REKLAM PANOLARINDA SIRITAN BELEDİYE BAŞKANLARI

30.11.2021 23:45

Reklam panoları, kentlerin her yerinde var. Üstgeçitlerde, cadde ve sokaklarda, kent alanlarında, metro istasyonlarında, tren garlarında, iskelelerde… Kısacası usumuza gelebilecek her yerde… Birçoğunda belediyelerin reklamları var.

Bir belediye başkanı, kendi reklamını niye yapar? 12 Eylül 1980 Amerikancı darbesinden önce böyle bir alışkanlık yoktu ülkemizde. 12 Eylül’ün liberal fırtınaları arasında bu da başladı. Darbecilerin atadığı belediye başkanları, kentin görülebilir yerlerine fotoğraflarını astılar adlarını da yazarak. Fotoğraflar neredeyse tek bir örnekti. Zorla gülmeye çalışan (Buna halkımız “sırıtmak” der.), kollarını göğsüne bağlamış bir kişi. Usumuza gelmişken söyleyelim. Kolları, göğüste bağlayan kişi, “İletişime kapalıyım.” demek istiyor. Zaten bu dönemden sonra demokrat belediye başkanlarının yerine kendi çapında diktatör ve kentin getirimini cebe indirenler moda oldu. Hesap sorulamaz belediye başkanları dönemi başladı böylece. 1984’te seçilen başkanlar da aynı yöntemi sürdürdüler. Bu, Özal modasıydı. Amerikancı siyaset anlayışının ülkemizin başına çöreklenme süreci başlangıcıydı. Ne yazık ki sonraki yıllarda iktidarıyla muhalefetiyle nerdeyse tüm belediye başkanları bu reklam furyasının tutsağı oldular.

Belediyeler, halka hizmet etmek zorundalar. Belediye başkanları da bu hizmeti eylemini yönetmek, uygulamak için seçilmekteler. Bir yöneticinin görevi olduğu için yaptığı hizmeti, halkın gözüne sokması doğru mu? Bir memur, görevini yapınca halkın gözüne mi sokacak bunu? Bir baba eve ekmek aldığında bunu, çoluk çocuğunun başına mı çalar? “Ey karıcığım, ey çocuklarım; bakın size ekmek getirdim.” derse gülünç olmaz mı?

Belediye başkanları, bu göreve kendi istekleriyle seçilmekteler. Bu görevleri sırasında ise aylıklarını almaktalar. Nedense başkanlık işi görevden sıyrılıp meslek durumuna getirilmekte. Bu nedenle de bir belediye başkanı, yaşamının sonuna dek koltuğunda oturmak istemekte. Çünkü kentin getirimi, ballı börek.

Bir kişi yaptığı bir işin reklamını niye yapar? O koltuğun sıcaklığını terk etmemek için. Bu reklamlar için belediyenin resmi bütçesinden milyonlar harcanır. Ayrıca yüklenicilerden de reklamlar için kaynak aktarılmakta. Halkın parasını, kendi reklamı için harcayan birilerinden halka hizmet beklenir mi? Belediye başkanları, halkın parasını ya halka hizmet için ya da kendi reklamlarını yapmak için kullanmalı. Bu konuda bir yol ayrımı gerek. Bu da sistemin değişmesiyle olur. Bu çürümüş sistemin her yerinde kokuşmalar var. Bu sistemle halka hizmet üretilmez, bir avuç kişiye dünyalık kurulur.

Belki ilginizi çekmiştir. “… Belediye Başkanlığı” denmiyor. “… Belediye Başkanı Falanca Filanca” deniyor. Anlaşılacağı üzere bu başkanlar, kendilerini yüz yıllık kurumların üstünde görmekte. Sanki kendileri yokken bu belediyeler yoktu ve halka hiç hizmet etmediler. Bu hazretlerin sayesinde belediyeler var olmuş gibi davranmaktalar. Bu reklamlar kurum adına olsalar neyse… Belki birazcık hafifletici nedeni olabilir.

Demokrasi, bir avuç kişiyi varsıllaştırıp halkı yoksul bir yaşamın ilkelliğine tutsak etmek değil. Halkın seçmediği, parti genel başkanlarının belirlediği belediye başkanlarının halkı hizmet edeceğini düşünmek, saflık değil de nedir?

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları