MUHTEŞEM GEMİ

04.06.2021 21:36

Federal Almanya Parlamentosu 2015 yılında “Ermeni Soykırımı” tanıdığını kabul etti.

O tarihten beri Güneybatı Afrika’da 115 yıl önce, Herero ve Nama halklarına, Alman koloni güçlerinin işlediği suçları da soykırımı tanımına dahil edilmesi isteniyor.

Hristiyan Demokrat Partili (CDU) Ruprecht Polenz başkanlığında kurulan bir komisyon görüşmeler yapıyor. Federal Almanya Cumhurbaşkanı Frank Walter Steinmeier’in Namibya Parlamentosu’nda resmen özür dilemesi bekleniyor.

Tarihçi Götz Aly, yalnız Güneybatı Afrika’da değil, Alman sömürge güçleri Güney denizi adalarında da suç işledi, diyor. Bu adalar Bismarck Takımadaları civarında Avustralya’nın Kuzeybatısında yer alıyor.

Humboldt Forum, uzun zamandan beri restore ediliyordu. Korona başlamadan önce görkemli açılışta, Kültür Bakanı konuşma yapıyor. Konuşmasında hazineyi Berlin’e getiren, koruyan görevlilere övgüyle teşekkür ediyor. Müzeyi ziyaret edenler eserleri hayranlıkla izleyecek, ama arkasında yatan kanlı tarihi öğrenmeyeceklerdi.

Duvar içine yerleştirilen “Muhteşem Gemi”, tarihçinin dikkatini çekiyor. Bu gemiyi getiren keşif gemisinde dört nesil önce amcası Gottlob Johannes Aly, din görevlisi olarak çalışıyor. Sömürge askeri güçlerde ölüm olunca cenaze törenleri düzenliyor, pazar günleri ayinleri organize ediyor.

Ailenin arşivi tarihçinin elinde olduğu için araştırmaya başlıyor. Amcasının, yani aile soyadı verilen bir de ada olduğunu biliyordu.

O yıllarda internet iletişimi olmadığı için arşivlerde yazılan belge ve mektupları derliyor. Derlediklerini bir kitapta yayınlıyor. Kitap belge, resim, harita ve derlenen mektuplarla tarihe ışık tutuyor.

Sömürgeciler adalara gelmeden önce doğa harikasında çiçek bahçesi gibi açılmış, ince zevkle işlemiş hazineyi nasıl Avrupa’ya taşıdığını, kumandanların adını vererek açıklıyor.

Yerlilerin ellerinden zorla alınıyor, işkence, öldürme disiplin kurmak için Alman Kayser adına gerçekleştiriliyor.

Bir adada zorla çalıştırılacak işçi kalmayınca, komşu adalardan zorla getiriliyor. Köleler ailelerini bir daha göremiyor.

Beyazların yerli kadınlarla ilişkilerinde, cinsel bulaşıcı hastalık çoğalıyor. Hür yaşamış yerli ada erkekleri zulüm, açlığa ve ağır çalışma şartlarına dayanamıyor.

Zaman zaman değiş tokuşla istedikleri sanat eserlerini alıp Avrupa müzelerine yüksek ödüllerle devrediyorlar.

Yerli halkı değişme pazarlığında sigaraya alıştırıyorlar. Hastalık, müptela olma ve eziyet neticesinde yerli halkın nüfusu azalıyor.

Ölüm kaçınılmaz oluyor, kafatasları Almanya İmparatorluğuna getiriliyor, atalarının mezarları da açılıyor. Sonra Hitler rejiminde ırkçılık araştırma amacıyla kullanılıyor.

Keşif gemilerinde tüccarlar, deniz subayları, haritacılar, yazarlar, tarihçiler bulunuyor. Bu nedenle uyguladıkları şiddet, define kaçırmaları olduğu gibi vatan görevi inancıyla yapılıyor. Duygu ve etik gibi vicdani sorumluluğa yer verilmiyor. Detaylı biçimde kaydediliyor.

Dünya turistlerin en çok ziyaret ettiği, Avrupa büyükşehir müzelerinin tarihi oldukça karanlık ve utanç verici.

Sömürgeciler yaptıklarının insanlık suçu olduğunun farkında idiler. Sırtları duvara dayalı, ellerinde silah bekliyorlardı. Yerli halkı sindirmek için şiddet uyguluyorlardı. Koyu renkli insanın değeri yoktur, diyerek kendilerini yazılarında da haklı gösteriyorlardı.

Kuzey Yarımkürede bugün insanlar, cilt renklerine göre vatandaşlık haklarını alabiliyorlar. Bu anlayışın kökleri tarihe dayanıyor. Bu nedenle tarihi anlamak ve bu anlayışa göre geleceğe hak ve adaleti eşit dağıtmak gerekiyor.

Avrupa şehirlerinde insan ticareti yapan köle tüccarların heykelleri, verilen sokak adları teker teker yok oluyor, değiştiriliyor. Tarihte direnenlerin adları veriliyor. Yağma edilen müze eserlerin geleceği konuşuluyor.

Londra’da beyaz klasik müzikte siyahilere yer olmadığına göre, siyahi ve diğer ayrımcılığa uğrayan müzisyenlerden fevkalade bir orkestra kuruldu. Bu örnek çoğalmalı, filmlerde başrolü ve diğer rolleri dağıtılarak, hor görülen gruplar birlikte çalışmalıdır.

Ayrımcılığa uğrayan gruplar birlikte hareket ederlerse çok şeyi başarırlar. Hiçbir şeye ve kimseye karşı olmadan üretebilirler, buna inanıyorum.

Genel olarak abartmadan sömürge ülkelerde işlenen olaylar şöyle özetlenebilir: Avrupalı memur, subay, tüccar ve araştırma bilim insanları enerjilerinin büyük bir kısmını yerlilere dayak atmak, öldürmek, sanat eserlerini yağmalamak ve evlerini yakmak için harcıyorlardı.

Siegfried Lıchtenstaeder (1885-1942) ölüm toplama kampı, Kültür ve İnsanlık kitabından. Würzburg 1897.

Tarihle kalın!

 

Not:

Bu makaleyi yazarken, Federal Almanya Devleti Afrika’da Herero ve Nama halklarına yapılan katliamı 28 Mayıs 2021 itibarıyla resmen soykırım olarak tanıdı. Milletvekili Cem Özdemir, öncü fikriyle tarihe geçmiş oldu.

Kaynak ve okunması, Türkçe’ye çevrilmesi gereken kitap:

Götz Aly, Das Prachtboot, Wie Deutsche die Kunstschätze der Südsee raubten, Fischer Verlag, Frankfurt a.M., 2021

ISBN: 978-3-10-397036-4

Andrea Böhm, Genozid an Herero und Nama, DIE ZEIT Nr. 21, vom 20.Mai 2021, S. 21

Yorumlar

Taner dedi ki;

2021-06-05 09:47:35

Harika bir bilgi. Kaybolup gitmesin. Aklınıza sağlık..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları