlakının normatif yönü olduğunu da unutmamalıyız.

Ama daha önemlisi spor ahlakını da içine alan olgu, temel toplumsal değerlerin çiğnenmemesidir. Kurallara uygun mücadele (fair play) spor ahlakının en önemli ve en temel kuralıdır. Bu bağlamda görüldüğü gibi gerek spor alanında ve gerekse yaşamın tüm diğer alanlarında tutum ve davranışlarımızın belirli kriterlerde tutulması gerekmektedir. Bu durum bir arada yaşayan insanların karşılıklı güven duymalarını ve dolayısı ile sorunsuz birlikte yaşamalarını da kolaylaştırır.

Ayrıca spor ahlakı çerçevesinde sporcu sağılığını, gelişimini tehlikeye atacak her tür davranıştan uzak durmalıyız. Sporun barış, kardeşlik ve dostluk olduğu ilkesi de spor ahlakının önemli ilkeleri olduğunu, sporcuların olduğu kadar antrenörlerin, taraftarların, ailelerin ve görsel yazılı medyanın da uyması gereken önemli bir kavramdır. Yarışmalar sırasında rakiplere saygı göstermek, centilmence davranmak ve doping-şike yapmamak ve daha burada belirtmediğimiz birçok konunun spor ahlakının kuralları içerisinde düşünülmesi gereken konular olduğunu unutmamız gereklidir.

Son olarak! Kaybetmenin dünyanın sonu olmadığını ve sadece neden kaybettiğimizi değil, kazandığımızda da neden kazandığımızı da oturup düşünmemizde yarar vardır! Tüm bu yaşananların belirli bir eğitim sürecinden geçirmemiz gerektiğini belirtiyor buradan herkese saygılarımı sunuyorum!

 

 

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları