SOLIDARITÄT – DAYANIŞMA

15.05.2022 01:36

“ Canan Kaftancıoğlu ist nicht allein!

Die Vorsitzende der sozialdemokratischen CHP in Istanbul, Canan Kaftancıoğlu, ist zu einer fast 5-Jährigen Haftstrafe verurteilt und ihr wurde ein politisches Betätigungsverbot auferlegt. Ihr wird Terrorpropaganda, Erniedrigung des Staates und Präsidentenbeleidigung vorgeworfen! Der unermüdliche Kampf für eine demokratische Türkei wird weitergehen!“

Yukarıda Almancasını okuduğunuz bu dayanışma açıklamasını dostumuz, arkadaşımız, kardeşimiz, yoldaşımız, Almanya'nın Hessen Eyalet Meclisi'nin SPD (Almanya Sosyaldemokrat Partisi)'nin Frankfurt milletvekili Sevgili Turgut Yüksel yapmış.

Türkçesi şöyle:

“Canan Kaftancıoğlu yalnız değildir!

CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu 5 yıla yakın bir hapis kararıyla cezalandırıldı ve ona siyaset yapma yasağı getirildi. Terör propagandası yapmak, devletin onurunu küçük düşürmek ve cumhurbaşkanına hakaretle suçlanıyor. Demokrat bir Türkiye için verilen yorgunluğa yer olmayan savaş sürecek!”

Sayın Yüksel'in sosyal medyada paylaştığı bu dayanışma açıklamasına sayısız yorumlar yapılmış.

Bu yorumlarda Turgut'un yanında yer alanlar da var, ona karşı olanlar da...

Olması gereken de bu.

Burada bir sorun, bir sıkıntı yok!

Ama; bu yorumlar içinden biri o denli uygunsuz, o denli terbiyesiz, o denli ahlâksız, o denli iğrenç ve mide bulandırıcı ki; ona karşı bu yazıyı yazmasaydım kendimi asla bağışlamazdım.

Bu yazıyı yazma konusunda kendimi borçlu sayıyorum.

Okuyanların beni anlayacaklarından hiç kuşkum yok.

O yorumu, bağışlamanıza sığınarak, olduğu gibi alıyorum buraya.

“AMG'mun gahbesi...”

Yorumu yapanın adını – soyadını, öğrenim ve eğitim derecesini, mesleğini, nerede çalıştığını da yazmak isterdim buraya ama; yasalar önünde sorumlu duruma düşme istemediğim için yapmıyorum.

Turgut facebook arkadaşınızsa, sayfasına girme, bu iletisini okuma ve yorumlar arasından bu yorumu bulma ve bu seviyesizin kim olduğunu görme olanağınız da var biliyorsunuz.

Sıradan bir değil!

Mürekkep yalamışlardan.

Evli!

Bir anası var, evli olduğuna göre bir eşi var, kim bilir belki kızı da var...

Anası oğlunun bu terbiyesiz yorumunu okusa ya da duysa utancından yerinden dibine girerdi sanırım.

Onun bu terbiyesizliğini ne eşi onaylar ne de kızı diye düşünüyorum.

Yanılıyor muyum?

Bu küfürbaz tiplere halkımız “Ağzından ishal olmuş!” diyor.

Ağzından bok aktığına bakılırsa, gerçekten de öyle...

Çok değerli bir arkadaşımın beddusadır, “Allah tependen baksın!” derdi beddua etmek istediğinde.

Allah tependen baksın ve seni bildiği gibi yapsın!

Bu terbiyesizin, ahlâksızın, ağzı ötürüklünün hak ettiğini avucuna vermeseydim, olmazdı.

Bir kuruma ya da bir kişiye karşı olabilirsiniz.

Bu; eşyanın doğası gereğidir.

Buna dialektik diyoruz. İkilem de denilebilir.

Yaşam bu dialektikler, ikilemler çatışması ve çelişkilerinin bütünüdür.

Öyledir de, bu; bize karşı olduklarımıza, böyle hayasızca küfretme özgürlüğü vermez.

Karşı olmanın ve bunu açıklamanın bir kuralı, bir sınırı vardır.

Bu kuralı çiğnemeden, bu sınırı aşmadan da yapılır, yapılabilir, yapılmalıdır bu iş.

Biz; onları düştükleri bu foseptik çukurunda bırakalım.

Düştükleri bu bok çukurunda, çırpına çırpına batsınlar düştükleri bok çukurunun diplerine...

 

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları