SPOR VE DENETİM ODAĞI

26.04.2022 23:46

Günümüzde sporu izlerken, uygularken, yönetirken ve hatta tartışırken göz ardı etmememiz gereken önemli bazı konuların olduğunu düşünüyor ve Spor Kültürümüzün gelişimi için üzerinde oldukça fazla kafa yormamız gerektiğine inanıyorum; Bu bağlamda hem sporcunun hem de yönetici, antrenör ve izleyicilerin geniş bir spor bilgisine sahip olmaları, sporun paydaşları olan ve sporu yakından ilgilendirip etkileyen, değişik bilim dallarına ilişkin bilgilerle donanımlı olmaları Spor Kültürü açısından da  büyük önem taşımaktadır.

Şayet sporun paydaşları olarak tüm bu bilgilerle donatılmış olursak sanıyorum gerek sporda ve gerekse hayatta karşılaştığımız sorunlarla daha kolay baş edebileceğimiz gibi, söz konusu sorunlardan daha hızlı bir şekilde sıyrılabileceğimizi zannediyorum. Bu nedenle siz değerli okurlarıma bu yazımda Denetim Odağı ve Spor ilişkisini işlemeye çalışacağım.

Kişilik kuramcısı Rotter'e (1966) göre, kişi uzunca bir süre kontrol edemedikleri bir pekiştirme süreci yaşarsa, güçsüz oldukları inançlarını geliştirirler. Bazı insanlar günlük hayat olayları karşısında, olayların kendi denetimleri altında olduğuna, duruma egemen olduklarına inanırken, bazıları da bunun tam tersini düşünürler (Bilgin, N. 1988).

Rotter, olayların kendi denetimleri altında olduğuna inananlar ve inanmayanlar olmak üzere bu iki tip insanı ayırt etmiştir, daha değişik bir anlatımla, başarı ya da başarısızlıkları denetleyen gücün kaynağını birey ya kendi içinde ya da kendi dışında algılayabilir. Bu gücün kaynaklandığı yere 'Denetim Odağı" adı verilmektedir (Rotter,J.B.1954).

Bu konuya ilişkin, denetim odağını ağırlıklı olarak, kendi içlerinde algılayanlara, yani başarı ve başarısızlıklarını kendi yetenek ve çabalarına yüklemeyenlere “iç denetimliler”, kendi dışlarındaki nedenlere, yani şans ve işin güçlüğüne yüklemeyenlere "dış denetimliler «denilmektedir.

Denetim odağı eğiliminden birinin ya da diğerinin bireyde ağırlık kazanmış olması, bireyin karşılaştığı birçok durumda onun önünde bulunan davranışsal seçeneklerden hangisini yeğleyeceği üzerinde etkili olacaktır. Denetim odağı algısı, ödül ve cezanın birey tarafından mı yoksa bireyin dışındaki birtakım nedenler tarafından mı denetlendiğine ilişkin genel bir beklentidir.

Sosyal öğrenme kuramına göre davranışın tekrarında pekiştiriciler ve kişisel ihtiyaçlar belirleyici rol oynamaktadır. Eğer kişi yaptığı davranış ile arkasından gelen pekiştirici arasında olumlu bir ilişki kuruyor ise, davranışın tekrar edilme olasılığı artar, bu da sosyal öğrenme kuramcılarına göre hem belli davranışların öğrenilmesine, kazanılmasına hem de kişinin ileride benzer durumlara göstereceği davranışın öngörülmesine neden olur

İşte kişilerin iç denetim ağırlıklımı yoksa dış denetim ağırlıklımı olacağının temeli Ailede başlar; bu nedenle Ailenin çocuk eğitimine ilişkin faktörün temeli daha derinde olan bir faktördür; Aile çocuk ilişkilerinin doğrudan gözlenmesi gerekir. Yeni doğan bir bebek çaresiz durumdadır, kendi yaşamı üzerinde bir denetim kuramaz, her şeyi ile bakıcısına bağımlıdır.

