SİYAH GİYME TOZ OLUR

18.08.2022 19:41

                           

Başlığımız bir Bolu türküsünün bir dizesi… Bu türküde siyah da beyaz da giymenin yanlışlığından söz edilmekte. Siyah ve beyaz, ressamlarca renk sayılmaz. Bu nedenle halkımız, farklı renklerde giyinmenin güzel olacağını düşünmekte bu türküde.

Son yıllarda özellikle erkekler, siyah giyinmekteler. Bunun kişiye, bir resmiyet kazandıracağı düşünülmekte. Bu resmiyetin de karşısındakilerle bir ara, uzaklık oluşturacağı varsayılmakta. Ayrıca kara renkli giysi, insanın duygu ve düşüncelerini göstermeyen bir örtü olarak görülmekte. Günlük ilişkilerde; eş dost, hısım akraba, konu komşu ortamlarında bir kişi niye resmi, uzak, gizemli görünmeye çalışır; duygu ve düşüncelerini saklamayı düşünür?

Erkeklerdeki siyah giyinme alışkanlığı, televizyonlarda yıllarca gösterilen “Kurtlar Vadisi” dizisiyle başladı sanırım. Bu dizi, sözde derin devlet düşüncesini yaymaktaydı. Yani devlet içinde devlet... Bu diziyle insanlar, ülkemizde bir derin devletin varlığına inandırıldı. Ulus adına bir şeyler yapıyormuş gibi görünen başrol karakteri Polat Alemdar, aslında devlet korumasında yasadışı işler yapan birisi. Yasaları hiçe sayan, kendi yasasını kendi koyan biri. Aslında yarardan çok zararı var devlete de ulusu da. Polat ve arkadaşları kara giysili adamlar... Hepsinin kaşları çatık... Çoğu zaman ceketin içine giyilen gömlek de kapkara. Çatık kaşlar, gülmeyen yüzler, kapkara giysilerle sert erkek algısı oluşturulmaktaydı. Özellikle genç erkeklerin benzemeye çalıştığı kişiydi Polat; giyimi, bakışı, yürüyüşüyle.

Kurtlar Vadisi dizisi, uzun sürü izlendi televizyonlarda. Çok para kazandı, kazandırdı. Gençler, özendi dizinin kahramanlarına. Giderek kara giysili kişiler çoğaldı çevremizde. Zaman içinde nereye gitsek kara giysili, kara gözlüklü kişiler çıktı karşımıza. Bir süre sonra caddeleri, sokakları kara giysililer doldurdu. Öyle ki yaz sıcağında bile kara takım giyimiş kişiler dolaşır oldu çevremizde ter içinde. Bazıları bunalmış olmalı ki ceketleri çıkarıp kara gömlekleriyle dolaştılar. Bu kara göleklerin hepsi uzun kollu nedense. Kol düğmeleri ilikli... Kara pantolonlar, yaz sıcağında bile ütülü ve kumaş...

Ayakkabılar kara… Genellikle bir ya da iki numara büyük. Amaç, ayakları olduğundan büyük göstermek. Zaten Polat’ın ayakkabıları da böyleydi, yani ayaklarına birkaç numara büyüktü. Diyeceksiniz ki bu kişiler, niye ayaklarına büyük gelen bir ayakkabı giyer? “Ayağımın altında dolaşma, ezerim seni.” iletisini vermek içindir karşısındakine. Bir başka anlam da var bu büyük ayakkabılarda. “Cinsel organım büyük, erkekliğim tam.” anlamı... Çoğumuza saçma gelecek bir düşünce, ancak toplumun egemenleri, erkekleri böyle saçma sapan şeylerle daha erkek(!) olduklarına inandırmaktalar.

Ha, unutmadan söyleyeyim. Bu kara giysilerin ceketler biraz bol, pantolonlar da… Pantolonların ağ kısmı sarkık… Bu da yine bir cinsellik algısı için. Yani takım taklavat sığmıyor pantolona, onun için ağ kısmı sarkık aşağıya doğru. Oysa sarkan şey, bir kumaş parçası.

Kapitalizm, insanları olmadık şeylere inandırarak beyin yıkamakta, yönlendirmekte. Kapkara giysilerle onları tektip yapmakta. Bunlar, kapitalizmin kara gömleklileri... Toplumda bin bir çiçek açmıyor bu yolla. Bin bir çiçeğin açması demokrasi, çok seslilik, uzlaşma demek. Hızarda çıkmış beşe onlar gibi insanlar bu kişiler; giyimleri, bakışları yüzleri, yürüyüşleri, hatta kurdukları tümcelerle. Sağcısı, solcusu, İslamcısı, ülkücüsü, döneği, sahte devrimcisiyle hepsi bu kara giysilerin tek boyutlu bakış açısında birleşmekteler. Hepsi, kapitalizmin dizilerle dayattığı bir yaşam anlayışının tutsağı olmaktalar farkında olarak ya da olmayarak. Ondan sonra da “demokrasi, özgürlük” söylevleri atılmakta orada, burada. Nasıl inanlım ki bu söylevlerin içtenliğine?

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları