2.4 C
Berlin
10:14 - 10/12/2019
Almanya Haber – Berlin Haberler – Son Dakika Avrupa Haberleri

Adil Hacıömeroğlu

Adil Hacıömeroğlu arşivindeki tüm yazıları ha-ber.com'da.

Diğer Yazarlar

PARTİ İÇİ EĞİTİM VE SÖYLEM

00:03 - 05/12/2010

CHP’de en önemli sorunlardan bir tanesi de parti içi eğitimdir. Parti içi eğitimin eksikliği, örgütün her kademesinde ortaya çıkmakta. Bu durum, zaman zaman partinin üst düzey yöneticilerinde bile söylem kargaşasına neden olmaktadır. Bu söylem kargaşası, partinin politikalarını, görüşlerini, amaçlarını halka anlatmakta önemli engel oluşturuyor. Söylem farklılıkları da halkta parti hakkında tutarsızlık algısı yaratmakta.

Öncelikle partinin her kademesinde görev yapmakta olan ve görev alacak olan kadrolar eğitimden geçirilmeli; CHP’nin tarihsel misyonu, bugünkü sorumluluğu ve gelecekteki amaçları konusunda bilgilenmeleri sağlanmalıdır. Halkın karşısına farklı söylem ve düşüncelerle çıkan partililerin inandırıcılıkları olmuyor. Bu eğitimin kapsamı, yalnızca düşünsel alanda değil; davranış ve halkla iletişim konularında da olmalıdır. Yıllardır partide görev yapan ve dar bir toplumsal ilişki içinde kalan kadroların kendilerini yenileme olanakları yok. İnsanı düşümsel ve davranışsal açıdan geliştiren; kitap okuma, yenilikleri izleme ve benimseme, farklı sosyal kesimlerle sağlıklı ilişki kurabilmektir.

Partiyi her kademede temsil eden kişilerin kurumsal bir sorumluluk duygusunun olması gerek. Bu konuda özenli bir eğitim verilmeli. Kırk yıldır kırk sayfa kitap okumadan solculuk yapan kişilerle geleceğin Türkiye’sine damga vurmak, çağdaş değerlere katkı yaparak onları korumak olanaksızdır.

Bugün CHP’de en çok eksikliği görülen kadın ve gençlik örgütlenmesinin zayıflığıdır. Bu eksikliğe, çok çeşitli nedenler gösterilmekte. Bizce bu işin esası, parti yöneticilerinin düşünsel gelişme ve yenişleşmedeki tutuculuğudur. Çok iyi eğitim görmüş, laik cumhuriyete sonuna kadar bağlı, dünyadaki siyasal, toplumsal, bilimsel, sanatsal, kültürel gelişmeleri yakından izleyen gençlerin, kadınların CHP’ye zorunlu olarak oy vermelerine karşın, parti örgütlerinde görev almamaları ilginçtir. Bu konu, titizlikle araştırılıp var olan nedenlerin ortadan kaldırılması için ivedi çalışmalar yapılmalı. Şu da iyi bilinmelidir ki ülkemizdeki her eğitimli birey, CHP’nin eğitim devrimi sonucunda çağdaş nimetlerden yaralanma olanağını yakalamıştır.

CHP örgütlerindeki söylem ve anlayış farklılıklarını anlamak için parti örgütlerinin (daha çok da gençlik kollarının) internet ortamındaki paylaşım sayfalarına bakmak yeterlidir. Bunlara bakıldığında solun tüm renklerinden moda liberal çizgilere ulaşan bir söylem ve düşünce karmaşası ortaya çıkmakta. Bir partide farklı düşüncelerin, eğilimlerin olması doğaldır. Ancak bu eğilimler, partinin genel anlayışını tümden reddetmez. Bu karmaşanın acıklı yanı ise bir slogan particiliğinin kafalara egemen olması. Sloganlar, bir düşünceyi kısaca ifade eden ve kitlesel heyecan oluşturmak için gereklidir. Yine toplumda yaratacağı algı, siyasal çalışmalar açısından önemlidir. Ancak toplumsal algıyı ters yönde etkileyecek, düşünsel bağlamı zayıf sloganların yararı olmadığı gibi zararı da çoktur. Propagandada asıl hedef; toplumla düşünce, duygu, amaç bağı oluşturmak; zamanla da bu bağı güçlendirerek kitlesel bir bütünsellik yaratmaktır.

Söylem ve sloganda yaratıcı ve yenilikçi olmak da gerekli. Birtakım marjinal sol grupların ya da bazı sağ partilerin sloganlarını ve söylemlerini CHP’ye uyarlamak doğru değil. Sadece kendimize hoş gelen söylem ve sloganlardan kaçınmak partisel çıkarların gereğidir. 1970’li yıllarda CHP, solun her renginin kalın çizgilerle yer aldığı siyasal bir ortamda özgün slogan ve söylemleriyle fark yaratmış, toplumsal belleklerde doğru algıların oluşmasını sağlamıştır. Bu da iktidara giden yolun taşlarını döşemiştir.

Uzun süredir duyduğumuz bir slogan var: “İnadına sol, inadına CHP!” diye. Bazen bu slogan eski ve yeni genel başkanlara da uyarlanıyor. Çok itici ve toplumda olumsuz algı yaratan bir söylem. Neden mi? İnsanlar yaradılışları gereği, olumlu söylemlere sempatiyle yaklaşırlar. “İnat” sözcüğü; toplumsal kavrayış, algılayış açısından bakıldığında bir tersliği, ayak diremeyi ifade ettiğinden olumsuzluğu ön plandadır. Bu açıdan, bu slogan ters, olumsuz bir toplumsal algının oluşmasına neden oluyor. Slogan ve söylemlerde olumlu, hoşluk veren, bütünleştirici, umut vaat eden sözcükler kullanmak, halkta doğru algıların oluşmasında önemlidir.

Peki, CHP eğitiminde neleri esas almalıdır? Öncelikle Atatürk dönemi CHP’si partililere iyi öğretilmeli. Bunu iyi öğrenen partililer de yıllardır sağın toplumun belleğine ördüğü kara propaganda ağını söküp atmalı. Cumhuriyet kazanımlarının toplumsal yaşamımız için nasıl gerekli, vazgeçilmez olduğu kavranmalı, kavratılmalı. Yine bu yapılırken devrimleri gerçekleştiren ikinci meclisin özelliği, partinin başta en üst yöneticileri olmak üzere herkes tarafından iyi bilinmesi gerek. İkinci meclis benzeri devrimci bir meclise ülkemizin o kadar çok gereksinmesi var ki…

Parti içi eğitimde anayasa, yurttaşlık bilgisi, ekonomi, davranış bilimleri, estetik, sosyoloji, toplum psikolojisi, siyasal tarih, Türk tarihi, genel tarih, dil konuları öncelikle yer almalıdır. Dil devrimini yapan bir partinin sözcüleri en doğru Türkçeyi konuşmak zorunda. Yerel ağızlarla konuşan parti sözcüleri, partiyi yerelleştirir. Anlatım bozukluklarıyla dolu bir konuşmanın, kitlelere doğru iletiler vermesi olanaksız. Kulaktan dolma bilgilerle bir görüşün savunulması da mümkün değil.

Siyasal partilerin toplumsal öncülük rolü unutulmamalı. Toplumu değiştirmek için önce parti kadrolarının olumlu yönde değişmesi gerek. Kişisel tartışmaları önlemenin yolu sağlam bir eğitimdir. Bilgi dağarcığı boş adamlar, hep kişilerle uğraşarak dedikodu üretir. Bir kurumda dedikodu, bilgiyi çoğaltarak ve iş üreterek önlenir.

Bölgecilik, mezhepçilik, etnik ayrımcılık, hizipçilik, dar grupçuluk siyasetin müzmin hastalıkları. Bunların tedavisi ise bilgiyle eğitimle olur. Düşünceye ve ideale dayanan parti anlayışı feodal geriliğe dayalı müzmin hastalıkları yok eder. Ayrıca parti içi eğitimle düşünsel gelişim ve dinamizm oluşurken yaratıcı, üretken bir siyasal anlayışın egemenliğine giden yol da açılır.

Adil Hacıömeroğlu

Yazarın Diğer Yazıları

Tüm Yazıları

Çerezler (cookie), ha-ber.com web sitesini daha etkin bir şekilde kullanmanızı sağlamaktadır. Anladım daha fazla