Diğer bir anlatımla, bebek tamamen dış denetimlidir ve öyle olmak zorundadır. Ne var ki yaşı ilerledikçe denetim odağının dış denetimlilikten iç denetimliliğe doğru bir değişim göstermesi beklenir, bunun böyle olması doğal bir olgudur.

“Çocuklar yaşla birlikte daha içsel olma eğilimi taşımaktadırlar”. Bunun nedeni, çocuğun giderek kendisi için önemli birtakım kararları alabilme özgürlüğünü kazanması, aile ve çevresine karşı göreli bir bağımsızlığa kavuşması ve kendi başına daha yeterli bir duruma gelmesi olarak belirtilebilir.

Önemli ön koşullardan bir tanesi de sosyo ekonomik ve kültürel yapıdır. Rotter (1966) denetim odağı hakkındaki genel konulardan biri olan bu yapıyı şöyle açıklamıştır, "Düşük sosyo ekonomik ortamdan gelen çocuklar dış denetimli olmaya yöneliktirler" bu bağlamda kendi ülkemiz ve böylesi bir ortamda yetişen çocuklarımız söz konusu olduğunda bu kişilerde iç ya da dış denetimlilikten hangisinin daha etkin rol oynayacağı aşikardır!

Türkiye’de ve benzeri üçüncü dünya ülkelerinde, batıdaki sanayileşmiş ülkelerden farklı olarak "bireysel ayrışım" kültürünün değil “beraberlik” kültürünün yaygın olduğunu vurgulamıştır. Türkiye'ye ilişkin bulguları, anne babaların çocuklarında en fazla değer verdikleri özelliğin “itaat ve saygılı olma” iken, buna karşılık en az değer verdikleri özelliğin ise "bağımsızlık” ve “hayırlı evlat" isteklerinin en yaygın olarak belirtildiğini ortaya koymuştur.

Denetim odağı ile sportif performans ilişkisine gelince; Herhangi bir sportif karşılaşmada elde edilen başarılı ya da başarısız sonuçlar veya beden eğitimi dersinden alınan iyi kötü notların nedeni, sporcu, öğrenci, antrenör ve beden eğitimi öğretmenleri tarafından her zaman ilgi çekici olmuştur. Hemen hemen tüm diğer yaşam alanlarında olduğu gibi bu alanda da kaybetmek ya da kazanmak başarı ve başarısızlığın somut göstergesi olarak kabul görmektedir, bu bağlamda sportif performansın başarı motivasyonu ile bağlantılı bir davranış olduğu düşünülmektedir.

Denetim odağı daha önce de belirtiğimiz gibi başarı motivasyonunu öngörebilen bir yapıya sahip olduğu için sporcunun başarısını öngörebilecek değişkenlerden birisi olarak düşünüldüğünde, spor alanında başarı ve başarısızlığın spor yapan bireyler tarafından nasıl algılanıp ve nasıl açıklandığını kendilerinden duyarak, bu alanda daha kısa yoldan bilgiye ulaşmayı sağlar.

Sporun farklı alanlarında yüklememe kuramının araştırılması sırasında bazı farklı hipotez, model ve kuram geliştirilebilir, tüm bu farklı yaklaşımlarda ortak hedef, bir yarışma sonucunda, başarı- başarısızlığa neden olan öğelerin, sporcu ve antrenörler tarafından ne şekilde algılandığıdır.

Başarı ve başarısızlığın nedenlerinin sporcular tarafından nasıl algılandığının bilinmesi de sporcuların bir sonraki yarışmada daha başarılı olmak için ortaya nasıl bir performans koyacaklarını öngörebilmek için yararlı bilgiler sağlarken, antrenörün sporcusunu daha yakından tanıma fırsatını da verir. Antrenör bu bilgiler ışığı altında sporcusuna hangi motivasyon araçlarını kullanacağına yol gösterir ve buda başarı için önemli bir anahtardır.

Saygılarımla

 

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları