ORADAN SAVAŞ GEÇTİ…

05.03.2022 11:53

Sevdiğimiz, ismi bizde saklı bir düşünce arkadaşımız severek okuduğum Amin Maalouf’un bir kitabından güzel bir alıntı yaparak sosyal hesabından paylaşmış:

“…sonra oradan savaş geçti. Hiçbir ev, hiçbir hatıra hasarsız kalmadı. Her şey çürüdü. Arkadaşlık, aşk, adanmışlık, akrabalık, inanç, sadakat… Hatta ölüm. Evet, bugün ölüm bile bana kirlenmiş, bozulmuş gibi geliyor.”

Savaş, insanın geleceğe olan inancını ve iyiliğe olan güvenini de yitirmesine neden olur. Bombalar altında sarsılan çocuğun ruh halini bir düşünün?

Zaten savaş olmadan da insanlar pek çok yakınını, ticaret yapanlar evini, arabasını, malını, mülkünü yeterince kaybediyor. Savaşta kaybedenler yine de şanslı. Alacaklıların peşlerine düşemeyecekleri bir mazeretleri oluyor.

***

Peki Türkiye’de ne oldu? Bizim oralardan savaş mı geçti? Ekilemeyen mümbit topraklar, boş bırakılmış araziler, yabancı ülkelerden buğday getirmeler, kendi denizlerimizden tutulmuş balıkların kalmayışı veya ateş pahası fiyatlarla soframızdan eksilmeleri, yumurtanın antibiyotik deposu haline gelmesi…

Bütün bunlar son derece düşündürücü. Geçtiğimiz gün eve gelen bir pazarlamacı kızımız bize su arıtma cihazı satmaya çalışırken, gerek aldığımız şişe suyunu ve gerekse musluk suyunu elindeki bir cihaz ile analiz ederek, her ikisinin içinde var olan pas ve atıkları ayrıştırıverdi.  Gözlerimize inanamadık. “Bundan böyle çatıya kova yerleştirip onu kullansam olmaz mı?” Diye sorunca güldü…

Sağlık bakanlığı yaptığı kontrollerde hatalı üretilmiş veya etiketinde yazandan farklı maddeler bulunan ürünlerin listesini açıklamış.  Baktım, pek çoğu güvenip aldığımız, yiyip içtiğimiz şeyler.

Annem 90 küsur yaşında. İkinci dünya savaşı çocuğu… Televizyonu izlerken isyan edip “Kapat şunu, bunlar ne yaptıklarını sanıyorlar?” diye bağırdı.

Batının yeraltı güçleri pek çok Ortadoğu ülkesinden sonra Ukrayna’yı da hallettiler. Büyük orta doğu projesi ile oyalanırken her iki ülkeyi de kışkırtmayı başararak üçüncü dünya savaşının –soğuk veya sıcak- ilk adımlarını attılar. Uzun süredir imal edilen silahlar canlı, canlı deneniyor.

Oysa böyle bir savaş çevre ülkelerinin hiç birinin işine gelecek girişim değildi. Kendini dünyanın jandarması ilan eden ülkeler kendileri için önemli gördükleri bölgelerin işgal planlarını gün be gün ortaya koyuyorlar. Hakimiyet senaryolu filmlerin gün be gün gerçek olduğunu görüyoruz.

***

Dünyayı daha yaşanılası bir yer yapmak için çalışan insanların yanı sıra, insanoğlunu köleleştirmek ve sadece ülkelerini değil, evreni kendi görüşleri doğrultusunda yönetmek, kendi yönetimlerinin bir parçası yapmak isteyen saklı veya açık diktatörlerin varlığına ne demeli?

Dün, yakın planın bekçiliğine soyunanlar bugün evreni kontrol etmek istiyorlar. Rusya’nın kendine bağlı veya benzeri olan ülkeleri kaybetmemek istemesi, NATO’yu burnunun dibine sokanları son derece normal. Peki durum diğer ülkeler için farklı mı? Hayır.  Dünyanın dört bir tarafında üsler kuran Amerika’nın veya NATO’nun yayılmasına karşı çıkması da yadırganamaz.

Dün; başka yerlerde prova edilen kışkırtmalar ve oluşan savaşlar bugün de devam ediyor.

Olan insanlara ve insanlığın, medeniyetin ortaya çıkardıklarına oluyor.

Yazıktır efendiler. Çocuklara ve kadınlara kıymayın. Onları silahlarınıza kalkan, Amaçlarınıza hizmet etmeleri için basamak yapmayın.

Yazıktır.

 

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları